13. Daire 2023/165 E. 2023/2154 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2023/165 E. 2023/2154 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2023/165 Esas 2023/2154 Karar 03.05.2023
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/165 E.,  2023/2154 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/165
Karar No:2023/2154

TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık A.Ş.
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "…" logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 04/06/2020 tarihinde yayınlanan "…" isimli programda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle 25.881,00-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlığa konu yayında, "(...) RTÜK'ün böyle bir ceza kesmesi özel bir düşmanlıktır, bilgisizliktir, cehalettir, olayı çarpıtmaktır. Mahkemeye vereceğiz bunları. Hangi uzman izlemiş şimdi ben merak ediyorum RTÜK üyeleri asgari bir eğitimden geçmiş olması gerekiyor değil mi? Yani ben RTÜK üyelerinin hiç aptal olmadıklarını düşünüyorum ama bu yayını böyle anlamak için ya özel bir kasıt sahibi olmak lazım ya da aptal olmak lazım, aptal olmadıklarına göre kasıtları var demektir. Ben burada RTÜK'ü özel bir kasıt güttüğü, ideolojik gerekçelerle ceza kestiği için protesto ediyorum. Sayın … eğer dinlediğini ve okuduğunu anlama kapasitesine sahipse ki öyle olduğunu düşünüyorum ve diğer Sayın RTÜK üyeleri, izledikleri programı ve dinledikleri sözleri anlama kapasitesine sahiplerse eğer ki onların da öyle olduğunu düşünüyorum (...)" şeklinde ifadeler de bulunulduğundan bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği;
Söz konusu programda kullanılan ifadelerin, eleştiri sınırları ötesinde kişi ve kurumlar hakkında küçük düşürücü, aşağılayıcı ifadeler olduğu, diğer taraftan, RTÜK Başkanı … nezdinde tüm RTÜK üyeleri ve Kurum'a karşı ithamlarda bulunulduğu ve …'in şahsının değil makamının hedef alındığı, RTÜK başkanı sıfatıyla dava konusu işlemde …'in imzasının bulunmasının dava konusu işlemi sakatlamayacağı;
Bu itibarla, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle davacı şirkete idarî para cezası uygulanmasına ilişkin Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usûl ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu yayında kullanılan ifadelerin eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı ve aşağılayıcı ifade içermediği, Türkiye'de her kurum yöneticisinin eleştirilebileceği gibi RTÜK başkanınında eleştirilebileceği, kamusal görev üstlenen bir kişinin katlanmakla yükümlü olduğu eleştiri düzeyinin de oldukça yüksek olacağı, dava konusu Üst Kurul kararında RTÜK Başkanı …'in imzasının bulunmasının bu işlemi yetki ve şekil yönünden sakatladığı, hak arama hürriyetinin ve etkili başvuru hakkının kısıtlandığı ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuku uygun olarak tesis edildiği, davacı tarafından ileri sürülen iddialar mesnetsiz olduğundan temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usûl ve hukuka uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usûl ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 03/05/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirkete ait "…" logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 04/06/2020 tarihinde yayınlanan "…" isimli programda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle 25.881,00-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek görsel basın gerekse yazılı medya organları bu işlevini yerine getirirken özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Topluma mâl olmuş kişilerin özel kişilerle karşılaştırıldığında şahıslarına yönelik eleştirilerin, özel hayatlarının sınırlarının daha geniş olduğu ve bu hususta kamu yararı olduğu açıktır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "İfade özgürlüğü" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir." kuralı ile ifadenin üç unsuru güvence altına alınmıştır; bunlar, bilgi ve fikir alma özgürlüğü, kanaat sahibi olma özgürlüğü, bilgi ve fikir açıklama özgürlüğüdür.
Dolayısı ile ifade özgürlüğünden söz edebilmek için, kişinin farklı fikir ve düşüncelere özgür bir şekilde ulaşması, bu fikirler arasında (özgür bir şekilde) tercih yapabilmesi (kanaat sahibi olması) ve tercih ettiği düşünce ve kanaati başkalarıyla paylaşma özgürlüğünün mevcut olması gerekmektedir. Bu üç unsurun bileşimi, düşünce özgürlüğünü meydana getirmektedir.
Sözleşmenin 10. maddesinde ifade özgürlüğünün resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestisini de kapsadığı belirtilerek bu temel şarta işaret edilmiştir. Sözleşme'de, haber alma ve vermenin ülke sınırları söz konusu olmaksızın geçerli olacağı öngörülmekte, böylece hakkın kapsamı genişletilerek uluslararası bir boyut kazandırılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) haber ve bilgi alma hakkının, her şeyden önce duyurulmak istenen bilgi ve düşüncelerin üçüncü kişiler tarafından alınmasını üye devletler tarafından engellenmesini yasakladığını açıkça belirtmiştir. Burada devletin mükellefiyeti negatif bir nitelik taşımakta olup, devletin bu özgürlüğün kullanılmasına müdahale etmemesi esası üzerine kurulmuştur.
AİHM, verdiği pek çok kararında basının önemini üzerinde durmaktadır. Castells/İspanya kararında basının önemini şu şekilde belirtmektedir; "(...) hukukun üstünlüğü ile yönetilen bir Devlet içinde basının seçkin rolü unutulmamalıdır. Gerçi basının 'düzensizliğin önlenmesi' ve 'başkaların haysiyetlerinin korunması' için konan sınırları aşmaması gerekir; ancak basın, siyasî sorunlar hakkında ve kamu yararıyla ilgili konularda haber ve düşünceleri yayma görevini üstlenmiştir.
Basın özgürlüğü halkın siyasî liderlerin düşünceleri ve davranışları hakkında fikir sahibi olmalarını sağlamaktadır. Ayrıca siyasetçilere, kamuoyunun zihnini meşgul eden sorunlar hakkında düşünceleri ve yorumlarını belirtme fırsatı vermektedir. İfade özgürlüğü herkesin, demokratik bir toplumun özünde yer alan serbest siyasî tartışmaya katılmasını mümkün kılmaktadır."
AİHM, Sunday Times/Birleşik Krallık davasında da, yargı aşamasında olan bir konunun bile halk arasında tartışılabilmesi için basında yer almasının Sözleşme'ye aykırı olmadığına karar vermiştir. AİHM, Lingens/Avusturya kararında ise, basının politik alanda ve demokrasinin işleyişindeki önemine değinmiştir. İlgili olayda AİHM, basın özgürlüğünün halk içinde, siyasî liderler hakkındaki düşüncenin şekillenmesini sağladığını ve siyasî tartışma ortamının demokrasinin temel taşı olduğunu vurgulamıştır. Buna göre, "bir politikacı hakkında yapılan eleştirinin sınırı sıradan vatandaşlara nazaran daha geniş olmalıdır. Çünkü politikacı, sıradan vatandaşlardan farklı olarak her söz ve davranışını bilerek ve isteyerek basının ve kamuoyunun yakın denetimine açmıştır. Sözleşmenin 10. maddesinin ikinci fıkrası, başkalarının, bu arada politikacıların da itibar ve haklarını korumaktadır. Ancak politikacılar söz konusu olduğunda, bu koruma, siyasî konuların tartışılmasındaki yarar ile dengelenmek zorundadır."
Bu kapsamda Yargıtay'ın pek çok kararında yaptığı değerlendirme de aynı yöndedir. "Kamuya mal olmuş kişilerle karşılaştırıldığında özel kişilere yönelik eleştirilerin sınırları daha dardır. Diğer yandan davacı bürokrat olarak eleştiri ağır dâhi olsa eleştirilere olağandan daha fazla katlanabilmelidir." (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2014 tarih ve E:2014/1846, K:2014/16594 sayılı kararı)
Kişinin üstlendiği görevin, toplumdaki önemine göre yapılan eleştirilerin sayısı çoğalacağı gibi gerektiğinde içeriği de çok sert olabilir. Çünkü basın, kamu adına, eleştiri yapmaktadır. Demokrasilerde eleştirilmeyecek kurum, kuruluş, fikir ve düşünce yoktur. Siyasal yaşamda görev yapmak, bu görevin gerektirdiği sorumluluk ve sonuçları kabul etmek demektir. Siyasî kişileri, yöneticileri, genel müdürleri eleştirmek ve onlarla ilgili sürekli haber yapmak basın için bir hak değil, ayrıca bir görevdir. Özellikle siyasal yaşamda görev alan kişilerin, basının her yönüyle kendisi ile ilgileneceğini, eleştireceğini, uyaracağını ve hatta bazen çok sert eleştirilere muhatap olacağını önceden bilmesi ve hesaba katması gerekir. Siyasal figürlerin davranışları, yasalara uygun olsa ve yasalara aykırı hiçbir eylem içermese dâhi, basın tarafından değer yargılarına ters düşen davranışlarının sorgulanacağını bilmesi ve bilebilecek durumda olması gerekir (Kişilik Hakları-Medya Etik Yargı Kararları, Fikret İlkiz ve Barış Günaydın, Küresel İletişim Dergisi, Sayı: 2, Güz-2006).
"Sonuç olarak kabul etmek gerekir ki, hükümet üyelerimiz ve diğer politikacılarımız, üst düzey bürokratlarımız görevleriyle ilgili olarak görsel ve/veya yazılı basında yapılan eleştirileri, yer alan karikatürleri, sade vatandaşlara göre, çok daha geniş bir 'hoşgörüyle' karşılamalıdırlar. Politik alandaki bir ölçüde sert ve kırıcı tartışmalar, eleştiriler, demokratik rejimlerde 'kamu yararı' kapsamı içinde değerlendirilmesi gereken olgulardır." (Türk Borçlar Hukuku, Prof. Dr. Safa Reisoğlu, s. 254)
Yargı kararlarında ve doktrindeki yukarıda alıntı yapılan görüşler itibarıyla, devlet adamı, politikacı, üst düzey bürokrat, yazar, sanatkâr gibi topluma mâl olmuş veya kamuoyunda tanınmış kişilere yönelik eleştiri sınırının, normal bireylerden daha geniş olduğu konusunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Bu bakımdan, kişiliklerine yönelik yapılan eleştirilerde suçlayıcı, küçültücü kaba bir uslup kullanıldığı iddia edilen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun ve Kurul Başkanı … ile Kurul üyelerinin kamuya mâl olmuş kişilikleri haiz bulunduğu tartışmasızdır.
Bu itibarla, dava konusu program, mevzuat hükümleriyle birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun ve Kurul Başkanı … ile Kurul üyelerinin görevleri dolayısıyla eleştirildiği, Üst Kurul tarafından, muhalif kabul edilen televizyonlara hasmane tavırla idarî para verildiği yönünde sert eleştiriler yapıldığı, yayında yapılan eleştirilerin yayın tarihinden önce de kamuoyunda tartışılan konular olduğu, yorum yapılan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun tüzel kişiliğinin ve Kurul başkanı ile üyelerinin kişiliğinin topluma mâl olmuş bir konumda bulunduğu da dikkate alındığında, yapılan sert eleştirilere katlanmaları gerektiği ve bu eleştirilerin ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı, dolayısıyla söz konusu programda 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlâl edilmediği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, idarî para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, davanın reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın