13. Daire 2023/1009 E. 2023/2619 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2023/1009 E. 2023/2619 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2023/1009 Esas 2023/2619 Karar 24.05.2023
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1009 E.,  2023/2619 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/1009
Karar No : 2023/2619

DAVACI : S.S. …Köyü Sulama Kooperatifi
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararının, tarımsal sulama tüketicileri açısından tarımsal sulama limiti yönünden iptali istenilmiştir.

DAVACININ İDDİALARI :
Davalı idare tarafından belirlenen 7 milyon kWh/yıl limiti nedeniyle Son Kaynak Tedarik Tarifesinden yararlandırılmadığı, limiti aşan aboneler yüksek tüketimli tüketici tarifesinden ücretlendirileceğinden elektrik kullanabilmek için ikili anlaşma yapmak zorunda kalındığı, kooperatif tüzel kişiliğinden dolayı tek elektrik abonesi gibi görünülse de 330 üyenin ayrı ayrı kendi tarımsal üretimleri için bu abonelikten faydalandığı, 2021 yılı Kasım ayına kadar tedarik şirketi tarafından yüksek tüketim tarifesinden faturalandırılmadığı, ikili anlaşma ile tarife dışına itildiğinin Mayıs 2022 tarihine kadar anlaşılamadığı, sulama yapılan ilk ay olan Nisan 2022 dönemine istinaden yüklü bir fatura düzenlendiği, davalı idare nezdindeki girişimler sonucu … tarih ve … sayılı Kurul kararı ile limitin 100 milyon kWh/yıla çıkarıldığı, kendilerini yüksek tüketimli tüketici kabul eden dava konusu kararlar ortadan kalktığında zorla imzalanan ikili anlaşmanın hukuki dayanağının ortadan kalkacağı, Son Kaynak Tedarik Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ'in amacı dikkate alındığında, ekonomik ve sosyal yönden görece zayıf çiftçilerin tarlalarını sulamaları ve tarımsal üretim yapabilmeleri için kurulan bir kooperatifin daha pahalı enerji tedariki yapmaması gerektiği, uygulamanın mevzuat değişmemiş olmasına rağmen Kasım 2021'den itibaren değiştirilmiş olmasının idari işlemlerde süreklilik, devamlılık ve güvenirlik ilkeleri ile Anayasanın sosyal hukuk devleti ve kanun önünde eşitlik ilkelerine aykırı olduğu, her tarımsal sulama kuyusuna bir abonelik tesis edilmiş olsaydı kooperatif ortaklarının mağdur edilmemiş olacağı, aynı bölgede kendi sulamasını kendi kuyusundan yapan küçük tüketicilere uygulanan fiyat ile kendilerine uygulanan fiyat arasında bariz fark olduğu, konuta dahi 50 milyon kWh limiti belirlenmişken tarımsal sulama yapan kooperatifler için belirlenen 7 milyon kWh limitin zarara neden olduğu ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :
Öncelikle, usule ilişkin olarak, 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararının yürürlükte olduğu dönemde yüksek tüketimli tüketicilere ilişkin son kaynak tedarik tarifesi üzerinden faturalandırılmadığı, ikili anlaşma yaparak enerji tedarik ettiği dikkate alındığında, mezkûr Kurul kararının davacı nezdinde menfaat ihlâline yol açmaması sebebiyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; 22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı Kurul kararının 27/10/2020 tarih ve 31287 sayılı Resmî Gazete'de, 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararının 02/04/2022 tarih ve 31797 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı, davacı tarafından, dava konusu kararların geri alınması talebiyle kendilerine herhangi bir başvuru yapılmadığı, Kasım 2021 faturası bakımından uygulama alanı bulan 9636 sayılı Kurul kararının uygulanması üzerine kararın iptali talebiyle açılmış bir dava bulunmadığı, davanın süresinde açılmadığının tespiti hâlinde davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği; aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep - sonuç ilişkisi bulunmayan Kurul kararlarına karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca aynı dava dilekçesi ile dava açılamayacağından ve davada daha önce bir kez dilekçe ret kararı verildiğinden, davanın 2577 sayılı Kanun'un 15/5 fıkrasında yer alan kural uyarınca reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
Esasa ilişkin olarak ise, görevli tedarik şirketlerinin tedarik lisansı kapsamında serbest tüketiciler ile ikili anlaşma akdedebildiği, ikili anlaşması bulunmayan serbest tüketicilerin görevli tedarik şirketinden aldıkları enerji için son kaynak tedarik tarifesinin uygulama alanı bulduğu, tarifeye tâbi olan tüketicilerin tüketim miktarlarına göre yüksek tüketimli ve düşük tüketimli tüketiciler olarak gruplara ayrıldığı, son kaynak tüketici gruplarını belirleyen tüketim miktarlarının piyasanın gelişimine bağlı olarak sosyal ve ekonomik durumlar göz önüne alınarak belirlendiği, davacının dava konusu Kurul kararlarıyla belirlenen limitleri aşması nedeniyle tarife kapsamında faturalandırılmak yerine ikili anlaşma yaparak enerji temin etmesinin tam olarak 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile amaçlanan bir durum olduğu, kararlar ile tarımsal faaliyetler abone grubuna ilişkin limitler belirlenirken EÜAŞ'ın azalan arz kaynakları kapsamında büyüyen talep tarafının nazara alındığı, EÜAŞ'ın portföyünün yönetimini kolaylaştırmak ve portföyü rahatlatmak gibi amaçların da göz önünde tutulduğu, dağıtım şirketleri, TEİAŞ ve EPİAŞ'tan talep edilen abone grubu bazında tüketim miktarları ve tüketici sayılarına ilişkin verilerin dikkate alındığı, davacının yüksek tüketimli olmasına rağmen ikili anlaşma yapmak zorunda olmadığı, tarifeye tâbi olarak görevli tedarik şirketinden elektrik temin edebilme hakkı bulunduğu, dava dilekçesi ekindeki faturaların not kısmında, "Tüketici sınıfı: İkili anlaşma ile elektrik alan serbest tüketici" ifadesinin yer aldığı, davacının indirimli bedellerden yararlanmasının ikili anlaşmadan kaynaklandığı, sonraki dönemlerde aynı indirimden yararlanamadığı için dava konusu Kurul kararlarının iptalinin istenilmesinin kabul edilemez olduğu, bu hususun özel hukuk hükümleri kapsamında çözülmesi gerektiği, uygulanan tarifeler uyarınca tüketicilerin özellikleri ve nitelikleri gereği farklı birim bedellere tâbi olmalarının eşitlik ilkesine aykırı olmadığı savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Davanın, 22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı Kurul kararı yönünden süre aşımı nedeniyle, 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararı yönünden ehliyet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı çok sayıda üyesi bulunan bir sulama kooperatifidir. Davacı tarafından sulama amacıyla kullanılmakta olan elektrik enerjisi, …Elektrik Perakende Satış A.Ş. (…) tarafından sağlanmaktadır.
…tarafından Ağustos 2022 dönemi için düzenlenen faturaya ilişkin olarak, tutarın hatalı olarak yüksek hesaplandığı iddiasıyla davacı tarafından …'a düzeltme talebiyle yapılan başvuru ... tarafından reddedilmiştir.
Aynı süreçte davalı idareye yapılan, … tarih ve … sayılı Kurul kararına aykırı olarak tanzim edildiği iddia edilen Ağustos ayı faturasında fazladan yapılan tahsilat ile ilgili olarak tedarikçi firmanın faturanın düzeltilmesi hususunda uyarılması talepli başvuru ve Haziran ve Temmuz ayı faturalarında yapılan fazla tahsilatların iade edilmesine ilişkin karar alınması talepli başvuru davalı idare tarafından zımnen reddedilmiştir.
Ayrıca, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Tarifeler Dairesi Başkanlığı tarafından, … tarih ve E-… sayılı yazı ile bila tarih ve … sayılı yazı ile mezkûr başvurulara cevap verilmiştir.
22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı ile 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararlarının, … tarih ve … sayılı Kurul kararına aykırı olarak tanzim edildiği iddia edilen Ağustos ayı faturasında fazladan yapılan tahsilat ile ilgili olarak tedarikçi firmanın faturanın düzeltilmesi hususunda uyarılması talepli başvuru ile Haziran ve Temmuz ayı faturalarında yapılan fazla tahsilatların iade edilmesine ilişkin karar alınması talepli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemlerin iptali ile fazladan tahsil edildiği ileri sürülen tutarların faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davada, Dairemizin 29/12/2022 tarih ve E:2022/4147, K:2022/5409 sayılı kararıyla, arasında maddi veya hukukî bağlılık bulunmadığı gibi sebep-sonuç ilişkisinin de mevcut olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenleyici Kurul kararları için ayrı, diğer işlemler için ayrı dilekçelerle dava açılması gerektiği gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine aykırı bulunan dilekçenin reddine karar verilmiştir.
Bunun üzerine mezkûr Kurul kararlarının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da altmış gün olduğu; dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri; 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) ve (e) bentlerinde, dava dilekçelerinin ehliyet ve süre aşımı yönünden inceleneceği; ilk inceleme üzerine verilecek kararları belirleyen 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, 14. maddenin üçüncü fıkrasının (c) ve (e) bendine aykırılık görülmesi hâlinde davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, Ağustos 2019 - Ekim 2021 tarihleri arasında davacı ile …arasında ikili anlaşma bulunduğundan ilgili dönem aralığında tahakkuk eden faturaların ikili anlaşma kapsamında düzenlendiği, anlaşmanın 31/10/2021 tarihinde sona ermesi nedeniyle Kasım 2021 dönem faturasının dava konusu 9636 sayılı Kurul kararı gereği düzenlendiği, Aralık 2021 ile Ağustos 2022 tarihleri arasında tahakkuk eden faturaların ise, 01/12/2021 başlangıç tarihli ikili anlaşma kapsamında düzenlendiği anlaşılmaktadır.
22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı Kurul kararı yönünden;
Aktarılan kurallardan, düzenleyici işlemin ilanından sonra dava açma süresi içinde bu işlemin iptali istemiyle dava açılabileceği gibi, dava açma süresinin geçmiş olması hâlinde, düzenleyici işlemin uygulanmasına ilişkin yeni bir işlem tesis edildiğinde ilgililerin uygulama işlemini veya dayanağı olan düzenleyici işlemi ayrı ayrı veya birlikte yine dava açma süresi içinde dava konusu edebilecekleri anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, 9636 sayılı Kurul kararının 27/10/2020 tarih ve 31287 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı, bu tarihten itibaren davacı tarafından süresi içerisinde davalı idareye bir başvuru yapılmadığı gibi, kararın iptali istemiyle dava da açılmadığı, Kasım 2021 elektrik tüketim faturası ile davacı bakımından uygulama alanı bulan mezkûr karara karşı, bu uygulama işlemine bağlı olarak süresi içerisinde herhangi bir dava açılmadığı gibi idari başvuru da yapılmadığı, en geç bu faturanın düzenlenerek gönderildiği 30/11/2021 tarihinden itibaren süresi içerisinde idari başvuru yapılması veya dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra dilekçe ret kararı öncesi ilk olarak 10/10/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme imkânı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından dava konusu karar nedeniyle ikili anlaşma imzalandığı ileri sürülse de, ilgili dönemde geçerli olan anlaşmanın 30/11/2021 tarihli Kasım 2021 faturasından çok daha önce imzalandığı, dolayısıyla bu bakımdan sürenin evleviyetle aşılmış olduğu açıktır.
31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararı yönünden;
İptal davası açılabilmesi için idarî işlem nedeniyle ilgilinin menfaatinin etkilenmiş olması, etkilenen menfaatin somut, güncel ve meşru bir menfaat olması, iptali istenilen işlem ile davacı arasında makul ve ciddi bir ilginin bulunması gerekmektedir. Aksi durumun kabulü, toplum yararına olduğu düşünülen her konuyu tüm vatandaşların dava konusu yapabilmesi olasılığını beraberinde getirir ki, bunun dava açma ehliyetine ilişkin yasal düzenlemenin amacına aykırı olacağı açıktır.
Bu itibarla, ilgili dönemde görevli tedarik şirketi ile aralarındaki ikili anlaşma uyarınca fatura düzenlenmekte olan davacı bakımından 10907 sayılı Kurul kararının hiç uygulanmadığı, kararın yayımlandığı ve yürürlüğe girdiği tarihlerde davacının hâlihazırda 01/12/2021 başlangıç tarihli ikili anlaşma ile elektrik alan tüketici sınıfında olduğu, dava dilekçesi ekindeki faturalarda da bu hususun belirtildiği anlaşıldığından, dava dilekçesinde mezkûr kararda yüksek tüketim limiti düşük belirlendiğinden ikili anlaşma yapılmak durumunda kalındığı, karar dolayısıyla kendilerine fahiş tutarlı faturalar düzenlendiği iddialarının ileri sürüldüğü dikkate alındığında, davacıya uygulanması mümkün olmayan dava konusu Kurul kararının iptalini istemekte davacının kişisel, güncel ve meşru bir menfaatinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı Kurul kararı yönünden DAVANIN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE oybirliğiyle;
2. 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararı bakımından DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE esasta oybirliğiyle gerekçede oyçokluğuyla;
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 24/05/2023 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY:
Dava konusu 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararı yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da altmış gün olduğu; dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri; 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin süre aşımı yönünden inceleneceği; ilk inceleme üzerine verilecek kararları belirleyen 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, 14. maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendine aykırılık görülmesi hâlinde davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kurallardan, düzenleyici işlemin ilanından sonra dava açma süresi içinde bu işlemin iptali istemiyle dava açılabileceği gibi, dava açma süresinin geçmiş olması hâlinde, düzenleyici işlemin uygulanmasına ilişkin yeni bir işlem tesis edildiğinde ilgililerin uygulama işlemini veya dayanağı olan düzenleyici işlemi ayrı ayrı veya birlikte yine dava açma süresi içinde dava konusu edebilecekleri anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu kararın 02/04/2022 tarih ve 31797 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı, davacı tarafından kararın geri alınması talebiyle herhangi bir başvuru yapılmadığı, ilgili dönemde elektrik faturaları görevli tedarik şirketi ile davacı arasında imzalanan ikili anlaşma uyarınca düzenlendiğinden kararın davacı bakımından uygulanmadığı, dolayısıyla en geç kararın yayımlandığı 02/04/2022 tarihinden itibaren süresi içerisinde idari başvuru yapılması veya dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra dilekçe ret kararı öncesi ilk olarak 10/10/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme imkânı bulunmadığı anlaşıldığından, davanın bu bakımdan da süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği düşüncesiyle Daire kararının bu kısmının gerekçesine katılmıyorum.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın