13. Daire 2022/4471 E. 2024/1417 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2022/4471 E. 2024/1417 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2022/4471 Esas 2024/1417 Karar 25.03.2024
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/4471 E.,  2024/1417 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/4471
Karar No:2024/1417

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına ilişkin kararının kaldırılarak anılan Dairenin istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının ortağı olduğu ... Turizm Limited Şirketi hakkında Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulu (Kurul)'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 295.866,00-TL ve ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 137.356,00-TL idari para cezasının şirketten tahsil edilememesi üzerine kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; limited şirketlerde şirket müdürünün kanunî temsilci olduğu, limited şirketten kısmen veya tamamen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının tahsili için 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35'inci maddesi uyarınca şirket müdürlerinin sorumluluğuna gidilebileceği, uyuşmazlığın, davacının 04/11/2010 ve 03/05/2012 tarihleri arasında ortağı ve müdürü olduğu ... Turizm Limited Şirketi'ne verilen idarî para cezalarından kaynaklanan amme alacaklarının, anılan şirketten tamamen tahsil edilememesi ve tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacının sorumluluğuna gidilmesinden kaynaklandığı, davacının 04/11/2010 ve 03/05/2012 tarihleri arasında anılan şirketin kanunî temsilcisi olduğu, dava konusu ödeme emrine esas alınan şirkete yönelik idarî para cezası işlemlerinin incelenmesinden, anılan şirkete ait akaryakıt istasyonunda 21-22/04/2011 tarihlerinde yapılan denetime istinaden Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararıyla 295.866,00-TL ve ... tarih ve ... sayılı kararıyla 137.356,00-TL idarî para cezası verildiği, Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 137.3566,00-TL idarî para cezasının ... tarih ve .... sayılı yazıyla şirkete 19/10/2012 tarihinde tebliğ edildiği, yine davacı şirkete Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 295.866,00-TL idarî para cezasının ... tarih ve ... sayılı yazıyla 19/10/2012 tarihinde şirkete tebliğ edildiği, anılan idari para cezalarına süresi içerisinde itiraz edilmediği veya dava açılmadığı belirtilerek tahsili için ... tarih ve ... sayılı yazıyla davalı idareye bildirildiği, davalı idarece idari para cezalarına istinaden şirket adına borç tahakkuk ettirildiği, ödeme emrine konu para cezalarının kesinleştiği, davacının anılan şirketin mesul müdürü olduğu dönemde yapılan denetimler sonucu şirkete idarî para cezaları verildiği, yani idarî para cezalarına konu fiillerin davacının şirketin mesul müdür olduğu tarihte işlendiği, idarî para cezalarına karşı dava açılmadığı, bazı idarî para cezası verilmesi işlemlerinin davacının şirkete ortaklığı ve mesul müdürlük sıfatı devam ederken ve bir kısmının ise davacının şirket ortaklığı ve mesul müdürlüğü sıfatı sona erdikten sonra tesis edildiği anlaşılmakta ise de, netice itibarıyla davacı adına tanzim edilen ödeme emrine esas tüm idarî para cezalarına konu fiillerin davacının müdürlük sıfatı, yani şirket işlerini yürütme sıfatı devam ederken işlendiği, bu hâliyle de fiillerin işleniş tarihi itibarıyla davacının sorumluluğu bulunduğu, davacının ortağı ve mesul müdürü olduğu şirkete yönelik verilen ve amme alacağı niteliğinde olan idari para cezalarının kesinleşmiş olması, şirkete yönelik davalı idarece yürütülen takip sonucu ilgili alacakların tahsil edilemeyen ve tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacak kapsamında değerlendirilmiş olması nedeniyle, asıl borçlu olan ve limited şirket niteliğini haiz ... Turizm Limited Şirketi'nin amme borcuna yönelik, idari para cezasına konu fiillerin işleniş tarihi itibarıyla sorumluluğu bulunan davacı adına 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca takip yapılmasının ve bu kapsamda ödeme emri düzenlemesinin mümkün olduğu, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Anılan karara yönelik davacı tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Dairenin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararıyla; temyiz başvuru dilekçesi verilirken gerekli posta ücretinin ödenmediğinin tespiti üzerine 21/07/2022 tarihli yazıyla posta ücretinin yedi gün içinde yatırılması ve bu süre içinde yatırılmadığı takdirde temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı hususunun davacıya bildirildiği, söz konusu yazının davacıya 30/07/2022 tarihinde usûlüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın süresi içinde posta ücretinin yatırılmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dosyada yeterli gider avansının bulunduğu, hal böyle iken Dairece "posta ücretinin ödenmemiş olması nedeniyle temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı" yönünde çıkarılan ihtarın usul ve yasaya aykırı olduğu, bu sebeple temyiz başvurusunun reddedilmiş olmasının adil yargılama hakkı ile mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği, takibe konu idari para cezalarının kendisinden tahsil edilmeye çalışılmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, şirketteki hisselerini devrettiğinden sorumluluğu kalmadığı, kendisine yönelik takip ve buna dair ödeme emirlerinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediği, şayet tebliğ edilmiş olsaydı itiraz ve dava açılmasının kaçınılmaz bir durum olacağı, limited şirket ortaklarının şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları, amme alacağının ödeme emriyle takibe alınabilmesi için vadesinin gelmiş olması ve vadesinde ödenmemiş olması gerektiği, amme alacağının vadesinin geldiğinden bahsedebilmek için ise, ödeme emrine konu vergi veya ceza borcuna ilişkin tarh ve ceza kesme işleminin ilgilisine usulüne uygun olarak tebliğ edilerek tahakkukunun sağlanmış olması, yani kesinleşmiş ve tahsil aşamasına gelmiş bir amme alacağının bulunması gerektiği, öte yandan, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca limited şirketin varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların limited şirket ortaklarından takip ve tahsili cihetine gidilebilmesi için ise, öncelikle usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bulunan kamu alacağının şirketten takip ve tahsili amacıyla tüm takip yollarının usulüne uygun olarak denenmiş ve tüketilmiş olması ve bu suretle kamu alacağının şirket malvarlığından tahsil edilemediğinin ortaya konulması koşulunun gerçekleşmesi gerektiği, somut olayda asıl borçlu şirket adına hukuken muteber kabul edilebilecek bir tarhiyat bulunmadığı, dolayısıyla usulüne uygun olarak tarh ve tahakkuk edilerek kesinleşmiş bir kamu alacağı bulunmadığından, hukuken varlık kazanamayan kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle kendisinden tahsil edilmeye çalışılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki karara karşı yapılan temyiz başvurusuna yönelik olarak temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 25/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın