13. Daire 2019/4458 E. 2024/3554 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2019/4458 E. 2024/3554 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2019/4458 Esas 2024/3554 Karar 26.09.2024
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/4458 E.,  2024/3554 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/4458
Karar No:2024/3554

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Akaryakıt Dağıtım ve Gaz İşletmeleri Sanayi ve Ticaret AŞ.

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin bayisine ait akaryakıt istasyonunda 23/09/2016 tarihinde yapılan denetim sonucunda, istasyon otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmadığı ve bayinin yapmış olduğu tank dolumlarını ve dağıtıcı satışları arasındaki farklılıkları sorgulamadığından bahisle, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 1.026.994-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; akaryakıt istasyonunda ödeme kaydedici cihazların mali hafıza raporlarına göre, 01/08/2016-27/08/2016 döneminde 8.330 lt olduğu, buna karşılık otomasyon sisteminde aynı dönemde 7.060 lt satış yapıldığının ve 2016 yılı Ağustos ayında toplamda 12.892 lt motorini tanklarına doldurduğu ancak davacıdan alınan 17/08/2016 tarihli 9.898 lt miktarlı bir adet faturanın ibraz edildiği, fatura ile dolum arasında 2.994 lt fark tespit edildiği ve menşeinin belgelendirilemediği, Kurum tarafından yapılan incelemede, otomasyon verilerine göre; 1.270 lt motorinin otomasyon sistemine yansıtılmadığının tespit edildiği, bu haliyle; istasyonda bulunan otomasyon sistemine yansımayan akaryakıt hareketlerinin bulunduğu ve dağıtıcı lisans sahibi tarafından herhangi bir aykırılık bildiriminde bulunulmadığı, öte yandan, davacı tarafından, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde düzenlenen üç aylık sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve bu sürenin geçirildiğinden bahisle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmişse de; ilgili düzenlemede yer alan sürenin hak düşürücü süre olmadığı, yasa koyucu tarafından idarelerinin makul sürelerde iş ve işlem tesis etmesini sağlamaya yönelik getirilen düzenleyici nitelikte süre olduğu değerlendirildiğinden davacının bu iddiasına da itibar edilmediği; bu durumda, dağıtıcı lisansı sahibi olan davacının, Kurum tarafından belirlenen esaslara uygun olarak bayilerinde kaçak akaryakıt satışının yapılmasını önleyen teknolojik yöntemleri de içeren bir denetim sistemi kurmak ve uygulamakla yükümlü olduğu, otomasyon sistemiyle ilgili yükümlüklerini yerine getirmediği sabit olan davacı şirketin denetimde tespit edilen hususların aksini kanıtlar bilgi ve belge sunmaması karşısında bayi üzerinde takip ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşıldığından, idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından, 5015 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddelerinde yapılan değişikliklerle lehe düzenleme getirildiği, bu hükümler dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmak suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiş ise de, 7164 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle 5015 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. madde gereğince bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce Kurulca verilmiş olan idari para cezaları yönünden ihtar yapılması imkânı bulunmadığı, Kanun'un 19. maddesinde yapılan değişiklikle idari para cezalarına getirilen asgari ceza oranlarının yükseltildiği de dikkate alındığında, davacının lehine bir durum yaratmadığı görüldüğünden, davacının bu iddialarına itibar edilmediği, davacı tarafından ileri sürülen diğer iddiaların da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hak düşürücü süreler geçtikten sonra işlem tesis edildiği, davalı idare tarafından denetim sorumluluğunun yerine getirilmediği, faili olmadığı bir eylemden dolayı şirketin sorumlu tutulamayacağı, otomasyon sisteminin fiziken güvenliğinden bayinin sorumlu olması gerektiği, dava konusu işlemin cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu, 7164 sayılı Kanun’la getirilen lehe düzenlemenin uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
7164 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. maddenin birinci fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri işleyenler için nasıl bir usul izleneceği öngörülmüş; ikinci fıkrasında ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurul tarafından karara bağlanmış idari para cezalarının tahsiline ilişkin kurallara yer verilmiştir.
Söz konusu Geçici maddede, niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve haklarında idari para cezası uygulanan kişiler yönünden ne gibi bir işlem yapılacağı açıklanmamış ise de, yeni düzenlemede yer alan ihtar müessesesi lehe kanun niteliğinde olduğundan, yargı aşamasındaki idari para cezaları ile ilgili olarak yargı yerleri tarafından lehe kanun hükümlerinin belirtilen kişiler hakkında da uygulanması gerektiği açık olmakla birlikte, davacı şirketin fiili ... tarih ve ... sayılı düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olan fiiller arasında sayılmamıştır.
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 26/09/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın