10. Daire 2025/2647 E. 2025/6772 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

10. Daire 2025/2647 E. 2025/6772 K. — Danıştay Kararı

10. Daire 2025/2647 Esas 2025/6772 Karar 25.12.2025
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2025/2647 E.,  2025/6772 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/2647
Karar No : 2025/6772

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLLERİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, murisleri ...'ın 10/10/2015 tarihinde Ankara Garı önünde meydana gelen bombalı saldırıda hayatını kaybetmesinde idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık davacı eş ... için 600.000,00 TL, davacı çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 400.000,00 TL olmak üzere toplam 1.400.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 11/03/2024 tarih ve E:2022/1834, K:2024/651 sayılı bozma kararına uyularak davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, bu hususun kararlarda dikkate alınmadığı, manevi tazminatın olayın oluş şekli ve müvekkillerinin yaşadıkları büyük acı dikkate alındığında yetersiz olduğu, sebepsiz şekilde azaltıldığı, müvekkillerinin adli yardımdan faydalandığı, bu nedenle vekalet ücretinden muaf tutulabilecekleri, 15 Temmuz mağdurlarına kendilerine oranla daha fazla manevi tazminata hükmedildiği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, olayın hizmet kusuru bulunmayan bir terör olayı olduğu, bu nedenle 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın düzenlenme amacına aykırı şekilde yüksek belirlendiği, bu nedenle diğer tazminat dosyaları ile eşitsizliğe yol açtığı iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
A) Temyize Konu Kararın Esasa İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın esasa ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Davacılar Lehine Hükmedilen Vekalet Ücretine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin 3. fıkrası uyarınca vekalet ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin esas alınması gerekmektedir.
03/10/2024 tarih ve 32681 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Avukatlık ücretinin kapsadığı işler" başlıklı 2. maddesinde, Tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu; "Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti" başlıklı 3. maddesinde, yargı yerlerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin gözönünde tutulacağı; "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde, (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği, "Uygulanacak tarife" başlıklı 21. maddesinde, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınacağı düzenlemesi düzenlemesi yer almaktadır.
Öte yandan Tarife'nin "Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret" başlıklı üçüncü kısmının 1. Satırında; ilk 100.000,00 TL için %16 oran belirlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, bakılan davanın kısmen kabul, kısmen ret kararı ile sonuçlandığı, davanın kısmen kabulüne ilişkin kısım yönünden davacılar lehine 18.000,00 TL ve davanın kısmen reddine ilişkin kısım yönünden ise davalı idare lehine (Tarifenin 10. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hükmedilecek vekalet ücreti, davacı tarafa hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceği kuralı dikkate alınarak) 18.000,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, davacı eş için 50.000,00 TL, davacı çocuklar yönünden her biri için ayrı ayrı 40.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 03/10/2024 tarih ve 32681 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmı uyarınca toplam tutar üzerinden 20.800,00 TL davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacılar lehine 18.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu durumun sehven olduğu anlaşıldığından, temyize konu kararın hüküm fıkrasında yer alan; "7-Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat üzerinden belirlenen 18.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine," ibaresinin "7-Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat üzerinden belirlenen 20.800,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
C) Temyize Konu Kararın, Reddedilen Manevi Tazminat İstemleri Nedeniyle Davacılar Aleyhine Hükmedilen Vekalet Ücreti ve Yargılama Gideri Yönünden İncelenmesi:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinin 2. fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden Anayasaya aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarih ve E:2024/29, K:2024/226 sayılı kararı ile "...26. Kural uyarınca manevi tazminat davasının kısmen reddedilmesi hâlinde davayı açan kişinin yargılama giderlerinin bir bölümünden sorumlu tutulması bu kişi üzerinde oluşturduğu baskı nedeniyle mahkemeye erişim hakkını sınırlamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2021/107, K.2022/109, 28/9/2022, § 36; Abdullah Karataş, B. No: 2019/4150, 3/2/2022, § 29)....40. Manevi tazminat olarak ödenecek tutarın belirlenmesinde hâkimin sınırsız bir takdir yetkisine sahip olmaması ve manevi tazminat davalarında sağlanacak içtihat istikrarı da davacı yönünden söz konusu öngörülemez durumu ortadan kaldırmamaktadır. Nitekim davacı, hâkim tarafından hükmedilen tutarın az da olsa üzerinde bir tazminat talep etmiş olması hâlinde kural uyarınca yargılama giderlerinin bir bölümünden sorumlu tutulacaktır.41. Diğer yandan manevi tazminat tutarının yargılama süresince dosyaya giren bilgi ve belgelerle belirli hâle gelmesine de imkân bulunmamaktadır. Nitekim manevi tazminat tutarının belirli olmaması bu tutarın hesaplanma yönteminin bulunmamasından, başka bir ifadeyle hâkimin takdir ettiği bir tutar olmasından kaynaklanmaktadır.42. Manevi tazminat davasında davacının hak kaybı yaşamamak adına talep edeceği tazminat miktarını yüksek şekilde belirlemeye ilişkin bir baskı altında kalabileceği kuşkusuzdur. Diğer yandan davacının talebinin bir kısmının kabul edilmemesi durumunda kural gereğince yargılama giderlerinden sorumlu tutulması talebin belirlenmesinde davacı üzerinde baskı oluşturan bir diğer husustur.43. Buna göre manevi tazminat davasında talebini düşük belirlemesi durumunda hak kaybı yaşayabilecek olan ayrıca hâkimin takdirine bağlı olarak talebinin bir kısmının kabul edilmemesi durumunda kural uyarınca yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün olan kişilerin temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal güvencelere uygun şekilde mahkemeye erişebildiğinden söz edilemez....46. Bu itibarla miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını, başka bir ifadeyle davanın sonunda talebinin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde kuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın “manevi tazminat davaları” yönünden kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır. 47. Açıklanan nedenle kural, “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir." gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesinin 2. fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden iptaline karar verilmiştir.
Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrasında "...Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralı, ayrıca 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; 5. fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez."; 6. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır.
Anayasa'nın metnine yer verilen hükümleri uyarınca; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir kurala ilişkin kararın hüküm kesinleşinceye kadar gelmesi durumunda mahkemeler bu karara uymak zorundadır ve bu karar yasama, yürütme ve yargı organları, idare makamları, gerçek ve tüzel kişiler için bağlayıcıdır.
Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin açmış olduğu davalarda da; uyuşmazlığın çözümünde esas alınacak olan kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi Anayasa'da yer alan eşitlik ve hukuk devleti ilkelerinin bir gereği olduğundan, bu durum Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrasında yer alan iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesine aykırılık teşkil etmez.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlığa konu davada, Bölge İdare Mahkemesi tarafından davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile eş ... için 50.000,00 TL, çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine ve reddedilen kısım nedeniyle davacılar aleyhine yargılama giderlerine hükmedildiği görülmektedir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile yargılama giderleri konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun'un 326. maddesinin 2. fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, iptal kararının 14/12/2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, yasama organınca kanuni bir düzenleme yapılmadığı dikkate alındığında Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu da göz önünde bulundurulduğunda manevi tazminat ödenmesi istemiyle açılan davalarda, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi halinde reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla; temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan,
" 6-Davadaki haklılık oranına göre aşağıda dökümü yapılan mahkeme, istinaf ve temyiz safhalarına ilişkin 1.368,20-TL yargılama giderinden, 1.241,24-TL'sinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 1.241,24-TL yargılama giderinden 29,20-TL başvurma harcı ile 4,30-TL vekalet harcının yatırılmış olduğu anlaşıldığından, 1.207,24-TL yargılama giderinin davacılara tamamlattırılması için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, kalan 126,96-TL yargılama giderinin davalı idarenin genel bütçeye dahil olduğundan tamamlatılmasına yer olmadığına,
8-İstinaf ve temyiz safhasında davalı İçişleri Bakanlığı tarafından karşılanan toplam 193,85-TL posta giderinin 18,00-TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 175,85-TL posta gideri ile yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (Davalı idare lehine hükmedilecek vekalet ücreti, davacı tarafa hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceğinden) ret edilen manevi tazminat üzerinden belirlenen 18.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine," ibarelerinin,
" 6-Davadaki haklılık oranına göre aşağıda dökümü yapılan mahkeme, istinaf ve temyiz safhalarına ilişkin 1.368,20 TL yargılama giderinden, 1.241,15-TL'sinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 1.241,15 TL yargılama giderinden 29,20 TL başvurma harcı ile 4,30 TL vekalet harcının yatırılmış olduğu anlaşıldığından, 1.207,65 TL yargılama giderinin davacılara tamamlattırılması için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, kalan 127,05 TL yargılama giderinin davalı idarenin genel bütçeye dahil olduğundan tamamlatılmasına yer olmadığına,
8-İstinaf ve temyiz safhasında davalı İçişleri Bakanlığı tarafından karşılanan toplam 193,85-TL posta giderinin 18,00 TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 175,85 TL posta giderinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, reddedilen manevi tazminat için davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle ödenmemiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için mahkemesince ilgili vergi dairesi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/12/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın