10. Daire 2023/8 E. 2024/1083 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

10. Daire 2023/8 E. 2024/1083 K. — Danıştay Kararı

10. Daire 2023/8 Esas 2024/1083 Karar 26.03.2024
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/8 E.,  2024/1083 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/8
Karar No : 2024/1083

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... Mahallesinde ikamet etmekte iken yaşanan terör olaylarından dolayı köyünden göç etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın 5233 sayılı Kanun uyarınca tazmini istemiyle yapılan başvurunun anılan Köyün boşaltılmadığı gerekçesi ile reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı ... Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonu kararının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 29/05/2018 tarih ve E:2016/7959, K:2018/5308 sayılı bozma kararına uyularak, terör saldırısının meydana geldiği tarihte köyde yaşayan ve olaydan haberdar olan davacının, söz konusu terör olayının vuku bulmasından sonraki altmış günlük sürede davalı idareye başvuruda bulunarak zararlarının tazminini istemesi gerekirken bu süreden çok sonra 08/05/2012 tarihinde başvuruda bulunması nedeniyle 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında süresinde yaptığı bir başvurudan söz edilemeyeceği, süresinde yapılmayan başvuru dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI:Davacı tarafından, 18/03/2017 tarihli araştırma tutanağında ... köyü ... Mahallesinin çatışmadan hemen sonra değil köy içinde ve civarında bulunan ağaçların kesilmesi sonucunda çatışma olayından çok sonra boşaltıldığı hususunun belirtildiği, evlerin güvenlik güçlerince güvenlik kaygısı ile yıkıldığı, köy boşaltıldıktan sonra da mal varlıklarının zarar görmeye devam ettiği, keşifteki tespitlerin dikkate alınmadığı, aynı durumda olan bir takım kişilerin açtığı davalarda komisyon kararının iptaline karar verildiği ve bu kararların kesinleştiği, eşitlik ilkesine aykırı bir durum ortaya çıktığı iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, 24/09/2011 tarihinde davacının ikâmet ettiği ... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... Mahallesine çok yakın olan ... Jandarma Karakoluna pkk terör örgütü tarafından saldırı yapıldığı, saldırı sırasında anılan karakola ... Mahallesindeki evlerin çatılarından terör örgütü mensuplarınca silah atışı yapıldığı, bir bakıma bu köyde oturanların teröristlerce siper olarak alındığı, çatışmanın yaşandığı bu saldırı sırasında 5 askerimizin şehit olduğu anlaşılmaktadır.
10/10/2011 tarihinde düzenlenen ve dört jandarma personeli tarafında imza altına alınan tutanakta, yaşanan saldırı sonrası karakolun bulunduğu ... köyü, ... mevkiindeki yerleşim yerlerinin güvenlik nedeniyle ve güvenlik güçleri tarafından boşaltılmadığı, kendi istekleri ile evlerini terk ettikleri, yaşanan saldırı sırasında evlere zarar gelmediği, bazı vatandaşların hayvanlarının telef olduğu ve bu konu hakkında da olay tarihinde tutanak tanzim edildiği, saldırıdan sonra köylülerin taşınması sonucunda ... mevkiinde bulunan evlere, taşınan ailelerin akrabalarının gelerek evlerde bulunan çeşitli eşyaları götürdüğü, evlerin kullanılmaz hale gelmesinde karakola yapılan saldırının etkisinin olmadığı, köylülere ait hiçbir ağacın kesilmediği, ağaçların tamamının halen ... mevkiinde bulunduğunun tespit edildiğinin belirtildiği görülmektedir.
Davacı tarafından 5233 sayılı Kanun kapsamında 08/05/2012 tarihinde yapılan başvuru sonrasında, davalı idare tarafından 23/10/2013 tarihinde mahallinde keşif yapıldığı, dava konusu işlem ile 24/09/2011 tarihinde karakola saldırı sonrası zarara uğradıklarını öne süren köylülerin 23/10/2013 tarihinde köyde yapılan keşifte çatışmadan dolayı zararlarının bulunmadığı, zararlarının hayvan telefi oluğu, bunların da 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılandığı, çatışma dolayısıyla başka zararın olmadığı ve ev ve ağaçlarının zarar görmediğinin jandarmadan gelen 17/10/2012 tarihli tutanak ile anlaşıldığı, ... köyünün boşalmadığı/boşaltılmadığı, redde ilişkin kararların Danıştay tarafından kesinleştirildiği, Kanun kapsamına girmediği belirtilerek başvurunun reddedildiği, akabinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile uyuşmazlığa konu mezradan göç etmek zorunda kalan başka bir kişinin açtığı davada, dava konusu işlemin iptaline kesin olarak karar verildiği, kararın içeriğinde değinilen jandarma tarafından hazırlanan 18/03/2017 tarihli araştırma tutanağında, ...in ... köyüne bağlı ayrı mezra olduğu, karakola yönelik saldırıdan sonra 10/10/2011 tarihinden başlayarak tamamen boşaldığı, karakolun yeni yerine taşınmasından sonra 2015 Nisan ayında dönüşlerin başladığı yönünde tespitlere yer verildiği görülmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun'un, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı; 6. maddesinde zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her halde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları halinde gerekli işlemlere başlanacağı, bu sürelerden sonra yapılacak başvuruların kabul edilmeyeceği aynı Kanunun 7. maddesinde ise; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin malvarlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabileceği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bakılan uyuşmazlıkla aynı konuda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 28/07/2022 tarih ve 2021/11655 Başvuru Numaralı kararında, "...Somut olayda zarar konusu olay başvurucunun mülküne ulaşmasına izin verilmemesidir. Mülke ulaşamama süregelen bir müdahale niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle mülke erişimin kısıtlanması devam ettiği sürece başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale de varlığını koruyacaktır. Anlık müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahale tarihinden itibaren başlatılması makuldür. Buna karşılık süregelen müdahalelerde müdahale için spesifik ve tek bir tarihten söz edilemez. Süregelen müdahale -kesinti söz konusu olmadıkça- her an devam eden müdahaledir. Bu sebeple süregelen müdahalede zarar konusu olay için somut bir tarih belirlenemez (demir yolu hattından kaynaklanan titreşimler sebebiyle evde hasar oluşmasına ilişkin olarak yapılan benzer bir değerlendirme için bkz. Atay Elden, B. No: 2019/16301, 3/2/2022, § 53). Dolayısıyla bu tür müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir." denilmektedir.
Buna göre, süregelen müdahale (uyuşmazlık bakımından davacının mülküne ulaşmasına izin verilmemesi) ile bu müdahale nedeniyle uğranılan zarar kesintiye uğramadığı sürece, zararın tazminine yönelik başvuru için nihai bir tarih bulunduğundan söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, süregelen müdahaleler sonucu oluşan ve buna bağlı olarak süregelen nitelik arz eden zararlarda, 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin (60 gün - 1 yıl) uygulanması, ancak kesinti meydana gelmesi halinde mümkün olabilecek; başka bir anlatımla, müdahale ve zarar devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden bahisle süre aşımı söz konusu olmayacaktır.
Olayda, davacının ikâmet ettiği ... köyünün iki mahalleye ayrıldığı ve bu mahallelerin bir vadinin iki yakasında bulunduğu, köyün tamamının "boşalmış/boşaltılmış" yerlerden olmamasına karşın, ... Mahallesinin 2011 yılında gerçekleşen ve mahalle evlerinin ve dolayısı ile köy halkının siper olarak kullanıldığı, saldırıda zarar gördüğünün açık olduğu, zaten aksi yöndeki bir düşüncenin hayatın olağan akışına aykırı olacağı, yerel bir bilirkişinin imzası olmaksızın sadece jandarma görevlileri tarafından tutulan tutunakta da bu mahalledeki evlerin harap olduğunun belirtildiği, yaşanan saldırı sonrası tüm mahalle sakinlerinin mahalleyi terk ettiği, böylelikle davacının ve bu mahallede oturan kişilerin şahıslarına yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısından dolayı yerleşim yerinin terk edildiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu kapsamda, davacının terör tehdidi nedeniyle köyünden göç ettiği ve başvuru tarihi itibarıyla dönüş yapamadığı, süregelen müdahale durumunun bulunduğu ve yukarıda aktarılan Anayasa Mahkemesi kararı da dikkate alındığında müdahale devam ettiği için başvuru yönünden nihai bir tarih belirlenmeyeceği, dava konusu işlem öncesi yapılan başvurunun süresinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; her ne kadar anılan Köy tamamen boşaltılmamış, diğer mahallesinde yaşayanlar bulunmakta ise de, davacı şahsın oturduğu tüm mahallenin yaşanan saldırı sonrası boşaldığı, başvuru dilekçesinde belirtilen zararlara ilişkin olarak tespit yapıldığı, teröristler tarafından yapılan saldırıda davacının evinin çatışma ortasında kalmasının davacıya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacının şahsına ve evine yönelik bir terör saldırısının bulunması nedeniyle, malvarlığı zararının bulunduğunun tespit edilmesi halinde 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenen zararın davalı idarece karşılanması gerektiği kuşkusuz olup, mevzuatta belirtilen usule göre inceleme yapılmak suretiyle işlem tesis edilmesi gerekirken, aksi yönde tesis olunan dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, başvurunun süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın