10. Daire 2023/6685 E. 2023/9249 K. — Danıştay Kararı
10. Daire 2023/6685 Esas 2023/9249 Karar 28.12.2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/6685 E., 2023/9249 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/6685 Karar No : 2023/9249
DAVACI : ... Derneği (...) VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... 2- ... Bakanlığı
DAVANIN_KONUSU : 23/05/2008 tarih ve 26884 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 2008/5 sayılı "İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ"in iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI :Davacı tarafından, dava konusu Tebliğ'in Anayasa'nın 90. maddesine göre kanun hükmünde olan milletlerarası anlaşmalara açıkça aykırı olduğu, ciddi zarar şartı gerçekleşmeksizin dava konusu düzenleme ile koruma tedbirleri tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, Anayasa'nın 73. maddesinde yer verilen kanunilik ilkesine açıkça aykırı hareket edildiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMASI :Davalı idareler tarafından, Anayasanın 167. maddesi ile 2976 sayılı Kanun uyarınca Bakanlar Kurulunun, dış ticaretin ülke yararına düzenlenmesi amacıyla ek mali yükümlülük koyma yetkisinin bulunduğu, 10/05/2004 tarih ve 2004/7305 sayılı İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Karar ile ülkemizin uluslararası yükümlülüklerine uygun olarak ve Dünya Ticaret Örgütü üyesi ülkelerin mevcut uygulamaları dikkate alınarak söz konusu Kararnamede belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yerli üretimin maruz kaldığı ciddi zarar veya zarar tehdidinin bertaraf edilebilmesini teminen "gümrük vergisinde artış yapılması, ek mali yükümlülük getirilmesi, miktar/değer kısıtlaması, tarife kontenjanı uygulaması veya bunların birlikte uygulanmasına başlanıldığı, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının 2976 sayılı Kanununun verdiği yetki ile 10.5.2004 tarih ve 2004/7305 sayılı Kararnamenin eki İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Kararla belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yapılan soruşturma sonucuna göre ilgili eşyanın ithalat artışının ve ithalatın gerçekleşme koşullarının yerli üretimde neden olduğu ciddi zarar tehdidinin ortadan kaldırılmasını teminen ilgili ürünün ithalatına ek mali yükümlülük getirilmesi gerektiği, bu itibarla mevzuata ve kamu yararına uygun olarak çıkarılan Karara karşı açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğu öne sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı doğrultusunda "avukatlık ücreti" ile sınırlı olarak yeniden bir karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ :Dava, 23.5.2008 tarih ve 26884 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğin (Tebliğ No: 2008/5) iptali istemiyle açılmıştır. Anayasamızın 167. maddesinde, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya yasayla Bakanlar Kuruluna yetki verilebileceği hükme bağlanmıştır. 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, dış ticaretin, ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesini sağlamak amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlüler dışında ek mali yükümlülükler konulması ve kaldırılması, bu yükümlülüklere ilişkin esasların tespit edilmesi ve oluşan fonların kullanılması hususlarının bu Yasa hükümlerine göre yürütüleceği; 2. maddesinde, bu Yasa kapsamındaki konularda düzenlemeler yapmaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu; 3. maddesinde de, ithalat, ihracat veya dış ticaret işlemleri üzerine konulan ek mali yükümlülüklerin nevi, miktarı, tahsili, takibi, iadesi, gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması ve fonun kullanım esaslarının Bakanlar Kurulu kararında gösterileceği kuralına yer verilmiştir. Söz konusu Yasaya da dayanılarak çıkarılan 10.5.2004 tarih ve 2004/7305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Karar"ın 1. maddesinde, bu Kararın, bir malın benzer veya doğrudan rakip mallar üreten yerli üreticiler üzerinde ciddi zarar veya ciddi zarar tehdidi oluşturacak şekilde artan miktar ve şartlarda ithal edilmesi halinde, bu zarar veya zarar tehdidini ortadan kaldırmak üzere, söz konusu zarar veya zarar tehdidiyle sınırlı ve geçici olmak kaydıyla, uluslararası yükümlülükler ve ülke yararı göz önüne alınarak korunma önlemleri alınmasına ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmiş; 2. maddesinde, "ciddi zarar", yerli üreticilerin durumunda belirgin ve genel bir bozulmanın ortaya çıkması; "ciddi zarar tehdidi", yakın bir gelecekte ortaya çıkması açık olan ciddi zarar olarak tanımlanmış; 3. maddesinde, Karar kapsamında korunma önlemlerini önermeye, uygulamaya, izlemeye; yönetmelikler ve tebliğler çıkarmaya Dış Ticaret Müsteşarlığının yetkili olduğu; 4. maddesinde, bu Kararla "İthalatta Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulu"nun oluşturulduğu belirtildikten sonra, soruşturma başlatılıp başlatılmamasına karar vermek; geçici veya nihai korunma önlemi alınıp alınmamasına, önlem alınması halinde önlemin türüne, büyüklüğüne ve süresine karar vermek ve Bakanlar Kurulu kararı çıkarılması için öneride bulunmak adı geçen Kurulun görevleri arasında sayılmış; 5. maddesinde ise, geçici ve nihai korunma önleminin gümrük vergisinde artış yapılması, ek mali mükellefiyet getirilmesi, miktar/değer kısıtlaması, tarife kontenjanı uygulaması veya bunların birlikte uygulanması şeklinde olabileceği düzenlenmiş; geçici korunma önleminin ek mali mükellefiyet getirilmesi şeklinde uygulanması halinde, varsa İthalat Rejimi Kararı kapsamında belirlenen ek mali mükellefiyet ile geçici korunma önlemi kapsamında belirlenen ek mali mükellefiyet arasındaki farka tekabül eden tutarın; İthalat Rejimi Kararı kapsamında tespit edilmiş ek mali mükellefiyet yoksa, geçici korunma önlemi kapsamında belirlenen ek mali mükellefiyetin tamamının gümrük mevzuatının ilgili hükümlerine göre teminata bağlanacağı; soruşturma sonucunda nihai korunma önlemi alınmasına karar verilmesi halinde, teminata bağlanan tutarın Hazineye irat kaydedileceği; korunma önlemi alınmasına gerek olmadığına karar verilmesi durumunda, geçici korunma önleminin yürürlükten kaldırılarak, gümrük idarelerince teminata bağlanan tutarın gümrük mevzuatının teminata bağlanan vergilerin geri verilmesine ilişkin hükümleri dahilinde ilgililere iade edileceği öngörülmüş; bahse konu 2004/7305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına dayanılarak çıkarılan ve 8.6.2004 tarih ve 25486 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta Korunma Önlemleri Yönetmeliği'nde de benzer hükümlere yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, ithalatın yerli sanayi üzerinde oluşturduğu ciddi zarar veya zarar tehdididin ortadan kaldırılabilmesi için geçici bir önlem olarak ek mali yükümlülüğün yürürlüğe konulabileceği, bu hususun davalı idarenin görev ve yetkisinde bulunduğu anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; yerli üreticiler tarafından, belli şirketlerce ithal edilen pamuk ipliği vasıflı eşyanın ithalatında son yıllarda artış olduğu, yerli üretimin bu ithalattan maddi zarar görmeye başladığı ve ciddi zarar tehdidine maruz kaldığı belirtilerek eşyanın ithalatına karşı korunma önlemi alınması için Dış Ticaret Müsteşarlığına başvuruda bulunulduğu; başvuru üzerine başlatılan ön inceleme sonucunda, başvuru konusu eşyanın yıllık ithalatının 2003-2007 yılları arasında sürekli artması ve ithalatın piyasaya payı ile yerli üretime oranının söz konusu dönemde sürekli olarak yükselmesi nedeniyle yerli üreticilerin ciddi zarar ve zarar tehdidi altında olduğu kanaatine varılarak dava konusu tebliğle koruma önlemi soruşturması açıldığı ve geçici koruma önlemi uygulanması hususunda Bakanlar Kuruluna öneride bulunulduğu, bu tebliğin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Olayda, ithalatta gerçekleşen artışa ilişkin ön inceleme sonucu ve elde edilen açık kanıtların varlığı nedeniyle, önlem alınmaması halinde yaşanacak gecikmenin yerli üretim üzerinde zararlara yol açacağının tespiti üzerine işlem tesis edildiği, pamuk ipliğine ilişkin soruşturma kapsamında yerli üreticilerin üretim tesislerinde inceleme yapıldığı, söz konusu inclemede yerli üreticilerin her türlü pamuk ipliği ürettiği ve ithal ürünlerin doğrudan rakibi olduğu belirlenmiştir. Dava konusu tebliğden sonra yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararlarının iptali istemiyle Danıştay Onuncu Dairesinde açılan davalarda; alınan kararların ardından açılan soruşturma sonucunda, 52.05 gümrük tarife pozisyonundaki eşyanın 2003-2007 yılları arasında ithalat miktarının sürekli artış gösterdiği, 2007 yılında en yüksek seviyeye ulaştığı, bir önceki yıla göre yaklaşık % 120 arasında ani bir artış gösteren ithalatın 2007 yılında 141.342 ton olarak gerçekleştiği, başta işçilik olmak üzere yerli tedarik girdilerindeki fiyat artışlarının maliyetler ve dolayısıyla pamuk ipliği fiyatları üzerinde baskı yaptığı, artan maliyetlere karşın ithal fiyatların artmamasının yerli iplik üreticilerinin beklenmedik bir ithalat baskısı altında kalmasına ve ekonomik göstergelerinin bozulmasına neden olduğunun saptandığı hususları belirtilerek davaların reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Soruşturma konusu malın aynı malı üreten yerli üretici üzerinde ciddi zarar veya zarar tehdidi yaratacak miktar veya şartlarda ithal edildiğinin belirlenmesi nedeniyle bu zararı ortadan kaldırmak üzere, uluslararası yükümlülükler de dikkate alınarak söz konusu zarar veya zarar tehdidiyle sınırlı ve geçici olmak kaydıyla ülke .yararının gerektirdiği korunma önleminin alınması yönünde düzenlenen dava konusu tebliğ de mevzuata ve kamu yararı ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 06/07/2022 tarih ve E:2015/1417 sayılı dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilerek dosyanın işleme konulmasına karar verildi. Danıştay Onuncu Dairesinin 31/05/2016 tarih ve E:2015/1417, K:2016/3010 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/06/2018 tarih ve E:2016/5344, K:2018/3355 sayılı kararıyla, avukatlık ücreti yönünden bozulması üzerine bozma kararı uyarınca gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dava, 23/05/2008 tarih ve 26884 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 2008/5 sayılı "İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ"in iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesince verilen 31/05/2016 tarih ve E:2015/1417, K:2016/3010 sayılı kararla; davanın reddine karar verilmiş ve davalı idareler lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir. Anılan karar, davalı idareler tarafından avukatlık ücreti yönünden temyiz edilmiştir. Temyiz istemi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 19/06/2018 tarih ve E:2016/5344 K:2018/3355 sayılı kararla Daire kararını "davalı idarelerin yargılama sürecinde hukuk müşavirleri aracılığıyla temsil edildiği ve yasal süresi içinde idare adına savunma dilekçeleri verildiği; dolayısıyla, davalı idarelerin 659 sayılı KHK hükümleri uyarınca vekalet ücretine hak kazandığı, buna rağmen kararda idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görüldüğünden, bu haliyle temyize konu kararda usul hükümlerine uyarlık bulunmadığı" gerekçesi ile bozulmuştur. Anılan İdari Dava Daireleri Kurulu kararına karşı taraflarca karar düzeltme kanun yoluna başvurulmamıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollama yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde, avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu; 326. maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhinde hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemece, yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan, 02/11/2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinde, "Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Davanın esası hakkında verilen davanın reddi yolundaki karar kesinleştiğinden; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı doğrultusunda "avukatlık ücreti" ile sınırlı olarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davalı idarelerin yargılama sürecinde hukuk müşavirleri aracılığıyla temsil edildiği ve yasal süresi içinde idareler adına savunma dilekçeleri verildiği görüldüğünden davalı idareler lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan, 31/05/2016 tarihinde yapılan duruşmaya davalı idareleri temsilen gelen olmadığı görülmüş olup, davalı idareler lehine duruşmasız işler için öngörülen avukatlık ücretinin hükmedilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idareler lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine, 2. İlk kararın verildiği 31/05/2016 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 3. Aşağıda dökümü yapılan ... TL posta gideri masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, temyiz aşamasında davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan ... TL ve Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan ... TL posta gideri masrafının davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde taraflara iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/12/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.