10. Daire 2022/4463 E. 2025/7170 K. — Danıştay Kararı
10. Daire 2022/4463 Esas 2025/7170 Karar 31.12.2025
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/4463 E., 2025/7170 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/4463 Karar No : 2025/7170
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına velayeten ... VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından; müvekkillerinin yakını ...'in 27/11/2012 tarihinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ... Tıp Merkezinde yapılan posterior segmental enstrümantasyon, torakol laminektomi ameliyatında ve sonrası takip ve tedavisinde dikkatsizlik, tedbirsizlik, ihmal ve gecikme ile ölümüne neden olunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık müvekkillerinin her biri için 1.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ile ... için cenaze ve defin giderine karşılık 5.000,00 TL maddi ve olay nedeniyle yaşanan elem ve üzüntüye karşılık ... için 100.00,00 TL ve çoçukların her biri için 50.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; müteveffa ...'in Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde 27/11/2012 tarihinde geçirmiş olduğu cerrahi operasyon sonucunda 18/12/2012 tarihinde beyin ölümünün gerçekleşmesi nedeniyle olay hakkında başlatılan ceza soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı nezdinde kesin ölüm sebebinin saptanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar nolu raporda özetle; "...kişinin ölümünün 27/11/2012 tarihinde yapılan posterior segmental enstrümantasyon, torakol laminektomi ameliyatı ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar (beyin kanaması, pnömoni) sonucu meydana gelmiş olduğu" yönünde görüş bildirildiği, dosyadaki bilgi ve belgelerle Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Birinci İhtisas Kurulu raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacıların yakını ...'in Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Hastanesinde yapılan ameliyat nedeniyle gelişen bulguların, her türlü özene rağmen oluşabilecek, herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olduğu, dolayısıyla davalı idareye izafe edilebilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı ve zarar ile eylem arasında nedensellik bağının da mevcut olmadığının anlaşıldığı, davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak maddi tazminat taleplerinin reddine, dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 27/11/2012 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat öncesinde, uygulanacak olan anestezi, kendisi ile ilgili tıbbi gerçekler, önerilen tıbbi girişimler, her bir girişimin olası risk ve yararları, önerilen girişimlerin seçenekleri, tedavisiz kalmanın etkisi, tanı, sonuç ve tedavinin gidişatı hakkında bilgilendirme yapılmak suretiyle rızanın alındığına ilişkin aydınlatılmış hasta onam formunun dosyaya sunulamadığının görüldüğü, bu olaydan ötürü davacı yakınlarının duyduğu elem ve manevi zarara karşılık takdiren, müteveffanın eşi ... için 20.000,00 TL, çocukları (altı çocuk) için her birine ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 01/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı idare tarafından, davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, Adli Tıp Kurumu raporunun bilimsellikten uzak, hekimleri korumaya yönelik ve hatalı olduğu ve hükme esas alınamayacağı maddi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının ise caydırıcılıktan uzak olacak şekilde düşük belirlendiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, hizmet kusuru bulunmadığı, idarenin manevi tazminat ödenmesine yol açacak bir eylemi bulunmadığı Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; davacıların yakınları ...'in 27/11/2012 tarihinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ... Tıp Merkezinde gerçekleştirilen posterior segmental enstrümantasyon, torakol laminektomi ameliyatında ve sonrası takip ve tedavisinde dikkatsizlik, tedbirsizlik, ihmal ve gecikme ile ölümüne neden olunmasında davalı idarenin kusuru bulunduğundan bahisle olay nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların tazmin edilmesi amacıyla davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığa konu olayda; müteveffa ...'in Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ... Tıp Merkezinde 27/11/2012 tarihinde geçirmiş olduğu cerrahi operasyon sonucunda 18/12/2012 tarihinde beyin ölümünün gerçekleşmesi nedeniyle olay hakkında başlatılan ceza soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı nezdinde kesin ölüm sebebinin saptanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar nolu raporda özetle; "...kişinin ölümünün 27/11/2012 tarihinde yapılan posterior segmental enstrümantasyon, torakol laminektomi ameliyatı ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar (beyin kanaması, pnömoni) sonucu meydana gelmiş olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir. İdare Mahkemesince söz konusu rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesince de tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumu'nun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2.,3. ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup; bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar yakınının 27/11/2012 tarihinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ... Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji bölümüne yatışının yapılacak posterior segmental enstrümantasyon, torakol laminektomi ameliyatının gerçekleştirildiği ve ölümünün ameliyata bağlı gelişen komplikasyonlar olduğu anlaşılmıştır. Oysa ki, hükme esas alınan Adlî Tıp Kurumu Birinci Adlî Tıp İhtisas Kurulunun teşkilinde ortopedi ve travmatoloji uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, beyin ve sinir cerrahisi uzmanının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu amaçla; dava konusu uyuşmazlığın çözümünde hükme esas alınan bilirkişi raporunun ilgili uzman hekimlerinin katılımının sağlandığı Adli Tıp Üst Kurulundan tarafların iddialarının dikkate alındığı, posterior segmental enstrümantasyon, torakol laminektomi ameliyatı ve buna bağlı gelişen komplikasyonların neler olduğunun ve nasıl geliştiğinin ayrıntılı, açık ve anlaşılabilir şekilde cevaplandığı bir rapor alınarak davalı idarenin olayda bir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Öte yandan; davalı idarenin 27/11/2012 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat öncesinde, uygulanacak olan anestezi, kendisi ile ilgili tıbbi gerçekler, önerilen tıbbi girişimler, her bir girişimin olası risk ve yararları, önerilen girişimlerin seçenekleri, tedavisiz kalmanın etkisi, tanı, sonuç ve tedavinin gidişatı hakkında bilgilendirme yapılmak suretiyle rızanın alındığına ilişkin aydınlatılmış hasta onam formunun dosyaya (kaybolduğu gerekçesi ve kayıp tutanağı dayanak gösterilerek) sunulamadığı görüldüğünden, tıbbi kayıtlardaki anılan eksikliğin davacılarda, hastanede yapılan tetkik ve tedavinin gerektiği gibi yürütülmediği yönünde şüphe, endişe ve üzüntüye yol açtığı sonucuna varılmakla, davacıların manevi zararının karşılanması için manevi tazminat takdirine gidilmesi ve davacıların duyduğu elem ve ızdırabı giderecek makul bir tutarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen eksikliklerin giderilmesine yönelik olarak alınacak bilirkişi raporu uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/12/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.