10. Daire 2022/1228 E. 2023/1063 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

10. Daire 2022/1228 E. 2023/1063 K. — Danıştay Kararı

10. Daire 2022/1228 Esas 2023/1063 Karar 08.03.2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1228 E.,  2023/1063 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1228
Karar No : 2023/1063

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- …
2- …
3- …
VEKİLLERİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesinde uygulanan testis ameliyatı sonucunda …'ın engelli hale geldiği ve çocuk yapma yeteneğinin kaybolduğu iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarına karşılık … için beden gücü kaybı olarak 280.000,00 TL ile tedavi gideri olarak 40.000,00 TL olmak üzere toplam 320.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, … ve …'ın her biri için ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, davanın reddine yönelik verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 05/05/2016 tarih ve E:2013/13516, K:2016/3192 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozmaya uyularak verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, …'ın maluliyeti en az %40 olmasına rağmen Adli Tıp Kurumunca maluliyet oranının hatalı olarak %3,3 olarak belirlendiği, …'ın net maaşı 6.800,00 TL olmasına rağmen tazminat hesabına esas alınan gelirin hatalı olarak daha düşük belirlendiği, bedeli SGK tarafından karşılanan ilacın amaca hizmet etmemesi ve her zaman bulunamaması nedeniyle …'ın kendi parasıyla alıp kullandığı ilacın bedelinin de ödenmesi gerektiği, manevi tazminatların çok düşük takdir edildiği; davalı idare tarafından, hizmet kusuru ve illiyet bağı bulunmadığından tazmin koşullarının oluşmadığı, istenilen maddi tazminat kalemlerinin farazi olduğu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı … sağ testisinin torbasına inmemesi şikayetiyle bu durumun normale döndürülmesi için 24/01/2008 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi Üroloji Polikiliniğine başvurmuş ve sol inmemiş testis, sağ funiculus kisti tanısıyla 19/02/2008 tarihinde ameliyat edilmiş, taburcu edildikten sonra sağ testisinde aniden başlayan ağrı, şişlik, ısı artışı şikayetleriyle 24/02/2008 tarihinde üroloji kliniğine başvurmuş, yapılan muayenede sağ testiste hassasiyet, ısı artışı ve şişlik tespit edilmiş, sağ testis torsiyonu ön tanısıyla tekrar yatırılmış ve 26/02/2008 tarihli kan testesteron düzeyleri ölçümleri normal sınırlarının altında saptanmış, yapılan tedavi sonrası 03/03/2008 tarihinde taburcu edilmiş; davacılar tarafından, gerekli dikkat ve özen gösterilmeden ve onay alınmadan ...'ın sağ testisin tamamen alındığı, sol testisin ise hatalı müdahale sonucu etkisiz hale getirildiği ve çocuk yapma yeteneğinin sonlandırıldığı iddiasıyla zararlarının tazmini için davalı idareye başvurulmuş, başvurunun reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
Mahkemece, meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulundan alınan … tarih ve …karar numaralı raporda, "19/02/2008 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniğine sol inmemiş testis ve sağ funikulus kisti tanısı ile yatırıldığı, 19.02.2008 tarihinde ameliyata alındığı sağ funikulus kist eksizyonu yapıldığı, bu ameliyattan 5 gün sonra sağ testis torsiyonu gelişen …oğlu 1990 doğumlu … hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerin incelenmesi sonucunda; 1. Kişiye 08/02/2008 tarihinde Dr. … tarafından skrotal USG yapıldığı, sol testisin yerinde olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, daha sonraki muayene, ameliyat bulguları ve görüntülemelerde sol testisin skrotumda olmadığının anlaşıldığı, Radyoloji Uzmanı Dr. …’nın sol testis skrotumda olmadığı halde olduğu yönünde rapor düzenlemesinin tıbbi uygulama hatası olduğu, 2. Skrotal USG raporu ile muayene bulgularının çelişkisinin ameliyattan önce yeniden değerlendirmelerle netleştirilmemesi ve hastanın ve yakınlarının bu konuda bilgilendirilmemesinin bir eksiklik olduğu, 3. Sağ taraftaki kordon kisti ameliyatından 5 gün sonra ortaya çıkan sağ testisin zarar görmesi ile neticelenen testis torsiyonunun bir komplikasyon olarak ortaya çıkabileceği gibi, ameliyattan bağımsız olarak da gelişmiş olabileceği, bu durumun oluşmasından dolayı ameliyatı yapan hekimlere kusur atfedilemeyeceği, testis torsiyonunun takip ve tedavisinin tıp kurallarına uygun yapıldığı" belirtilmiştir.
… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Adli Tıp raporu ile dava dosyası birlikte incelendiğinde, davacı …'ın ameliyat sonrası gelişen şikayetleri ile davalı idareye bağlı hastanede uygulanan müdahale ve tedaviler arasında gerekli olan illiyet bağının kurulamadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 05/05/2016 tarih ve E:2013/13516, K:2016/3192 sayılı kararıyla; hükme esas alınan Adli Tıp raporunda, öncelikle davacılardan …'ın sol testisi olmayan kişide sağ testisini indirme operasyonu öncesi sperm sayısı 70 milyon olduğu da düşünüldüğünde, sol testisin olmamasına rağmen davalı idare çalışanı sağlık personelinin radyoloji raporundaki hatası ile var olduğu kabul edilerek mi sağ testise müdahale edildiği, yoksa sol testisinin olmadığının bilinmesi halinde de sağ testise yapılan operasyonda tıbbi açıdan her hal ve şartta zorunluluk olup olmadığı, tıbben ve hasta faydası açısından yapılmaması seçeneği, yapılan müdahalenin yerleşik tıbbi uygulamalara uygun olup olmadığı ile sağlık personelinin tıbbi uygulamalarının dikkat ve özen eksikliğini gösterip göstermediği, sağ testisi zarar gören davacıların çocuğunun iş gücü kaybına sebep olunup olunmadığı ve bu nedenle belli bir ilaca bağımlı hale gelip gelmediği, bu ilaç tedavisinin süresi hususlarının irdelenmemiş olması nedeniyle eksiklik bulunduğundan, idarenin tazmin sorumluluğu açısından Adli Tıp Genel Kurulundan yukarıda belirtilen hususlar ile taraf iddialarının irdelendiği, açıklamalı ve gerekçeli yeni bir rapor alınmak suretiyle olayda hizmet kusurunun bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerektiği, öte yandan, hükme esas alınan raporda da belirtilen sol testis skrotumda olmadığı halde olduğu yönünde rapor düzenlenmesinin tıbbi uygulama hatası olduğuna, skrotal USG raporu ile muayene bulgularının çelişkisinin ameliyattan önce yeniden değerlendirmelerle netleştirilmemesi ve hastanın ve yakınlarının bu konuda bilgilendirilmemesinin bir eksiklik olduğuna dair tespitler nedeniyle, sol testisin olmadığı yönünde doğru bilgilendirilme yapılmadığı ve sağ testise müdahale edilmesinde tam ve doğru bir bilgilendirme sonucu aydınlatılmış onam alındığından bahsetmeye olanak bulunmadığından davacıların manevi tazminat istemlerinin karşılanması gerektiği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyulmak suretiyle Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Üçüncü Üst Kurulundan alınan … tarih ve … karar numaralı raporda, "19/02/2008 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniği’ne sol inmemiş testis ve sağ funikulus kisti tanısı ile yatırıldığı, 19/02/2008 tarihinde ameliyata alındığı sağ funikulus kist eksizyonu yapıldığı, bu ameliyattan 5 gün sonra sağ testis torsiyonu geliştiği anlaşılmakla; 1. Kişiye 08/02/2008 tarihinde Dr. … tarafından yapılan skrotal USG’de sol testisin yerinde olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, daha sonraki muayene, ameliyat bulguları ve görüntülemelerde sol testisin skrotumda olmadığının anlaşıldığı cihetle Radyoloji Uzmanı Dr. …’nın sol testis skrotumda olmadığı halde olduğu yönünde rapor düzenlemesinin tıbbi uygulama hatası olduğu, 2. Skrotal USG raporu ile muayene bulgularının çelişkisinin ameliyattan önce yeniden değerlendirmelerle netleştirilmiş olmakla birlikte tespit edilen durum hakkında hastanın ve yakınlarının bilgilendirilmemesinin eksiklik olarak değerlendirildiği, 3. Sağ tarafta tespit edilen kordon kistine yapılan müdahalenin tedavi seçenekleri içerisinde olduğu, 4. Sağ taraftaki kordon kisti ameliyatından 5 gün sonra ortaya çıkan ve sağ testisin zarar görmesi ile neticelenen testis torsiyonunun yapılan müdahalenin bir komplikasyonu olarak ortaya çıkabileceği gibi, ameliyattan bağımsız olarak da gelişmiş olabileceği ve ne şekilde oluştuğunun ayrımının tıbben mümkün olmadığı, ancak sol testisin bulunup bulunmadığına yönelik henüz ileri tetkik ile değerlendirme yapılmamış olan hastada söz konusu kordon kisti ameliyatından 18 saat sonraki başvurusunda testis torsiyonu tanısı alan hastaya cerrahi olarak müdahale edilmeden sadece manuel detorsiyon uygulanmış olması komplikasyon yönetiminde eksiklik olarak değerlendirilmekle birlikte başvuru süresindeki gecikme de göz önüne alındığında; tanı anında cerrahi müdahale yapılmış olması halinde de testisin kurtulmasının kesin olmadığı" yönünde görüş bildirilmiştir.
Ayrıca, iş gücü/efor kaybının tespiti için Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulundan alınan … tarih ve … karar numaralı rapor ile bu rapora yapılan itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İkinci Üst Kurulundan alınan … tarih ve … karar numaralı raporlarda, ...'ın %3,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı belirlenmiştir.
08/11/2021 tarihli hesap raporunda ise, …'ın %3,3 meslekte kazanma gücü kaybı oranı ve aylık 3.186,00 TL geliri üzerinden yapılan hesaplamada 55.373,78 TL maddi zararının olduğu ve belgelendirilmiş 465,00 TL tedavi giderinin bulunduğu yönünde görüş belirtilmiştir.
İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla, davacının sol testisin skrotumda olmadığının tıbbi tespit ve uygulamalarla anlaşıldığı, Radyoloji Uzmanı Dr. ...'nın sol testis skrotumda olmadığı halde olduğu yönünde rapor düzenlemesinin, skrotal USG raporu ile muayene bulgularının çelişkisinin ameliyattan önce yeniden değerlendirmelerle netleştirilmiş olmakla birlikte tespit edilen durum hakkında davacı hastanın ve yakınlarının bilgilendirilmemesinin, sol testisin bulunup bulunmadığına yönelik henüz ileri tetkik ile değerlendirme yapılmamış olan hastada söz konusu kordon kisti ameliyatından 18 saat sonraki başvurusunda testis torsiyonu tanısı alan hastaya cerrahi olarak müdahale edilmeden sadece manuel detorsiyon uygulanmış olmasının tıbbi uygulama hatası olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile ortaya konduğu, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle hesap raporu ile tespit edilen meslekte kazanma gücü kaybı için 55.373,78 TL ve tedavi gideri için 465,00 TL maddi tazminatın ödenmesi gerektiği, evli ve bir çocuğu olduğu anlaşılan davacının çocuk yapma yeteneği yönünden hormon ilacına bağlı olduğu, ancak "SUSTANON" adlı hormon ilacının bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılandığı anlaşıldığından bu kalem yönüyle ve fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, yapılan hatalı tedavi nedeniyle davacıların manevi olarak zarara uğradığı açık olduğundan, dava konusu olayın süreci ve davacıların olay nedeniyle duymuş olduğu acı ve üzüntü nedeniyle takdiren … için 20.000,00 TL, … ile …'ın her biri için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesinin uygun olacağı gerekçesiyle, davacı …'ın maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 55.838,78 TL'nin idareye başvuru tarihi olan 16/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin ise reddine, davacıların manevi taminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı … için 20.000,00 TL, … için 10.000,00 TL ve … için 10.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 16/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ayrı ayrı ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetine yönelik tam yargı davalarında, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun atıf yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize Konu Kararın, Davalı İdarenin Tazmin Sorumluluğunun Tespitine Yönelik Kısmı ile Davacılardan ...ın Çalışma Gücü Kaybı Oranının Tespitine Yönelik Kısmının İncelenmesi;
Dosya kapsamındaki Adli Tıp Kurumu raporları ile bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacıların zararlarının davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı sonucuna varıldığından, temyize konu İdare Mahkemesi kararının davalı idarenin tazmin sorumluluğunun bulunduğuna yönelik gerekçesinde hukuki isabetsizlik bulunmamıştır.
Öte yandan; davacıların, …'ın maluliyet oranının hatalı olarak belirlendiğine yönelik iddiasına, bu hususta Adli Tıp Kurumundan iki kez rapor alınmış ve bu raporların hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu görülmüş olduğundan, itibar edilmemiştir.
Temyize Konu Kararın, Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine Yönelik Kısmı ile Davacılardan …ın Maddi Tazminat İsteminin Tedavi Giderine İlişkin Bölümünün Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile davacılardan …'ın maddi tazminat isteminin tedavi giderine ilişkin bölümünün kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, tarafların dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize Konu Kararın Davacılardan …'ın Maddi Tazminat İsteminin Bedensel Güç Kaybına İlişkin Bölümünün Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi;
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin kalıcı sakatlığı nedeniyle uğramış olduğu beden gücü kaybına bağlı olarak gelirinde ve dolayısıyla mal varlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa dahi "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Beden gücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını ve çalışma hayatını sürdürebilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde ve gücünde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı …'ın dava konusu olay nedeniyle % 3,3 oranında bedensel güç kaybına uğradığı, bu nedenle günlük yaşamını ve çalışma hayatını emsallerine ve eskiye nazaran daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdürmek zorunda kalması nedeniyle maddi zararının bulunduğu açık olup, davacı ...'ın güç (efor) kaybından doğan zararı;
Aktif dönemde, zarara uğranılan tarihten itibaren yasal emeklilik yaşı kabul edilen 65 yaşın sonuna kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) çalışma gücü kaybı olan % 3,3 oranının uygulanması; pasif dönemde ise, 65 yaşını ikmalinden TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için -bir çalışmanın karşılığı olmaması nedeniyle- AGİ hariç net asgari ücrete yine çalışma gücü kaybı oranının uygulanması suretiyle ortaya çıkacak miktarların toplanması suretiyle hesaplanmalıdır.
Söz konusu hesaplamada, gelecek yılların asgari ücretlerinin bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarının her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, davacı …'ın efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda hesaplanarak bir karar verilmesi gerekmekte olup, hükme esas alınabilecek nitelikte olmayan bilirkişi raporu uyarınca verilen davacılardan ...'ın maddi tazminat isteminin bedensel güç kaybına ilişkin bölümünün kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Temyize Konu Kararın, Davacılar Lehine Hükmedilen Tazminat Miktarlarına İşletilen Yasal Faizin Başlangıç Tarihine İlişkin Kısmının İncelenmesi;
İdare Mahkemesince, davacılar lehine hükmedilen tazminat miktarlarına, idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri maddi ve manevi zararlarının işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle işbu davanın açıldığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, dava dilekçesinde idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talep edilmediğinden; davacılar lehine hükmolunan tazminat miktarlarına, taleple bağlılık ilkesi gereğince, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, temyize konu kararın faiz başlangıç tarihine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin kısmen REDDİNE, kısmen KABULÜNE,
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı temyize konu kararının; davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmı ile davacılardan …'ın maddi tazminat isteminin tedavi giderine ilişkin bölümünün kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmının ONANMASINA, diğer kısımlarının BOZULMASINA,
3.Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın