10. Daire 2021/1205 E. 2023/5233 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

10. Daire 2021/1205 E. 2023/5233 K. — Danıştay Kararı

10. Daire 2021/1205 Esas 2023/5233 Karar 05.10.2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/1205 E.,  2023/5233 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/1205
Karar No : 2023/5233

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendine asaleten …, … ve …'e velayeten …
2- …
3- …
4- …

VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
2- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Huk. Müş. …

DİĞER DAVALI : … Valiliği / …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılar ile davalı İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 02/05/2016 tarihinde Suriye ülkesinin kuzeyindeki DAEŞ terör örgütünün hakimiyetinde bulunan bölgeden fırlatıldığı tespit edilen roket mermisinin Kilis iline düşerek patlaması sonucunda yakınları ...'nin vefat etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın eşi ... için 500,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi; çocukları olan diğer davacıların her biri için ayrı ayrı 500,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 453.500,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacılar yakınının ölümüne neden olan olayla ilgili idareyi kusurlandıracak sebebin olmaması nedeniyle davalı idarelerin kusur sorumluluğundan bahsetmeye hukuken olanak bulunmadığı, zararın özel ve olağan dışı niteliği de dikkate alınarak terör olaylarını önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemeyen idarelerce sosyal risk ilkesine göre topluma pay edilmesi suretiyle tazmininin hakkaniyete ve sosyal devlet ilkesine uygun olacağı, davanın manevi tazminata ilişkin kısmı incelendiğinde, manevi değerlerinde meydana gelen eksilme ile duyulan acı, üzüntü ve sarsıntı karşılığı olarak, takdiren muteveffanın eşi ... için 50.000,00 TL, çocukları; ..., ..., ..., ..., ..., ...'in her biri için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davanın, maddi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince, davalı idarelerce ... adına düzenlenmiş çalışma izin kaydına rastlanılmadığının bildirildiği görüldüğünden ülkemizde çalışma izin belgesi olmadığından çalışamayacak durumda olan kişinin vefatı nedeniyle davacılar için destekten yoksun kalma tazminatının ve bu kapsamda maddi tazminatın ödenmesine de hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle, müteveffanın eşi ... için 50.000,00 TL, çocukları; ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00TL manevi tazminat isteminin kabulüne, davacıların maddi tazminat istemi ile fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, kabul edilen toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, başvuru tarihinden önceki döneme ilişkin yasal faiz işletilmesi taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinafa konu kararın, manevi tazminata ilişkin kısmının sonucu ve gerekçesi itibarıyla hukuka ve usule uygun olduğu, davacıların, reddedilen maddi tazminata yönelik istinaf başvurusu incelendiğinde, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında, davalı idarenin olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluğu bulunmadığı, bu itibarla uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun ile yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde karara bağlanması gerektiği, uyuşmazlık konusu olayda, 5233 sayılı Kanunda manevi tazminat ödenmesi öngörülmediğinden manevi tazminat talebi bakımından yapılan başvurunun genel hükümlere göre olduğu kabul edilmekle birlikte, olayın meydana geliş şekli ve hukuki niteliği ile davacıların talepleri dikkate alındığında davanın maddi tazminata ilişkin kısmının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buna göre davacılar tarafından, olayın ve zararın öğrenildiği 02/05/2016 tarihinden itibaren mezkur Kanun'un 6. maddesinde öngörülen 60 günlük süre içinde ve en geç 01/07/2016 tarihine kadar yapılması gereken başvurunun, 07/03/2017 tarihinde yapıldığının görüldüğü, bu durumda, davacılar tarafından, zarara yol açan olayın öğrenildiği 02/05/2016 tarihinden itibaren başlayan 60 günlük idari başvuru süresinin geçirilmesinden sonra 07/03/2017 tarihinde yapılan başvuru süresinde olmadığından, davanın maddi tazminata ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, maddi tazminat talebini esastan reddeden İdare Mahkemesi kararı sonucu itibarıyla hukuka uygun olmakla birlikte kararın gerekçesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmına yönelik tarafların istinaf başvurularının reddine, maddi tazminata yönelik davacıların istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, çalışma izni olmasa da en azından asgari ücret baz alınarak maddi tazminatın hesaplanması gerektiği, Suriyeli sığınmacıların ülkeye kabulü ile devletin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğü altına girdiği, çalışma izninin bu anlamda önemli olmadığı, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca açılan davanın süresinde olduğu iddialarıyla, davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, önlenemez nitelikteki olay nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığı, olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğu genel düzenlemelere gidilemeyeceği, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu iddialarıyla, davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından ise, zarar ile idarelerinin eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı, kusurlu ya da kusursuz sorumluluklarının bulunmadığı, 5233 sayılı Kanunun yürürlüğü sonrası terör eylemleri nedeniyle sosyal risk ilkesinin uygulanma kabiliyeti kalmadığı, Kanunda düzenlenmediğinden manevi tazminat istemlerinin de reddedilmesi gerektiği, öte yandan davacılar yabancı uyruklu olduğundan 5233 sayılı Kanun kapsamında Suriye ülkesi ile karşılıklılık ilkesi bulunmadığından zararın karşılanma imkanı bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğu, manevi tazminata karar tarihinden itibaren faiz işletilebileceği, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar ile davalı Kilis Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi, davalı İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın davacı ...'in manevi tazminat istemine yönelik kısmının onanması, diğer davacıların manevi tazminat istemine yönelik kısmı ile maddi tazminat istemine yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, 02/05/2016 tarihinde Suriye ülkesinin kuzeyindeki DAEŞ terör örgütünün hakimiyetinde bulunan bölgeden fırlatıldığı tespit edilen roket mermisinin Kilis iline düşerek patlaması sonucunda yakınları ...'nin vefatı nedeniyle meydana gelen zararlarının karşılanması istemiyle 07/03/2017 tarihinde davalı İçişleri Bakanlığına başvurularak 2577 sayılı Kanun uyarınca maddi ve manevi zararlarının tazmininin talep edildiği, başvurunun 10/03/2017 tarihli yazı ile Kilis Valiliğine iletildiği, Kilis İl Özel İdaresinin 16/03/2017 tarihli yazısı ile 5233 sayılı Kanuna göre vefat edenin yakınlarına Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaması nedeniyle ödeme yapılmasının uygun olmadığının davacılara bildirildiği, bunun üzerine 17/05/2017 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile bakılmakta olan davanın açıldığı, yargılama süreci devam ederken Kilis Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun 16/08/2017 tarih ve 558 sayılı kararı ile olay nedeniyle 5233 sayılı Kanun uyarınca ödeme yapılabilmesi için Türkiye'de bulunan yabancı uyrukluların vatandaşı olduğu devlet ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında bu konuda "karşılıklı" bir anlaşmanın olması zorunluluğu çerçevesinde İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünden alınan 01/08/2017 tarih ve 13557767000/3192 sayılı yazıda belirtilen husular da göz önüne alındığında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti arasındaki adli, idari ve hukuki yazışmalar geçici olarak askıya alındığından işlem yapılmasının uygun olmadığı belirtilerek başvurunun reddedildiği anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Öte yandan, 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu; 2. maddesinde, bu Kanunun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı belirtilmiş; 7. maddesinin (b) bendinde; yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; (c) bendinde, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararları, bu Kanuna göre sulh yoluyla karşılanabilecek zarar kalemleri arasında sayılmıştır.
5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde; "Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve sakatlanmalarda, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz.'' hükmü yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Davacılardan ...'in Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize Konu Kararın Davacı ... Dışındaki Davacıların Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Müteveffanın çocukları ..., ... ve ..., ..., ... ve ...'in manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile her biri için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminat istemlerinin kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmişse de manevi tazminatın, ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, dava konusu olay nedeniyle annelerini kaybetmeleri dikkate alındığında davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı kanaatine varıldığından, temyize konu kararın belirtilen kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Nitekim dava konusu olay tarihine yakın bir tarihte aynı bölgeden gerçekleştirilen roket mermisi saldırısında babaları vefat eden kişiler tarafından açılan tazminat davasında, İdare Mahkemesince müteveffanın çocukları için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, manevi tazminata yönelik istinaf başvurularının reddine karar verildiği, akabinde tarafların temyiz istemi neticesinde Danıştay Onuncu Dairesinin 15/09/2021 tarih ve E:2021/3999, K:2021/4096 sayılı kararı ile manevi tazminata ilişkin kısmın onanarak kesinleştiği görülmektedir.

C) Temyize Konu Kararın Davacıların Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Terör olayları nedeniyle meydana gelen zararların tazminini öngören 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör olaylarından doğan zararların tazminine yönelik tam yargı davalarında idari yargı yerlerince 5233 sayılı Kanun dışında sosyal risk ilkesinin uygulanması olanağını ortadan kaldırmıştır. Sosyal risk ilkesinin, terör olaylarına ilişkin olarak 5233 sayılı Kanunla kanunlaşması karşısında, sosyal risk ilkesine dayalı tazmin istemlerinin anılan Kanun ile yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde karara bağlanması zorunludur. Ancak, 5233 sayılı Kanun, sosyal risk ilkesi dışında, nedensellik bağına dayalı, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk sebepleri nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesine göre tam yargı davası açılmasına engel oluşturmamaktadır.
Bu durumda, terör olayları sebebiyle maddi zararın 2577 sayılı Kanun uyarınca genel hükümler kapsamında karşılanması istemiyle açılan davalarda davalı idarenin hizmet kusurunun ya da diğer kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığı yargılama sırasında araştırılıp ortaya konulduktan sonra bu haller bulunmuyorsa 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, davacıların 2577 sayılı Kanun'un genel hükümleri kapsamında dava açtığı ve olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığının ancak yargılama sırasında yapılan araştırma ve değerlendirmeler ile ortaya konulacağı da dikkate alındığında dava açma süresi bakımından idareye başvuru için 60 gün ve 1 yıllık süreler öngören 5233 sayılı Kanun yerine 1 ve 5 yıllık daha uzun süreler öngören 2577 sayılı Kanunun genel hükümlerinin baz alınması hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının gereğidir.
Bu çerçevede, davacılar tarafından olayın gerçekleştiği 02/05/2016 tarihinden itibaren 1 yıl içinde, 07/03/2017 tarihinde davalı İçişleri Bakanlığına başvurularak 2577 sayılı Kanun kapsamında tazminat talep edildiği ve akabinde başvurunun reddi üzerine 60 günlük süre içerisinde dava açıldığı anlaşıldığından davanın süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu karar ile, olayın ve zararın öğrenildiği 02/05/2016 tarihinden itibaren 5233 sayılı Kanunun 6. maddesinde öngörülen 60 günlük süre içerisinde davalı İçişleri Bakanlığına başvuru yapılmadığından davanın maddi tazminat istemine yönelik kısmının süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, davalı İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığının temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılardan ...'in manevi tazminat istemine yönelik kısmının ONANMASINA, davacı ... dışındaki davacıların manevi tazminat istemine yönelik kısmı ile davacıların maddi tazminat istemine yönelik kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın