10. Daire 2021/1175 E. 2025/3366 K. — Danıştay Kararı
10. Daire 2021/1175 Esas 2025/3366 Karar 30.06.2025
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/1175 E., 2025/3366 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/1175 Karar No : 2025/3366
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; Bursa Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta iken 25/05/2017 tarihinde Bilecik Gölpazarı Açık Ceza İnfaz Kurumuna sevki esnasında araca bindirilmeden önce infaz koruma memuru tarafından boğazının sıkılarak bayıltılması sonucunda felç kaldığından bahisle, uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 750.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının darp edildiğine ilişkin herhangi bir tutanak, rapor, kamera kaydı, video bulunmadığı, olayın meydana geldiği 25/05/2017 tarihli hastane tedavi evraklarında davacının felç geçirdiğine, darp edildiğine ilişkin herhangi bir tespitin bulunmadığı, infaz koruma memurunun davacının boğazını sıkarak felç geçirmesi olayının soyut iddia ötesine geçemediği, dolayısıyla idareye atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, mahkemece eksik araştırma ve inceleme yapıldığı, Bursa Açık Ceza İnfaz Kurumunda iken hiçbir sağlık sorununun olmadığı, dava konusu olayın yaşandığı 25/05/2017 tarihinden sonra bedensel rahatsızlığının başladığı ve özürlü hale geldiği, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı tarafından; Bursa Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta iken 25/05/2017 tarihinde Bilecik Gölpazarı Açık Ceza İnfaz Kurumuna sevk için araca bindirilmeden önce infaz koruma memuru tarafından boğazının sıkıldığı, yolda fenalaşarak aracın durdurulduğu ve ambulans ile Bilecik Devlet Hastanesine götürüldüğü, meydana gelen olay sebebiyle felç kaldığından bahisle uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 750.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta; dava konusu olay sebebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Soruşturma No:... sayılı dosya ile başlatılan soruşturmada K:...sayılı karar ile "...bahsedilen tarihte ve yerdeki kamera görüntülerinin mevcut olmadığı, kurum müdürünün olay tarihinde yapılan sevkin başında olduğu ve kontrol ettiği, şüpheli ...'nın müşteki ...'ı sevke gitmek istememesi nedeniyle mevzuatın verdiği yetki dahilinde güç kullanarak müştekiyi otobüse bindirdiği, darp ettiğine dair soyut iddia dışında kamu davası açmaya yeterli nitelikte delil elde edilemediği, müştekinin bildirdiği tanığın da bu durumu doğruladığı, rahatsızlanmasının otobüsle seyahat ederken gerçekleştiği" gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, davacı tarafından ceza infaz kurumunda gerçekleşen fiziksel şiddet ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 10/07/2024 tarih ve 2020/27878 başvuru numaralı kararı ile; "18. ... Başsavcılığın kararında da kabul edildiği üzere başvurucunun, barındırıldığı İnfaz Kurumundan bir başka bir yer infaz kurumuna nakledilmesine karşı çıktığı, bir infaz koruma memurunun zor kullanmak suretiyle nakil için bekleyen otobüse başvurucuyu bindirdiği hususunda tereddüt bulunmadığı, 19.Bunun yanında Başsavcılıkça başvurucunun iddia ettiği yaralanmasının infaz koruma memurunun boğazını sıkması neticesi oluşup oluşamayacağının tıbbi raporlar ile tespit edilmesinin düşünülmemiş olması nedeniyle, başvurucunun İnfaz Kurumuna herhangi bir sağlık sıkıntısı olmadan girmişken yaşanan bu olay nedeniyle felç kaldığı iddiasının denetlenmesinin mümkün olmadığı, 20.Olayın yaşandığı gün başvurucunun yolda rahatsızlanması üzerine götürüldüğü hastanede düzenlenen tedavi evrakında (bkz. § 4) yer verilen tanı ile 13/7/2017 tarihinde düzenlenen adli muayene raporundaki (bkz. § 5-i) tespitlerin, müdahalenin meydana geldiği gün ve vücut bölgesi dikkate alındığında örtüşmekte olduğu, bu durumda; Başvurucunun vücudunun sağ yanında bir duyu kaybı olduğu yönünde tespit içeren adli muayene raporu (bkz.§ 5-i) ile reflekslerinin normal olduğu ancak sağ bacağını oraklayarak yürüdüğü ve her iki elde kasılmanın mevcut olduğu, bu durumun ise fizyolojik değil psikolojik olabileceği tespitini içeren raporlar (bkz. §§ 5-ii, 5-iii) göz önüne alındığında Başsavcılıkça da kabul edilen zor kullanma eylemi ile ortaya çıkan bu sonuç arasında bir illiyet bağının bulunup bulunmadığının eldeki tüm sağlık raporları ile tedavi evrakında yer alan bilgilerin de göz önünde bulundurularak hazırlanacak olan bir sağlık raporu ile tespitinin soruşturmanın etkinliği adına oldukça önemli olduğu sonucuna varıldığı" gerekçesiyle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine ve kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden soruşturma başlatıldığı, UYAP üzerinden yapılan araştırmada soruşturmanın henüz sonuçlanmadığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesi kararında, davacının infaz koruma memuru tarafından zor kullanmak suretiyle nakil için bekleyen otobüse bindirildiği hususunda tereddüt bulunmadığı belirtilerek davacının iddia ettiği yaralanmasının infaz koruma memurunun boğazını sıkması neticesi oluşup oluşamayacağının tıbbi raporlar ile tespit edilmesinin düşünülmemiş olması nedeniyle davacının yaşanan bu olay nedeniyle felç kaldığı iddiasının denetlenmesinin mümkün olamadığının belirtildiği anlaşıldığından davacının yaralanmasının infaz koruma memurunun eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden davalı idarenin eylemi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının anlaşılamadığı, Anayasa Mahkemesince ortaya konulan tespitler ışığında yapılacak olan ceza soruşturmasında davacının yaralanmasının infaz koruma memurunun eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı yönünde araştırma yapılacağı, ceza soruşturmasının ise henüz sonuçlanmadığı hususları dikkate alındığında yapılacak ceza soruşturması sonucunda idarenin eylemi ile davacının uğradığını iddia ettiği zarar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının ortaya çıkacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, ceza soruşturmasında yapılacak tespitlere göre idarenin eylemi ile dava konusu edilen zarar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususu açıklığa kavuşturularak yeniden bir karar verilmesi gerekmekte olup, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.