10. Daire 2020/5103 E. 2023/1958 K. — Danıştay Kararı
10. Daire 2020/5103 Esas 2023/1958 Karar 11.04.2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5103 E., 2023/1958 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5103 Karar No : 2023/1958
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- … 3- … 4- … VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Bakanlığı / … VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Uzunköprü Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmakta iken 10/07/2006 tarihinde intihar eden yakınları ...'nin davalı idarelerin hizmet kusuru nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasıyla, zararlarına karşılık toplam 60.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davanın reddine yönelik kararın Danıştay Onuncu Dairesince bozulması üzerine verilen ısrar kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/04/2016 tarih ve E:2015/1141, K:2016/1544 sayılı kararıyla bozulması sonucunda, bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, meydana gelen zararda Sağlık Bakanlığının da kusurunun bulunduğu, Adli Tıp Kurumu raporunun yetersiz olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, maddi tazminatın hatalı hesaplandığı, aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği; davalı Adalet Bakanlığı tarafından, Adli Tıp Kurumu raporunda davacıların yakınının gerekli tıbbi yardımı almasının sağlandığının belirtildiği, meydana gelen zarar hizmet kusurundan değil zarar görenin kendi kusurundan kaynaklandığından tazmin şartlarının oluşmadığı; davalı Sağlık Bakanlığı tarafından, bakanlıkları yönünden davanın reddine karar verildiğinden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Tarafların temyiz istemlerinin kısmen reddi, kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacıların yakını ..., tutuklu olarak bulunduğu Uzunköprü Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda intihar ederek hayatını kaybetmiş, davacılar tarafından yakınlarının ölümünün hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla zararlarının tazmini istemiyle Adalet Bakanlığına yapılan başvurunun reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; ...'nin, tutuklanmasından sonra sağlık sorunu bulunduğunun belirtilmesi üzerine idarece sağlık kuruluşuna sevkinin yapıldığı, sağlık sorunları nedeniyle kullanması gereken ilaçların cezaevinin idare kısmında bulunan ecza dolabına konularak idarenin gözetiminde kullandırıldığı, intihar ederken kullandığı eşyaların da insani ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla zorunlu olarak verilen malzemeler arasında olduğu, kendi fiili sonucu hayatını kaybetmesi olayında idareye atfedilebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı, idarenin kusursuz sorumluluğuna gidebilmek için öngörülen şartların işbu davada oluşmadığı, olayda idarenin maddi ve manevi tazmin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Anılan karar, Danıştay Onuncu Dairesinin 13/10/2014 tarih ve E:2013/2576, 2014/5732 sayılı kararıyla; davacıların yakını ...'nin, gerek ceza infaz kurumuna alınması sırasında üzerinden çıkan ilaçlardan, gerek cezaevi ilk durum tespit tutanağında sinir hastası olduğunun belirtilmesinden, gerek cezaevi müdürlüğüne hitaben yazdığı 27/06/2006 tarihli dilekçeden birtakım psikolojik rahatsızlıklar yaşadığının anlaşıldığı; ayrıca davacılar yakınının cezaevine girişi ve cezaevinde tutuklu bulunduğu sırada Uzunköprü Devlet Hastanesinde muayenesinin sağlandığı, ancak yapılan muayenelerin uzman doktor eliyle değil pratisyen hekim tarafından gerçekleştirildiği, davacılar yakınının cezaevine girmeden önce ve cezaevinde tutuklu iken Uzunköprü Devlet Hastanesinde iki kez muayene edilmesine karşın ölüm olayının gerçekleştiği nazara alındığında, yapılan bu muayenelerde şahsın yakınmalarını giderici nitelikte gerekli psikolojik desteğin yeterli düzeyde sağlanıp sağlanmadığı ve sunulan sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülüp yürütülmediği hususlarında dosya kapsamında yeterli değerlendirme yapılmadığı, İdare Mahkemesince Adalet Bakanlığının yanında Sağlık Bakanlığı da hasım mevkiine alınarak dava dosyasının tekemmül ettirilmesi suretiyle, yukarıda belirtilen hususların aydınlatılmasına yönelik bir araştırma yapılması ve sunulan sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, ölüm olayı sonrasında devlet hastanesinde görevli doktorlara yönelik adli veya idari soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin açıklığa kavuşturulması, gerekirse davacılar yakınına verilen sağlık hizmetinin yeterli olup olmadığı noktasında Adli Tıp Kurumundan alınacak rapora göre karar verilmesi, bir diğer ifade ile yaşanan ölüm olayında Sağlık Bakanlığının hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, bozulan kararda ısrar edilmesine ve davanın reddine karar verilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/04/2016 tarih ve E:2015/1141, K:2016/1544 sayılı kararıyla; davacıların yakını ...'nin söylem ve davranışlarına yönelik dosyada bulunan tanık ifade tutanakları, kullandığı ilaçlar, koğuşta arkadaşları ile yaşadığı sorunlar, cezaevi yönetimine verdiği psikolojik olarak rahatsız olduğunu belirten dilekçeler dikkate alındığında, davacılar yakınının psikolojik açıdan birtakım sorunlar yaşadığının açık olduğu, bu durumun cezaevi yönetiminin bilgisinde olduğu, psikolojik sorunları olduğu açık olan davacılar yakınının konulmuş olduğu tek kişilik koğuşunda yeterli gözetim ve denetim altında tutulmaması nedeniyle intihar etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davacıların zararlarının davalı Adalet Bakanlığınca karşılanması gerektiği; öte yandan davacılar yakınının cezaevine girişi ve cezaevinde tutuklu bulunduğu sırada Uzunköprü Devlet Hastanesinde muayenesinin sağlandığı, ancak yapılan muayenelerin uzman doktor eliyle değil pratisyen hekim tarafından gerçekleştirildiği, davacılar yakınının cezaevine girmeden önce ve cezaevinde tutuklu iken Uzunköprü Devlet Hastanesinde iki kez muayene edilmesine karşın ölüm olayının gerçekleştiği nazara alındığında, yapılan bu muayenelerde davacılar yakınının yakınmalarını giderici nitelikte gerekli psikolojik desteğin yeterli düzeyde sağlanıp sağlanmadığı ve sunulan sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülüp yürütülmediği hususlarında dosya kapsamında yeterli değerlendirme yapılmadığı, İdare Mahkemesince Adalet Bakanlığının yanında Sağlık Bakanlığı da hasım mevkiine alınarak dava dosyasının tekemmül ettirilmesi suretiyle, yukarıda belirtilen hususların aydınlatılmasına yönelik bir araştırma yapılması ve sunulan sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, ölüm olayı sonrasında devlet hastanesinde görevli doktorlara yönelik adli veya idari soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin açıklığa kavuşturulması, gerekirse davacılar yakınına verilen sağlık hizmetinin yeterli olup olmadığı noktasında Adli Tıp Kurumundan alınacak rapora göre karar verilmesi, bir diğer ifade ile yaşanan ölüm olayında Sağlık Bakanlığının da hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerektiği gerekçesiyle, Edirne İdare Mahkemesinin Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararına ısrar edilmek suretiyle verilen davanın reddine yönelik kararı bozulmuştur. Edirne İdare Mahkemesince bozmaya uyularak Sağlık Bakanlığı hasım mevkiine alınıp dosya tekemmül ettirilmiş, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, olayda Sağlık Bakanlığının kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 8. İhtisas Kurulundan alınan … tarih ve … karar numaralı raporda ise, "Kişinin ölümünün asıya bağlı gelişen mekanik asfiksi sonucu meydana geldiği, herhangi bir tıbbi belge bulunmamakla birlikte cezaevindeki tutum ve davranışları kişinin psikotik bir süreç yaşadığını düşündürdüğü, 16/06/2006 tarihinde cezaevi ilk giriş muayenesinde ve aynı tarihte nöroloji poliklinik muayenesinde herhangi bir aktif psikopatolojik bilgi tanımlamadığının görüldüğü, kişinin uyum sorunlarının cezaevine girdikten bir süre sonra ortaya çıktığı, ruhsal sorunları için intihar tarihinde 13 gün önce ruhsal sorunlarına yardım amacıyla cezaevi idaresine dilekçe verdiği, dilekçeden 3 gün sonra Dr. F. Y. tarafından yapılan muayeneye ait kayıtlarının incelenmesinde anksiyete bozukluğu tanısının belirtilmiş olduğu, psikiyatrik herhangi bir öykü ve bulgunun kaydı bulunmadığı cihetle bu tarihte tıbbi uygulama hatası yönünden değerlendirme yapılamadığı, 27/06/2006 tarihli dilekçe üzerine cezaevi idaresince kişiye tıbbi yardım almasının sağlandığı dolayısıyla idarenin tıbbi uygulama hatası bulunmadığı" yönünde görüş belirtilmiştir. … İdare Mahkemesince bozmaya uyularak verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararla; Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca davacılar yakınına uygulanan tedavi ve muayenelerde tıbbi uygulama hatası bulunmadığından, olayda davalı Sağlık Bakanlığına atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, bununla birlikte Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/04/2016 tarih ve E:2015/1141, K:2016/1544 sayılı bozma kararında da belirtildiği üzere psikolojik sorunları olduğu açık olan davacılar yakınının, konulmuş olduğu tek kişilik koğuşunda yeterli gözetim ve denetim altında tutulmaması nedeniyle intihar etmesinde davalı Adalet Bakanlığının hizmet kusurunun bulunduğu, davacıların zararlarının davalı Adalet Bakanlığınca karşılanması gerektiği gerekçesiyle 05/12/2019 kayıt tarihli aktüerya bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile …'ye 213.066,24 TL, ...'ye 16.075,65 TL, …'ye 5.229,16 TL maddi, ayrıca, takdiren her bir davacı için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş; davalı Sağlık Bakanlığı yönünden herhangi bir hüküm kurulmamıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetine yönelik tam yargı davalarında, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Kararın, Sağlık Bakanlığı Yönünden İncelenmesi; İdare Mahkemesince, uyuşmazlığa konu olayda davalı Sağlık Bakanlığına atfedilecek bir kusur bulunmadığı belirtilmiş olmasına rağmen; anılan davalı yönünden esasa ve vekalet ücretine yönelik hüküm kurulmadığı görülmektedir. Bu itibarla, temyize konu İdare Mahkemesi kararının davalı Sağlık Bakanlığı yönünden esasa ve vekalet ücretine yönelik hüküm kurulmamasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. B) Temyize Konu Kararın, Manevi Tazminata İlişkin Kısımlarının İncelenmesi; İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın manevi tazminata ilişkin kısımları hukuka uygun olup, tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. C) Temyize Konu Kararın, Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi; Destekten yoksun kalma tazminatının amacı; desteğini yitiren kimsenin, desteğin ölümünden önce bulunduğu sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak yardımın karşılığı olan paranın ödettirilmesidir. Dolayısıyla, destekten yoksunluk zararı, ölüm olayı olmasaydı desteğin yapacağı varsayılan yardım tutarı geleceğe yönelik olarak belirlenmek suretiyle hesaplanmaktadır. Buna göre, davacılara ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, desteğin kendisine, eşine, çocuklarına ve hayatta olmaları kaydıyla anne ve babasına pay ayrılması gerektiği hususu dikkate alınmalıdır. Bu paylaşım yapılırken desteğin kendisine 2 pay, eşine 2 pay (yeniden evlenmişse, yeni evlilik tarihine kadar pay ayrılarak; evlenmemişse, yeniden evlenme olasılığı oranında hesaplanan tazminattan indirim yapılarak), çocuklarının her birine 1'er pay (destek süresi sona eren çocuk bakımından destek payı ayrılmayarak), anne ve babasına 1'er pay (hayatta olup olmadıkları araştırılmak suretiyle) ayrılarak tazminat miktarının hesaplanması gerekmektedir. Bunun yanında, her anne ve babanın çocuğuna belli bir yaşa kadar (kız - erkek çocuk ayrımı yapılmaksızın yüksek öğrenim görmeyeceği kabul edildiği takdirde 18 yaş, yüksek öğrenim göreceği kabul edildiği takdirde 25 yaş, daha önce evlenmiş ise evlendiği yaş) destek olacağının kabulü gerektiğinden, müteveffanın desteğinden yoksun kalan çocuklarının destek süreleri belirtilen yönlerden yapılacak tespite göre hesaplanmalıdır. İdare Mahkemesince, her ne kadar davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri maddi zararın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, bu inceleme sonucunda hazırlanan ve temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmına dayanak alınan 05/12/2019 kayıt tarihli bilirkişi raporu; müteveffanın, anne ve/veya babasının hayatta olup olmadığı, eşinin yeniden evlenip evlenmediği, çocuklarının yüksek öğrenim görüp görmedikleri ve evlenip evlenmedikleri araştırılmadan destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığından, hükme esas alınabilir nitelikte değildir. Ayrıca, yukarıda belirtilen 05/12/2019 kayıt tarihli bilirkişi raporunda, davacıların yakını yaşamış olsaydı kendisine isnat edilen suçtan yargılanması sonucunda alacağı ceza göz önüne alınarak hesaplama yapılmışsa da; davacıların maddi zararının, muhtemel hapis cezasının ceza hukuku konusunda uzman bir bilirkişiye incelettirilmesi suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Bu itibarla, temyize konu İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta olup; İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenecek rapora göre davacıların maddi tazminat istemleri hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan; bozma üzerine yeniden yapılacak yargılama sonucunda hükmedilecek maddi tazminat miktarlarının tamamına davalı idarenin temerrüde düştüğü tarih olan başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin kısmen reddine, kısmen kabulüne, 2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının; manevi tazminata ilişkin kısımlarının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmı ile Sağlık Bakanlığı hakkında esas ve vekalet ücreti yönünden hüküm kurulmamasına ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/04/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.