10. Daire 2019/9262 E. 2023/2002 K. — Danıştay Kararı
10. Daire 2019/9262 Esas 2023/2002 Karar 12.04.2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/9262 E., 2023/2002 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/9262 Karar No : 2023/2002
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten; …'a velayeten … ve … VEKİLLERİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V…
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından; 28/07/2017 tarihinde, …'ın polis memurları tarafından vurularak felç kaldığından bahisle olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık davacı … için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi, 800.000,00 TL manevi, eşi … ve çocuğu … için 5.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacılar tarafından 29/03/2018 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunulduğu, talebin cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi üzerine dava konusu tazminat istemli başvuru hakkında altmış gün içinde cevap verilmediğinden bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içerisinde, sürenin son gününün adli ara verme süresine denk gelmesi nedeniyle en son 07/09/2018 tarihine kadar davanın açılması gerektiği gerekçesiyle 25/09/2018 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; ceza zamanaşımının süresinin dolmadığı, … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında kovuşturmanın devam ettiği, zarar miktarının net olarak ortaya çıkmadığı, sürenin zararın ortaya çıkmasından itibaren başlaması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; davacı …'ın, 28/07/2017 tarihinde, polis memurları tarafından vurularak felç kaldığından bahisle davacılar tarafından zararlarının karşılanması istemiyle 29/03/2018 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunulduğu, başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık davacı … için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi, 800.000,00 TL manevi, eşi … ve çocuğu … için 5.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle 25/09/2018 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ön karar başvurusu tarihinde yürürlükte olan haliyle "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarılan maddeler uyarınca idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur. İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme, ceza soruşturma ve kovuşturması veya kesin sağlık kurulu raporları sonucu ortaya çıkabilmektedir. Esasen, idari eylemin bütün unsurlarıyla öğrenildiği ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Eylemin idariliğinin ve/veya zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır. Uyuşmazlıkta, davacı ...'ın, 28/07/2017 tarihinde, polis memurları tarafından vurularak felç kaldığının iddia edildiği, dava konusu olay sebebiyle …. Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyası ile açılan davada UYAP üzerinden yapılan sorgulamada; 09/06/2022 tarihinde "muhakemenin durmasına" karar verildiği, bu kararın 18/07/2022 tarihinde kesinleştiği, davacılar tarafından zararlarının karşılanması istemiyle 29/03/2018 tarihinde ceza kovuşturması devam ederken davalı idareye başvuruda bulunulduğu görülmektedir. Bu durumda, davacı ...'ın felç kalmasına neden olduğu belirtilen olaya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen ceza kovuşturmasının idareye başvuru yapıldığı tarihte devam ettiği, sonrasında ise muhakemenin durmasına karar verildiği dikkate alındığında, söz konusu davacının felç kalmasında idari bir eylem/eylemsizliğin (eylemin idariliğinin) ya da idarenin sorumluluk sebebinin bulunup bulunmadığının henüz ortaya konulamadığı, dolayısıyla idareye başvuru tarihi itibarıyla söz konusu olayın bütün unsurlarıyla birlikte davacılar tarafından öğrenilemediği anlaşıldığından davanın esasının incelenmesi gerekirken süre aşımı nedeniyle davanın reddi yolunda verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 12/04/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.