10. Daire 2019/1769 E. 2023/825 K. — Danıştay Kararı
10. Daire 2019/1769 Esas 2023/825 Karar 28.02.2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/1769 E., 2023/825 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/1769 Karar No : 2023/825
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği / … VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : … Mirasçıları; 1- Kendi adına asaleten, …adına velayeten … 2- … 3- … 4- … 5- …, 6- … VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : Hakkâri ili, Çukurca ilçesi, …köyünde ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle köyünü boşaltmak durumunda kalan ve mal varlığına ulaşamaması sebebiyle 5233 sayılı Kanun uyarınca yaptığı başvuru sonucu, sulhname imzalanmak suretiyle 1995-2005 yılları arasında oluşan zararları karşılanan ...'nin mirasçısı olan davacılar tarafından, halen köylerine geri dönemediklerinden bahisle 2006-2014 yılları arasında oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, ...İdare Mahkemesince, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 24/01/2018 tarih ve E:2016/1252, K:2018/645 sayılı bozma kararına uyularak, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacıların dava konusu köye terör olayları nedeniyle değil ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı dönmedikleri, davacılar tarafından köye dönme yönünde bir irade ortaya konulmadan yerleşim birimine kamu hizmeti götürülmesinin idarelerine ağır bir külfet yükleyeceği, yerleşim biriminin uyuşmazlık konusu yıllarda askeri yasak bölge ilan edilmediği, İdare Mahkemesinin davanın reddi yolunda verdiği ilk kararın isabetli olduğu iddialarıyla kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Nitekim, bakılan uyuşmazlıkla aynı konuda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 28/07/2022 tarih ve 2021/11655 Başvuru Numaralı kararında, "...Somut olayda zarar konusu olay başvurucunun mülküne ulaşmasına izin verilmemesidir. Mülke ulaşamama süregelen bir müdahale niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle mülke erişimin kısıtlanması devam ettiği sürece başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale de varlığını koruyacaktır. Anlık müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahale tarihinden itibaren başlatılması makuldür. Buna karşılık süregelen müdahalelerde müdahale için spesifik ve tek bir tarihten söz edilemez. Süregelen müdahale -kesinti söz konusu olmadıkça- her an devam eden müdahaledir. Bu sebeple süregelen müdahalede zarar konusu olay için somut bir tarih belirlenemez (demir yolu hattından kaynaklanan titreşimler sebebiyle evde hasar oluşmasına ilişkin olarak yapılan benzer bir değerlendirme için bkz. Atay Elden, B. No: 2019/16301, 3/2/2022, § 53). Dolayısıyla bu tür müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir." denilmektedir. Buna göre, süregelen müdahale (uyuşmazlık bakımından davacıların mülklerine ulaşmasına izin verilmemesi) ile bu müdahale nedeniyle uğranılan zarar kesintiye uğramadığı sürece, zararın tazminine yönelik başvuru için nihai bir tarih bulunduğundan söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, süregelen müdahaleler sonucu oluşan ve buna bağlı olarak süregelen nitelik arz eden zararlarda, 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin (60 gün - 1 yıl) uygulanması, ancak kesinti meydana gelmesi halinde mümkün olabilecek; başka bir anlatımla, müdahale ve zarar devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden bahisle süre aşımı söz konusu olmayacaktır. Bu çerçevede yapılan inceleme neticesinde, davacılar tarafından, davalı idareye yapılan 30/06/2014 tarihli başvuru ile, 1995 yılında meydana gelen terör olayları nedeniyle köyünü terk etmek zorunda kaldığı, 1995-2005 yılları arasında oluşan zararlarının davalı idare tarafından tazmin edildiği belirtilerek halen köylerine geri dönemediklerinden bahisle 2006-2014 yılları arasında oluşan zararlarının da 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmininin istenildiği; dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, davacıların mal varlığına ulaşamama durumunun başvuru tarihi itibarıyla devam ettiği, diğer bir ifadeyle davacıların mülklerine ulaşmasına izin verilmemesine yönelik müdahalenin kesintiye uğramadığı, dolayısıyla davacıların talep ettiği zararın devam eden / süregelen zarar olduğu dikkate alındığında; söz konusu zararının tazminine yönelik başvurunun süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir. İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen gerekçelere açıkça yer verilmek suretiyle davacıların başvurusunun süresinde olduğu belirtilmemiş ise de; davacıların talebi doğrultusunda 2006-2014 yılları arasındaki zararlarının tazmini gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemektedir. Ayrıca, davacıya ait idareye başvuru dilekçesinin mevcut dava dosyasında değil, Dairemizin E:2019/8425 sayılı dosyasında bulunduğu görüldüğünden, idareye başvuru dilekçesi yapılan incelemede dikkate alınmış, mevcut dava dosyasındaki bu durum bir eksiklik olarak değerlendirilmemiştir. Öte yandan, mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklı devam eden zararların karşılanacağı dönemler hususunda aynı köye ilişkin olarak Dairemizce farklı yönde kararlar verildiği görülebilir ise de; Dairemizin bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen 20/12/2022 tarihli toplantı sonucu verilen ilke kararı ile, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen 28/07/2022 tarih ve 2021/11655 Başvuru Numaralı kararı doğrultusunda süregelen zararlara ilişkin görüş değişikliğine gidildiği, bakılan uyuşmazlığın da önceki görüş doğrultusunda karar verilen dosyalardan farklı olarak Dairemizin 20/12/2022 tarihli ilke kararından sonra görüşüldüğü, bu nedenle Dairemizce verilen kararlar arasında çelişki bulunmayıp içtihat değişikliğinin söz konusu olduğu açıktır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istem halinde iadesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/02/2023 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.