10. Daire 2019/12301 E. 2023/6830 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

10. Daire 2019/12301 E. 2023/6830 K. — Danıştay Kararı

10. Daire 2019/12301 Esas 2023/6830 Karar 14.11.2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/12301 E.,  2023/6830 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12301
Karar No : 2023/6830

DAVACI : … Sağlık Hizmetleri Ticared Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

DAVANIN_KONUSU : … tarih ve …sayılı Makam Olur’u ile aynı tarihte yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 34. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, on branştan oluşan kadrosu ile usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş özel sağlık hizmet sunucusu olarak silahsız özel güvenlik görevlisi olacaklara sağlık raporu düzenleyebiliyorken dava konusu hüküm ile sağlık raporu düzenleme yetkisinin kısıtlandığı, 2007 yılından beri aynı ücretlerle sigortalı hastalara zor şartlarda hizmet verilmeye çalışıldığı, ekonomik olarak ayakta kalmalarını sağlayan silahsız özel güvenlik görevlisi olacaklara sağlık raporu düzenleme yetkisinin ellerinden alınmasıyla özel sağlık sunucularının bir kısmının varlıklarını sürdüremeyeceği ve sigortalı hastalara verilen hizmetlerin bundan olumsuz etkileneceği, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik gereğince kuruluş şartlarını yerine getirmiş müracaatçı kuruluşlara tarafsızlık ve hakkaniyet ölçüleri dahilinde sağlık hizmeti sunmaları için ruhsat verme görev ve yetkisinin Sağlık Bakanlığına verildiği, söz konusu mevzuatta Sağlık Bakanlığına sadece yetki tanınmayıp, aynı zamanda sağlık hizmeti sunucuları arasında hakkaniyeti gözetme yükümlülüğü getirildiği, davalı idarenin yapmış olduğu işlemlerde demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak hareket etme zorunluluğu bulunduğu, özel sağlık hizmeti sunucularının görev alanlarının yönerge ile kısıtlanamayacağı, normlar hiyerarşisinde kanunlardan alt sırada gelen yönetmelik, yönerge gibi alt düzenleyici işlemlerin üst hukuk normu olan kanunlara aykırı olamayacağının açık olduğu, buna karşın dava konusu Yönerge'nin 34. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemenin dayanağı olan Yönetmeliği ve Kanunu aşar nitelikte hükümler getirdiği, bu nedenlerle iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, mevzuatla verilen yetki çerçevesinde Bakanlığa, üniversitelere, diğer kamuya ve özel sektöre ait sağlık tesislerinin bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle yerleşim yerlerinin sağlık hizmet bölgesi yapılanması içerisindeki konumları ve hizmet verilen nüfusun, sağlık hizmetlerine olan ihtiyaç ve beklentileri dikkate alınarak Sağlık Bakanlığı Yataklı Sağlık Tesisleri Rollerinin Yeniden Belirlenmesi ve Gruplandırılmasına İlişkin Kriterler uyarınca sağlık tesislerine sunacağı hizmet çerçevesini belirleyen roller verildiği, bu kriterler ile ülke genelinde bir ya da birkaç ilden oluşan sağlık hizmet bölgelerinin oluşturulduğu, sağlık hizmet bölgesi içerisinde merkez konumunu üstlenecek iller belirlendiği, bu illere kendisine bağlanan diğer illere de bütüncül sağlık hizmeti verecek düzeyde kapasite ve çeşitliliğe sahip sağlık tesislerinin planlandığı, Eğitim ve Araştırma Hastanalerine AI ve AII rolleri verildiği, AI rolü verilen sağlık tesislerinin AII rolünden farklı olarak mezkûr kriterler uyarınca, ilgili mevzuatına göre en az beş branşta eğitim yetkisinin verildiği, buna göre eğitim kadrolarının tamamlandığı, üçüncü basamak tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin verildiği, eğitim araştırma faaliyetlerinin yürütüldüğü ve aynı zamanda uzman ve yan dal uzman tabiplerinin yetiştirildiği genel dal yataklı tedavi kurumlarının B,C,D grubu hastanelerin ise belirlenen kriterleri sağlayan, yoğun bakım dahil hizmmetlerin sunulabildiği yataklı sağlık tesisleri olması gerektiği, bunlar dışındaki hastanelerin yatak sayıları, teknolojik donanımları, uzman sayılarına bağlı olarak birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesisleri olarak sınıflandırıldığı, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamındaki tıp merkezleri ve polikliniklerin ise sadece yataklı tedavi gerektirmeyen ayaktan hastalar ile belirli cerrahi müdahalelerin yapılabildiği yerler olduğu, bu merkezlerin komplikasyonu olmayan, genel durumu stabil, karmaşık olmayan vakaların tedavi edildiği merkezler olduğu, bu nedenle karmaşık vakalar ile bu merkezlerde tanı konulamayan zorluk derecesi yüksek vakaların yataklı sağlık tesisleri ile üçüncü basamak sağlık tesislerinde çözüme kavuşturulduğu, 1219 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile mesleğini icraya yetkili olan tabiplerin, kişinin ayırtetme gücüne sahip olup olmadığının tespiti için hakkında sağlık raporu düzenlemeye yetkili kılındığı, ancak bu hükümden her hekimin her türlü raporu ya da yetki alanı dışında olan bölge veya kişiler için rapor düzenleyebileceği anlamı çıkarılamayacağı, özel sağlık hizmet sunucularında düzenlenecek raporların alt mevzuatlarda düzenlendiği, buna göre özel güvenlik görevlisi olabilmek için alınması gereken sağlık raporunun içeriğinin, Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 18. maddesinde bir hastaneden veya yeterli sağık kuruluşundan alınan ‘özel güvenlik görevlisi olur’ ibareli sağlık raporu isteneceği, ancak Yönetmelikte sağlık raporunun hangi sağlık tesislerinde düzenleneceğine yer verilmediği, kişilerin güvenlik görevlisi olup olmayacağına yönelik değerlendirmelerin titizlikle yerine getirilmesinin kamu yararı için önem arz ettiği, hasta ile hekim arasında ücret ilişkisini ortadan kaldıracak ve rapor hizmetini mali bir unsur olarak gören uygulamalardan vazgeçildiği, kamu hastanelerinin hasta ile hekim tarafından doğrudan ödeme ilişkisi bulunmayan merkezler olması sebebiyle özellik arz eden askeri, emniyet, devlet memuru, özel güvenlik, engelli gibi durum bildirir raporların bu merkezlerde düzenlenmesinin uygun olduğu değerlendirilerek kurul raporlarının standartları tanımlanan hastanelerde verilmesinin amaçlandığı, yapılan düzenlemenin hizmetin gereği olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemede hukuka ve dayanağı mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, Sağlık Bakanlığı tarafından … tarih ve … sayı ile aynı tarihte yürürlüğe konulan "Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 34. maddesinin 2. fıkrasının; silahsız özel güvenlik görevlisi için verilmesi gereken sağlık raporunu düzenlemelerinin engellendiği, özel sağlık hizmeti sunucularının görev alanının yönerge ile kısıtlanamayacağı ileri sürülerek iptali istemiyle açılmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesinin a) bendinde; "Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir." c) bendinde; "Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır.Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır.Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilan edilir.", e) bendinde; "Tesis edilecek eğitim,denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesi sağlanır.", i) bendinde; "Sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla; bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılır. Sağlık kurum ve kuruluşları coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanları, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlüdürler. Çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülkeye getirilmesi ve teşviki sağlanır." hükmü yer almıştır.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 355. maddesinin 1. fıkrasının a) bendinde; her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, c) bendinde, Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek," hükmü, 508. maddesinde, Bakanlık görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilir." hükmü getirilmiştir.
Sağlık raporlarının ne şekilde hangi sağlık hizmet sunucularında düzenleneceğinin açıklanması, rapor formatlarının belirlenmesi ve sağlık raporlarına itiraz süreçlerinin tanımlanması amacıyla yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönergesinin 34.maddesinin 2. fıkrasında; "Sağlık Bakanlığınca izin verilen haller hariç olmak üzere; usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş olsa bile özel sağlık hizmet sunucuları; birinci fıkrada belirtilenler dışında durum bildirir raporları düzenleyemezler." kuralı getirilmiş, 1.fıkrasında da; "özel sağlık hizmet sunucuları tedavi ettiği hastaların; istirahat/iş görmezlik raporlarını, tedavilerinde kullanılan ilaç, tıbbi cihaz ve malzeme kullanımına yönelik sağlık raporları ile sürücü/sürücü adayı sağlık raporlarını düzenleyebilirler" kuralı yer almıştır.
Yukarıda yer verilen hükümlerle Sağlık bakanlığına verilen bu görev ve yetkilerin çıkaracağı düzenlemelerle uygulamaya geçirileceği kuşkusuzdur.
Diğer yandan, Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin "Sağlık Şartları" başlıklı 18. maddesinde; "Özel güvenlik görevlisi çalışma izni verilebilmesi için, Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan şartların yanı sıra aşağıda belirtilen hususları kapsayacak şekilde, bir hastaneden veya yeterli bir sağlık kuruluşundan alınan “özel güvenlik görevlisi olur” ibareli sağlık raporu istenir." kuralı bulunmaktadır.
Bu Yönetmeliğin dayanağı Yasada özel güvenlik görevlisi olunabilmesi için sağlıklı olunması şartı getirilmiş, sağlıklı olma halinin hangi kurumlarca saptanacağı hususunda bir düzenleme yapılmamıştır. Anılan Yönetmelik kuralı ile de; özel güvenlik görevlisi olunabilmesi için sağlık raporunun alınması gereği belirlenmiş, nereden alınması gerektiği konusunda bir tespitte bulunulmamıştır.
Güvenlik görevlisi olacak kişilerin, bu hizmeti sunmaya uygunluğunu ortaya koyan bilgi ve belgelerden birisi de sağlık raporu olarak belirlenmiştir. Sunacakları hizmetin gereği, haklarında düzenlenecek olan sağlık raporlarının detaylı incelemeler ve bazı durumlarda görüntülemeler sonucu verilebileği dikkate alınarak, maliyet yönünden bir kaygı ve bir ücretlendirme ilişkisi oluşturmaksızın, özel sağlık sunucularının dışarda tutularak, kamu hastanelerince sunulmasında kamu yararına aykırılık görülmemiştir. Bu durumda yapılan düzenleme ile davalı idareye tanınan yetkinin aşıldığından söz edilme olanağı bulunmamaktadır.
Kaldı ki davalı idarece, davacının, sağlık raporu düzenlenemeyecek haller dışında sağlık raporu düzenleyebileceği durumlar için dahi bir izin talebinin olmadığı ileri sürülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Sağlık Bakanlığı tarafından, Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge, … tarih ve … sayılı Makam Olur’u ile aynı tarihte yürürlüğe konulmuş olup, anılan Yönerge'nin 34. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
Anayasa'nın 56. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; üçüncü fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; dördüncü fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği hükme bağlanmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak sağlık raporlarının ne şekilde hangi sağlık hizmet sunucularında düzenleneceğinin açıklanması, rapor formatlarının belirlenmesi ve sağlık raporlarına itiraz süreçlerinin tanımlanması amacıyla resmi ve özel tüm sağlık hizmet sunucularını, özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişileri kapsayan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge hazırlanmış ve … tarih ve … sayılı Makam Olur'u ile aynı tarihte yürürlüğe konulmuştur.
Söz konusu Yönerge'nin -davanın açıldığı tarihteki haliyle- 34. maddesinin birinci fıkrasında, özel sağlık hizmet sunucularının tedavi ettiği hastaların, istirahat/iş göremezlik raporlarını, tedavilerinde kullanılan ilaç, tıbbi cihaz ve malzeme kullanımına yönelik sağlık raporları ile sürücü/sürücü adayı sağlık raporlarını düzenleyebilecekleri kurala bağlanmıştır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, "Sağlık Bakanlığınca izin verilen haller hariç olmak üzere; usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş olsa bile özel sağlık hizmet sunucuları; birinci fıkrada belirtilenler dışında durum bildirir raporları düzenleyemezler." kuralına yer verilmiştir.
(… tarih ve …sayılı Makam Onayı ile söz konusu fıkraya 'Durum bildirir sağlık raporu düzenleme izninin verilebilmesi için özel sağlık hizmet sunucularında İç Hastalıkları, Kulak Burun Boğaz, Genel Cerrahi, Göz Hastalıkları, Ortopedi ve Travmatoloji veya Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Nöroloji veya Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlık dallarının hastane ruhsatında kayıtlı bulunması ve bu branştaki kurul üyesi hekimin de hastanede tam gün esasına göre çalışması zorunludur.' cümlesi eklenmiştir. Ayrıca 09/09/2021 tarihli Makam Olur'u ile yapılan değişikliğin 2. maddesi ile Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge’nin dava konusu edilen 34. maddesi 35. madde olarak değiştirilmiştir.)

Hukuki Değerlendirme:
Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'de özel sağlık hizmet sunucularının sadece tedavi ettiği hastaların, istirahat/iş göremezlik raporlarını, tedavilerinde kullanılan ilaç, tıbbi cihaz ve malzeme kullanımına yönelik sağlık raporları ile sürücü/sürücü adayı sağlık raporlarını düzenleyebilecekleri ve Sağlık Bakanlığınca izin verilen haller hariç olmak üzere, usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş olsa bile özel sağlık hizmet sunucularının anılan raporlar dışında durum bildirir raporları düzenleyemeyecekleri belirtilmiştir.
Uyuşmazlığın özü, tedavisi yürütülen hastaların istirahat/iş göremezlik raporlarını, tedavilerinde kullanılan ilaç, tıbbi cihaz ve malzeme kullanımına yönelik sağlık raporları ile sürücü/sürücü adayı sağlık raporları dışındaki (özel güvenlik görevlisi sağlık raporu gibi) durum bildirir sağlık raporlarının da özel sağlık kuruluşları tarafından düzenlenip düzenlenemeyeceğine ilişkin olup, davacının iddiaları doğrultusunda işin esası irdelenmiştir.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmanın şart olduğu; 8. maddesinde, Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanların umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haiz olduğu, ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olması gerektiği; 13. maddesinde ise bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabiplerin mezun olduğu, Türkiye'de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporlarının muteber olamayacağı hükmü yer almaktadır.
6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'na dayanılarak çıkarılan Tıbbi Deontoloji Tüzüğü'nün 1. maddesinde de, tabip ve diş tabiplerinin, deontoloji bakımından uymakla yükümlü oldukları kural ve esasların bu Tüzük'te gösterildiği, anılan Kanun'un 7. maddesi uyarınca tabip odalarına kayıtlı bulunan tabip ve diş tabiplerinin bu Tüzük hükümlerine tabi oldukları; 2. maddesinde, tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesinin, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermek olduğu, tabip ve diş tabibinin, hastalar arasında hiçbir ayırım yapmaksızın, muayene ve tedavi hususunda azami dikkat ve özeni göstermekle yükümlü oldukları; 6. maddesinde de, tabip ve diş tabibinin sanat ve mesleğini yerine getirirken, hiçbir etki ve nüfuza kapılmaksızın, vicdani ve mesleki kanaatına göre hareket edeceği, tabip ve diş tabibinin, uygulayacağı tedaviyi belirlemekte serbest olduğu hükme bağlanmıştır.
1219 sayılı Kanun ile 6023 sayılı Kanunu'na dayanılarak çıkarılan Tıbbi Deontoloji Tüzüğü hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, hekimin muayene ve tetkiklerini yapmak suretiyle hastaya uygulayacağı tedaviyi mesleki bilgisi ve vicdanı ile belirleyeceği anlaşılmakla, hastanın durumunu bildirir raporları düzenlemenin de hastaya uygulanan tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğu, bundan yola çıkılarak mesleğini icraya yetkili olan tabiplerin beden ve akıl sağlığı hakkında rapor düzenlemeye yetkili olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bununla birlikte, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un 10. maddesinde özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar arasında "görevin yapılmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile engelli bulunmamak" şartına yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un uygulanmasına yönelik usul ve esasları düzenlemek amacıyla 07/10/2004 tarih ve 25606 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 18. maddesi -dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihteki halinde- "Özel güvenlik görevlisi çalışma izni verilebilmesi için, Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan şartların yanı sıra aşağıda belirtilen hususları kapsayacak şekilde, bir hastaneden veya yeterli bir sağlık kuruluşundan alınan “özel güvenlik görevlisi olur” ibareli sağlık raporu istenir.
a)Psikiyatri: Psikiyatrik bir hastalık veya kişilik bozukluğu (Psikopati); alkol ve uyuşturucu bağımlılığı olmamak.
b) Nöroloji: Özel güvenlik hizmetini yerine getirmesine engel teşkil edebilecek nörolojik rahatsızlığı olmamak.
c) Göz: Körlük veya gece körlüğü olmamak.
d) Kulak Burun Boğaz (KBB): Özel güvenlik hizmetini yapmasını engel teşkil edebilecek işitme kaybı olmamak.
(Bakılmakta olan dava açıldıktan sonra, 26/06/2021 tarih ve 31523 sayılı Resmî Gazete’de "Özel Güvenlik Görevlileri Sağlık Şartları Yönetmeliği" yayımlanmış ve yukarıda yer verilen 18. madde, 31/08/2022 tarih ve 31939 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile "Özel güvenlik görevlisi adayları veya özel güvenlik görevlilerinde aranacak sağlık şartları, aday sağlık raporu ve durum bildirir sağlık kurulu raporu alınması, bu raporların ayrıntıları ve bu raporlara göre yapılacak iş ve işlemlere ilişkin hususlar, 26/6/2021 tarihli ve 31523 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Güvenlik Görevlileri Sağlık Şartları Yönetmeliği doğrultusunda yerine getirilir." şeklinde değiştirilmiştir.)
Görüldüğü üzere, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ile anılan Kanun'un Uygulama Yönetmeliğinde özel güvenlik görevlisi olabilmek için alınan sağlık raporunun hangi unsurları taşıması gerektiğine yer verilmiş olmakla birlikte, hangi sağlık kuruluşundan alınması gerektiğine yönelik hükümde belirtilen hususları kapsayacak şekilde bir hastaneden veya yeterli bir sağlık kuruluşundan alınma şartı dışında herhangi bir belirleme yapılmadığı görülmektedir.
Davalı idarenin cevap dilekçesinde, dava konusu düzenlemeye ilişkin üst hukuk normlarında özel güvenlik görevlisi olabilmek için alınan sağlık raporunun nerelerden alınması gerektiğine yönelik özel bir düzenleme bulunmadığı, kişilerin güvenlik görevlisi olup olmayacağına yönelik değerlendirmelerin titizlikle yerine getirilmesinin kamu yararı için önem arz ettiği, hasta ile hekim arasında ücret ilişkisini ortadan kaldıracak ve rapor hizmetini mali bir unsur olarak gören uygulamalardan vazgeçildiği, kamu hastanelerinin hasta ile hekim tarafından doğrudan ödeme ilişkisi bulunmayan merkezler olması sebebiyle özellik arz eden askeri, emniyet, devlet memuru, özel güvenlik, engelli gibi durum bildirir raporların bu merkezlerde düzenlenmesinin uygun olduğu değerlendirilerek kurul raporlarının, standartları tanımlanan hastanelerde verilmesinin amaçlandığı, yapılan düzenlemenin hizmetin gereği olduğu yönünde savunmada bulunulmuştur.
Bu durumda, özel güvenlik görevlisi olabilmek için alınan sağlık raporunun nerelerden alınacağına ilişkin olarak bir hastaneden veya yeterli bir sağlık kuruluşundan alınma şartı dışında herhangi bir belirleme yapılmadığı, davalı idare tarafından, özel koruma ve güvenlik hizmetini yerine getirmek amacıyla istihdam edilen özel güvenlik görevlisi için alınan sağlık raporunun bu kişilerin yaptıkları işin niteliği ve önemi göz önünde bulundurularak bu raporların belli standartları içeren kamuya ait sağlık kurum ve kuruluşlarından alınmasına yönelik yapılan belirlemenin idarenin takdir yetkisi kapsamında olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede dayanağı mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmanın şart olduğu; 8. maddesinde, Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanların umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haiz olduğu, ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olması gerektiği; 13. maddesinde ise bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabiplerin mezun olduğu, Türkiye'de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporlarının muteber olamayacağı hükmü yer almaktadır.
6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'na dayanılarak çıkarılan Tıbbi Deontoloji Tüzüğü'nün 1. maddesinde de, tabip ve diş tabiplerinin, deontoloji bakımından uymakla yükümlü oldukları kural ve esasların bu Tüzük'te gösterildiği, anılan Kanun'un 7. maddesi uyarınca tabip odalarına kayıtlı bulunan tabip ve diş tabiplerinin bu Tüzük hükümlerine tabi oldukları; 2. maddesinde, tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesinin, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermek olduğu, tabip ve diş tabibinin, hastalar arasında hiçbir ayırım yapmaksızın, muayene ve tedavi hususunda azami dikkat ve özeni göstermekle yükümlü oldukları; 6. maddesinde de, tabip ve diş tabibinin sanat ve mesleğini yerine getirirken, hiçbir etki ve nüfuza kapılmaksızın, vicdani ve mesleki kanaatına göre hareket edeceği, tabip ve diş tabibinin, uygulayacağı tedaviyi belirlemekte serbest olduğu hükme bağlanmıştır.
1219 sayılı Kanun ile 6023 sayılı Kanunu'na dayanılarak çıkarılan Tıbbi Deontoloji Tüzüğü hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, hekimin muayene ve tetkiklerini yapmak suretiyle hastaya uygulayacağı tedaviyi mesleki bilgisi ve vicdanı ile belirleyeceği anlaşılmakla, hastanın durumunu bildirir raporları düzenlemenin de hastaya uygulanan tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğu, bundan yola çıkılarak mesleğini icraya yetkili olan bütün tabiplerin yer kısıtlaması olmaksızın durum bildirir sağlık raporlarını düzenlemeye yetkili olduğu sonucuna varılmaktadır.
Her ne kadar davalı idare tarafından, dava konusu düzenlemenin hasta ile hekim arasında ücret ilişkisini ortadan kaldıracak ve rapor hizmetini mali bir unsur olarak gören uygulamalardan vazgeçildiği gerekçesiyle tesis edildiği belirtilmekte ise de, sağlık hakkını doğrudan ilgilendiren düzenlemelerin, Kanun'a aykırı olmayacak şekilde yapılması gerektiği, idarenin gerekli denetimleri yaparak sorunların tespiti halinde ilgilisine yaptırım uygulayabileceği de tartışmasızdır.
Durum bildirir raporlardan olan özel güvenlik görevlisi olabilmek için alınan sağlık raporlarının verilmesinde Kanun'da kamuda ya da özel sağlık kurum ve kuruluşlarda görev yapan hekimler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, aynı yetki ve yetkinliğe sahip hekimler arasında yer bakımından kısıtlamaya giden ve hekimlerin anılan Kanun'dan kaynaklanan yetkilerinin kullanılmasını engelleyen dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık görülmediğinden, dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın