10. Daire 2019/12238 E. 2023/5859 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

10. Daire 2019/12238 E. 2023/5859 K. — Danıştay Kararı

10. Daire 2019/12238 Esas 2023/5859 Karar 24.10.2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/12238 E.,  2023/5859 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12238
Karar No : 2023/5859

DAVACI : ... Merkez Konseyi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ...Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. ...,
Huk. Müş. ...

DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından,
1) 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
a) 5. maddesi ile değiştirilen 6. maddesinin 2. fıkrasının,
b) 19. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin 2. ve 18. fıkralarının,
c) 21. maddesi ile yeniden düzenlenen geçici 3. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ile 3. fıkrada yer alan "...iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar." ibaresinin,
2) 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ek-9 sayılı listenin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu iddia edilerek tamamının ve listenin açıklamalar kısmında yer alan "* İşaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklamanın, iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından,
01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrası bakımından, en az on uzman hekim kadrosu ile açılma şartının tıp merkezinin işlevleri ile örtüşmediği, Yönetmelikte tıp merkezlerinin sekiz saatten az olmamak üzere ruhsatlarında belirtilen sürede veya yirmi dört saat süreyle sürekli hizmet sunabilen sağlık kuruluşları olarak tanımlandığı, sekiz saat süreyle ayakta tanı ve tedavi hizmeti verecek olan ve üstelik toplumda sık görülen hastalıklara göre zorunlu uzmanları çalıştırma koşulu da getirilmeyen bir sağlık kuruluşunda en az on uzman tabibin tam zamanlı çalışmasının öngörülmesinin hizmet gerekleri ile uyuşmadığı, tıp merkezinde kadrolu hekimin yanı sıra kadro dışı hekimlerin de çalışmakta olduğu, on uzman hekim sayısına bu hekimlerin dahil edilmediği, halihazırda bir özel hastanenin dört hekim kadrosuyla açılabildiği dikkate alındığında getirilen kriterin orantısız olduğu ve eşit olmadığı, önceki düzenlemede tıp merkezleri için klinik uzmanlık dallarında en az dört tabibin tam zamanlı çalışması şartının bulunduğu, pek çok merkezin bu düzenleme uyarınca istihdamını sağladığı, yapılan düzenlemedeki en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadro şartının hangi branşlardan ve neden on sayısı olduğunun geçerli bir gerekçesinin olmadığı, idarenin hekim açığı iddiası karşısında, işlevle ilgili olmayan on uzman hekim şartının Yönetmeliğin amacında yer verilen verimlilik ve atıl kapasitenin önüne geçme amacıyla örtüşmediği;
19. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin 2. fıkrası bakımından, muayenehanesi olan hekimlerin çalışma hakkının kanuna aykırı olarak kısıtlandığı, değişiklikle özel sağlık kuruluşlarında kadrolu çalışan tabip ve diş tabiplerinin planlama kapsamında iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabileceklerinin düzenlendiği ancak muayenehanesi olan hekimlerin bu kapsamın dışında tutulduğu, yalnızca muayenehanede sürdürülen mesleki faaliyetle ekonomik yaşamını idame ettiremeyen hekime muyenehanesini kapatıp özel sağlık kuruluşunda çalışmaya başlamanın seçenek olarak sunulduğu, hekimin Kanundan kaynaklanan haklarının kullanılamaz hale geldiği, 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 2. fıkrasında 5947 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme ile hekimlerin anılan fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerine dahil sağlık kurum ve kuruluşlarından yalnızca bir bent kapsamında çalışabileceklerinin öngörüldüğü, Anayasa Mahkemesinin E:2010/29 sayılı kararı ile anılan fıkradaki “bentlerden yalnızca birindeki” ibaresinin iptal edildiği, bu kararla başka sağlık kuruluşlarında çalışma yasaklarının iptal edildiği, muayenehanenin yanı sıra Sosyal Güvenlik Kurumu ile anlaşmalı olsun ya da olmasın özel sağlık kuruluşunda hizmet sunulmasının önünde engel kalmadığı, tabiplik mesleğini icra etme hakkına sahip bir tabibin veya uzman tabibin 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki sınırlamalara bağlı kalarak mesleğinde çalışabilme hakkına sahip olduğunun tartışmasız olduğu, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 2. fıkrasının yargı kararından sonraki anlamı dikkate alındığında planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşunda çalışmada muayenehaneler yönünden istisna getirilmesinin üst hukuk normlarında yer ve dayanağının bulunmadığı, ayrıca iptali istenilen değişiklikte planlama kapsamında iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilmenin özel sağlık kuruluşlarında kadrolu çalışma koşuluna tabi kılındığı, kadro dışı geçici çalışmanın ön koşulunun bu düzenleme ile tıp merkezi veya özel hastanede kadrolu çalışmak olarak belirlendiği, hekimin çeşitli nedenlerden ötürü tam zamanlı çalışmaya karşılık gelen kadrolu çalışma içerisinde olmayıp yalnızca kısmi süreli statüde çalışmak isteyebileceği, yine hekimin kendi mauyanehanesi olup kısmi süreli çalışmayı tercih edebileceği, iptali istenilen maddenin bu çalışma biçimlerine yer vermeyerek yasakladığı, yalnızca poliklinik, tıp merkezi veya özel hastanede kadrolu çalışan hekimlerin bir başka sağlık kuruluşunda kadro dışı geçici çalışabilmesine izin verildiği, 06/01/2011 tarihinde yürürlüğe konulan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik ek 1. maddenin 2. fıkrasında da benzer bir düzenlemenin yapıldığı, Danıştayca bu düzenlemenin iptal edildiği, kararda, kadro dışı geçici çalışmanın bir tıp merkezi veya özel hastanede kadrolu çalışma şartına bağlanmasının çalışma özgürlüğünün sınırını aştığı sonucuna varıldığı, Yönetmelik maddesi ile Kanunda olmayan bir koşul getirilerek 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki sınırlamanın aşıldığının belirtildiği, değişikliğin bu nedenle de iptalinin istenildiği;
19. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin 18. fıkrası bakımından, nöbet biçimindeki çalışmanın özel sağlık kuruluşlarında çalışma zorunluluğuna bağlı kılınmasının yargı kararlarına aykırı olduğu, Yönetmeliğin tanımlar maddesinde nöbetçi tabibin bir sağlık kuruluşunun hizmet verdiği genel çalışma saatleri dışındaki zamanda, gözlem altındaki hastaların ve/veya acil vakaların tıbbi işlemlerinden sorumlu olarak nöbet hizmetini yürüten tabib olarak tanımlandığı, nöbet biçimindeki çalışmanın kadrolu çalışma dışında esasen günün belli saatlerinde çalışmayı içeren niteliği itibarıyla “geçici” değil, “sürekli” ama tam gün olmayan kısmi süreli çalışmaya karşılık geldiğinin anlaşıldığı, dava konusu değişiklikte ise nöbet biçimindeki bu çalışmanın özel sağlık kuruluşlarında çalışma şartına bağlı kılındığı, değişiklikte özel sağlık kuruluşunda çalışmadan kastedilenin kadrolu çalışma olduğunun bilindiği, bunun sonucunda özel sağlık kuruluşunda kadrolu değil de kadro dışı çalışan hekimlerin ve muayenehane sahibi tabiplerin bir özel sağlık kuruluşunda nöbetçi hekim biçiminde istihdam edilemeyecekleri, 4857 sayılı Kanun’un 9. ve 13. maddelerinde kısmi süreli çalışmaya yer verildiği, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışılan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmi süreli iş sözleşmesi olarak tanımlandığı, acil servis klinik ve ünitelerinde kadrolu çalışma haricindeki nöbet biçimindeki çalışmanın bu nedenle İş Kanunu'ndaki kısmi süreli çalışma olduğu, Kanun ile düzenlenen bir çalışma biçiminin Yönetmelik ile yeni bir şarta bağlı kılındığı, Kanun’da öngörülmeyen çalışma statüsüne ilişkin bir koşulun Yönetmelik ile getirilmesinin normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, bir sağlık kuruluşunda nöbet biçiminde kısmi süreli çalışmanın bir başka sağlık kuruluşunda çalışma şartına bağlanmasının Danıştay kararlarında hukuka aykırı bulunduğu, özel sağlık kuruluşunda kadro dışı çalışan hekimin bir başka sağlık kuruluşunda nöbetçi hekim olarak çalışmasının yasaklanmasının muayenehane sahibi tabipler için de geçerli olduğu, muayenehanesi olan hekimin özel sağlık kuruluşunda nöbetçi hekim şeklinde kısmi süreli çalışmayı tercih edebildiği, dava konusu değişikliğin muayenehane sahibi hekimlerin bu çalışma olanağını bütünüyle ortadan kaldırdığı, hekimlerin çeşitli nedenlerle tam zamanlı çalışmaya karşılık gelen çalışma yerine daha az zamanlı çalışmaya karşılık gelen statüde çalışmak isteyebilecekleri;
21. maddesi ile yeniden düzenlenen geçici 3. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ile 3. fıkrada yer alan "...iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar." ibaresi bakımından, değişiklik öncesi A ve B tipi tıp merkezlerinin en az dört klinisyen uzman hekimle açılabildiği, yeni düzenleme ile en az iki farklı uzmanlık dalında en az on uzman hekim kadrosuyla açılabilabileceğinin öngörüldüğü, mevcut merkezlerin tıp merkezine dönüşümü için iki yıl içinde on uzman hekim kadro şartını sağlaması zorunluluğu getirildiği, mevcut halleri ile devam etmeleri halinde yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmediği, idarenin ayakta teşhis ve tedavi kurumlarına ilişkin yaptığı düzenlemeden farklı olarak Özel Hastaneler Yönetmeliğinin geçici 7. maddesinde, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ruhsatlı olan hastaneler, ön izin almış ve ön izin işlemleri devam eden müracaatlar bakımından, müstakil bina şartı ve yeni bazı şartların aranacağına ilişkin kuralların uygulanmayacağını öngördüğü ve bazı koşullarla hekim ve yatak ilavesine izin verdiği, Bakanlığın özel sağlık kuruluşlarının türleri arasında nesnel dayanağı olmaksızın bir ayrıma giderek özel hastaneler açısından var olan hakları korurken, ayakta tedavi sunulan merkezler açısından tam tersi bir durum yarattığı, yapılan değişikliğin ayakta teşhis ve tedavi merkezlerini büyük sermaye gruplarına ait özel hastaneler karşısında eşit olmayan bir duruma ittiği, mevcut tıp merkezinin sağlık hizmetini yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilave etmeksizin sürdürmesini beklemenin değişim ve gereksinimlere uygun bir yapılanmaya gidememesi ve nitelikli bir hizmet sunma amacından uzaklaşması sonucunu yaratacağı, idarenin yakın zamanlı düzenlemesine güvenerek yatırım yapan hekimlerin açmış olduğu merkezlerin kısa bir zaman içinde kapanmak durumunda kalacağı, davalı idarenin mevcut kurumlar açısından bu derecede kısıtlamayı genel toplum sağlığı açısından bir zarar söz konusu olduğunda yapabileceği, geçici 3. maddenin 2. fıkrası ile 3. fıkrasında yer alan “...iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar." cümlesinin, hukuk devletinin belirlilik, öngörülebilirlik, meşru beklenti ilkeleri ile uyumlu olmadığı, geçici 3. maddenin 3. fıkrasında, on uzman hekim kadro şartı için diğer özel sağlık kuruluşlarından uzman tabip kadrosu devralınabileceğinin düzenlendiği, bu düzenleme ile mevcut tıp merkezinin ilave birim ve ünite için bir başka özel sağlık kuruluşundan kadro satın almak zorunda bırakıldığı, kadrolara ticari bir içerik kazandırılmasının, kadroların hastane açısından kazanılmış hak olarak nitelendirilmesinin planlamanın getiriliş amacına aykırı olduğu;
10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ek-9 sayılı listenin tamamı ve listenin açıklamalar kısmında yer alan "* İşaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklama bakımından, Ek-9 sayılı listenin 10 gün içinde iki kez bütünüyle değiştirilmesinin düzenlemenin bilimsel bir sürecin ürünü olmadığını göstermek için yeterli olduğu, benzer bir biçimde muayenehaneler için yapılmış olan düzenlemenin Danıştayca iptal edildiği, düzenlemenin hukuk kuralında bulunması gereken genellik, soyutluk ve süreklilik unsurlarını içermediği, hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, 1219 sayılı Kanun'la hekimlere tanınan mesleğini serbest olarak icra etme hakkının ve genel olarak hastalıkları tedavi hak ve yetkisinin ihlal edildiği, böylece çalışma hakkının ihlal edildiği, düzenleme yapılırken Tıpta Uzmanlık Kurulu ve tıpta uzmanlık derneklerinden görüş alınmadığı, Danıştay kararlarında belirtildiği gibi tıp ve tıpta uzmanlık alanlarında kural koyan düzenlemelerin bilimsel gerekliliklere dayanması gerektiği, idarenin yalnızca yetkili olması ve takdir hakkına sahip bulunması gerekçesi ile belirleme yapamayacağı, Sağlık Bakanlığının, Türk Tabipleri Birliğini ve tıpta uzmanlık ve yan dal uzmanlık derneklerinden temsilcileri toplantıya çağırması, tıp biliminin gerekleri uyarınca ne tür bir düzenleme yönteminin sağlık hizmetinin gereklerine uygun olacağının birlikte tespit edilmesi, tespit edilen yöntem uyarınca da her bir uzmanlık alanının katılacağı bir çalışma yapılarak düzenlemelerin tesis edilmesi gerektiği, bu bağlamda idarenin sebep unsuruna aykırı bir işlem tesis ettiği, tıbbi girişimlerle ilgili kural koyan işlemin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması, gerekçelerin bilimsel raporun ışığında hazırlanması zorunluluğunu göz ardı ettiği, bu sebeple listenin tümüyle hukuka aykırı olduğu, listelerde B ve C tipi tıp merkezleri için getirilen istisnaların da bilimsel dayanağının olmadığı, bir kısım cerrahi müdahalenin bazı merkezler yönünden hizmet gerekleri ile ilgisi kurulmadan engellenmesinin bilimsel dayanağının olmadığı, tıbbi gerekliliğinin açıklanmadığı, getirilen kriterlerin hangi olumsuz sonuçlar göz önüne alınarak getirildiğinin bilinmediği, tıp merkezlerinin açılış, bina, imar durumu gibi şartlarının tümünün 2013 yılında değiştirildikten sonra, bu şartlara göre açılan kurumların cerrahi hizmet sunmasının kısıtlanmasının nitelikli hizmet sunumu ile değil mevcut kurumların fiilen kapatılması amacı ile ilgili olduğu, sürecin hekim ve sağlık personeli açısından işsizlik ile sonuçlanacağı, müstakil olmadığı ve büyük bir bina kompleksi ile fiziken ilişkili olduğu için 2013 yılında B tipi olarak ruhsatlandırılan, hasta güvenliği açısından standartlara uygun ameliyathanesi olan, o tarihten bu yana kimi ameliyatları sorunsuz yapan bir merkezin bugün mevzuat değişikliği nedeniyle bu işlemleri yapamayacak olmasının haklı bir gerekçesinin olması gerektiği iddia edilerek anılan düzenlemelerin iptali istenilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından,
01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrası bakımından, etkin, verimli ve kesintisiz sağlık hizmeti verilmesi gayesiyle tanı ve tedavi merkezlerinin Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yeniden sınıflandırıldığı, bu sınıflandırma gözetilerek tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık alanında en az on uzman hekim kadrosuyla açılmasının öngörüldüğü, böylece önceki düzenlemeye göre A tipi, B tipi, C tipi pek çok tıp merkezinin bünyesinde anestezi, tıbbi biyokimya, tıbbi mikrobiyoloji, radyoloji gibi klinik olmayan uzmanlık dalları bulunduğu dikkate alınarak uzmanlık dallarının klinisyen uzmanlık dallarından olması şartı kaldırılarak kolaylık sağlandığı;
19. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin 2. fıkrası bakımından, 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinin, tabiplik ve diş tabipliği mesleklerini tercih etmiş olanların çalışma koşullarını düzenlediği, bu meslek mensuplarının birden fazla sağlık kuruluşunda mesleklerini icra edebilmeleri için bu çalışmanın öncelikle Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamalarına uygun olması gerektiği, istihdam planlamalarına uygun bir çalışmanın da 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 2. fıkrasının her bir bendi kapsamında yapılabileceği, anılan Kanun’un 12. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine 26/07/2018 tarihli ve 7146 sayılı Kanun ile “Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde” ibraresinin eklenmesiyle, Anayasa'nın 56. maddesinin Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak amacıyla yüklediği planlama yapma ödevinin tabip ve diş tabiplerinin mesleki faaliyette bulunma özgürlüğünün sınırını oluşturduğunun kabul edildiği, Yönetmelik hükmünde de öncelikle 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesine atıfta bulunulduğu ve düzenlemenin sebep unsurunun istihdam planlamaları olduğunun belirtildiği, tabiplik mesleğinin kendi doğal sınırları olduğu da gözetilerek mesleğin üç sağlık kuruluşunda icra edilebileceğine ve bunların birisinin il dışında olabileceğine ilişkin düzenleme getirildiği, 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinde 7146 sayılı Kanun'la düzenleme yapılmadan önce 06/01/2011 ve 07/04/2011 yayım tarihli Yönetmeliklerle asıl Yönetmeliğin ek 1. maddesinin 2. fıkrasının sırasıyla, “Tabip, diş tabibi ve uzmanlar, kadrolu olarak çalıştıkları tıp merkezi veya özel hastane dışında en fazla iki özel sağlık kuruluşunda kadro dışı geçici çalışabilirler.” ve ““Tabip, diş tabibi ve uzmanlar, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kadrolu olarak çalıştıkları tıp merkezi veya özel hastane dışında en fazla iki özel sağlık kuruluşunda kadro dışı geçici olarak çalışabilirler.” şeklinde düzenlendiği, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince verilen kararla 07/04/2011 tarihli değişikliğin iptal edildiği, kararda “1219 sayılı Kanunun 12. maddesinde başkaca bir sınırlama olmadığı” gerekçesine yer verilerek “en fazla iki” ibaresi ile çalışma şekillerine vurgu yapıldığı, bu karardan sonra yapılan kanuni düzenleme ile Yönetmelik hükmünün Anayasa'nın 2. ve 138. maddeleri istikametinde yargı kararının uygulanması mahiyetinde olduğunun açık olduğu, hukuk devletinde hiç bir hakkın mutlak ve sınırsız olmadığı, 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinde yukarıda bahsedilen düzenleme olmasa idi dahi, hekimlik mesleğinin icrasının her şeyden önce hekimin fizik gücü ile sınırlı olması sebebiyle doğasından kaynaklanan sınırının bulunduğu, hükmün Kanun'a uygun olarak sağlık insan gücünün planlanması gereğinden kaynaklandığı, Türkiye Sağlık İnsan Gücü Durum Raporunun ülkemizde hekim ve dişhekimi sayısının Avrupa Birliği ve muhtelif ülke ortalamalarının altında olduğunu ortaya koyduğu, Anayasa Mahkemesi kararlarında da insanların hekime ulaşılabilir kılınmasının Anayasa'nın 17. maddesinin gereği olduğunun belirtildiği, ancak bu ulaşılabilirliğin hekim ve hasta açısından risk de oluşturmaması gerektiği;
19. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin 18. fıkrası bakımından, hekimlerin lehine olan bu düzenlemeye önceki düzenlemede de aynen yer verildiği;
21. maddesi ile yeniden düzenlenen geçici 3. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ile 3. fıkrada yer alan "...iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar." ibaresi bakımından, dava konusu Yönetmeliğin geçici 3. maddesinin 3. fıkrasının 06/02/2020 tarihli Yönetmelik ile değiştirildiği, davanın bu kısmının konusunun kalmadığı, bu fıkra bakımından davanın menfaat yönünden reddinin gerektiği, geçici 3. maddenin 2. fıkrasının, 01/10/2019 tarihinden önce ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinin kazanılmış haklarının korunması amacıyla getirildiği, önceki düzenlemeden kaynaklanan durumların belirli şartlarla aynen korunduğu, evvelce ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerinin, 01/10/2019 tarihindeki mevcut halleriyle faaliyetlerine devamlarına izin verildiği, yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesi talep edildiğinde ise durumlarının mevcut mevzuat hükümlerine göre değerlendirilmesinde ve yeni tıp merkezine dönüşmeleri halinde taleplerinin kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığı, 3. fıkra ile A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerine yeni tıp merkezine dönüşme imkânı tanındığı, dönüşen tıp merkezlerine muafiyet ve kolaylık sağlanarak yeni hukuki duruma intibakı sağlayıcı geçiş hükümleri getirildiği, dava konusu Yönetmelik değişikliğinden sonra açılan tıp merkezleri için öngörülen şartların yeni tıp merkezine dönüşme durumunda da aranmasının son derece tabi olduğu, yeni tıp merkezine dönüşecek sağlık kuruluşlarının iki bin metrekare kapalı alan şartından muaf tutulmaları ve hekim kadrolarını iki yıl içinde tamamlamalarına yönelik olarak yeni hukuki duruma geçişi ölçülülük ilkesine uygun olarak zamana yayan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı, idarelerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını göstermek üzere ve bunlara aykırı olmamak kaydıyla düzenleyici işlemler yapabileceği, bu düzenlemelerde değişen koşulları dikkate alarak daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip olduğu;
10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ek-9 sayılı listenin tamamı ve listenin açıklamalar kısmında yer alan "* İşaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklama bakımından, ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşlarına ilişkin ilk düzenlemenin yürürlüğe konulduğu 09/03/2000 tarihinde tıp merkezlerinin, “Asgari olarak bünyesinde iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı ve hastalıkları ve genel cerrahi tıp dallarından birer uzman hekim olmak üzere, ağız ve diş sağlığı alanında hizmet vermek amacıyla en az bir diş üniti ve diş hekimi ile Bakanlık tarafından ruhsatlı tıbbi tahlil ve röntgen laboratuvarı bulunan, sürekli ve düzenli olarak gelişmiş donanım ve personel desteği ve 24 saat süre ile ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunan özel sağlık kuruluşlarıdır.” şeklinde tanımlandığı, yine aynı Yönetmelikte, tıp merkezlerinin açılacağı yerler ile ilgili olarak tıp merkezi binasına ilişkin plan örneğinin istenildiği, imar mevzuatına dair herhangi bir bilgi ve belge istenmediği, 15/02/2008 tarihinde yayımlanan Yönetmelik ile tıp merkezlerinin planlama kapsamına alındığı, tıp merkezi açmak için Bakanlıktan ön izin alınması gerektiği, personel, yer seçimi, bina standartları belirlenerek tıp merkezlerinin gerek fiziki mekân gerekse sağlık hizmet sunumu standartları açısından daha nitelikli hizmet vermelerinin amaçlandığı, açılmış ve işlemleri devam eden tıp merkezlerine, geçiş hükümleri ile, standartlarını yeni Yönetmeliğe uygun hale getirmeleri için süre verildiği, ancak bir çok tıp merkezinin bu kıstasları sağlayamadığı, bunun üzerine 11/07/2013 tarihli Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinin A, B, C tipi olarak sınıflandırıldığı, bilahare, 01/10/2019 tarihli Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinin daha nitelikli hizmet vermelerine yönelik düzenlemeler yapıldığı, dava konusu değişiklik ile yeniden oluşturulan Ek-9 Tıp Merkezlerinde Yapılabilecek Cerrahi İşlemler Listesinin, Yönetmeliğin 23. maddesi hükmü baz alınarak ve özel tıp merkezleri temsilcisi olan TÜMSAD Derneği ile yapılan çalışmalar sonrası belirlendiği ve liste hazırlanırken ...Derneği, ...Derneği, ...Derneği, ... Derneği, ...Derneği, ...Derneği, ...Derneği, ...Birliği Derneği, ...Derneği, ...Derneğinden görüş alındığı, alınan görüşlerin değerlendirildiği, tıp merkezleri ve polikliniklerin, komplikasyonu olmayan, genel durumu stabil, karmaşık olmayan vakaların tedavi ediliği merkezler olduğu, bu nedenle karmaşık vakalar ile bu merkezlerde tanı konulamayan zorluk derecesi yüksek vakaların yataklı sağlık tesisleri ile üçüncü basamak sağlık tesislerinde çözüme kavuşturulduğu, bu vakaların çözüme kavuşturulabilmesi için yüksek maliyetli testlere, multidisipliner bir yaklaşım sergilenmesine ihtiyaç duyulabildiği, bu bağlamda sağlık tesislerinin hizmet rollerine göre zorluk derecesi düşük küçük cerrahi işlemlerin yapılmasına izin verildiği, cerrahi işlemlerin zorluk derecesine göre zordan kolaya doğru A1, A2, B, C, D, E olarak sınıflandırıldığı, D ve E grubu işlemlerin bazı özel işlemler dışında tıp merkezlerinde yapılabileceğinin öngörüldüğü, Sağlık Uygulama Tebliği Ek-2/C listesinde yer alan B ve C grubu işlemlerden, tıp merkezlerinde yapılması uygun görülenlerin ise Liste 1’de belirtildiği, tıp merkezlerinin teknik donanım ve kapasitesi dikkate alınarak bazı işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılmasının sakıncalı olduğunun değerlendirildiği, dava konusu düzenlemelerin hasta sağlığı ve hasta güvenliği öngörülerek, tıbbi işlemlerin niteliği ve merkezlerin teknik imkân ve özellikleri nazara alınarak yapıldığı, Yönetmeliğin hizmet gereklerine ve üst hukuk normalarına uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Kısmen davanın reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı Konsey Başkanlığı tarafından; 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5'inci maddesi ile değiştirilen 6'ncı maddesinin 2'nci fıkrasının, 19'uncu maddesi ile değiştirilen ek 1'inci maddesinin 2 ve 18'inci fıkralarının, 21'inci maddesi ile yeniden düzenlenen geçici 3'üncü maddesinin 2 ve 3'üncü fıkraları ile 3'üncü fıkrada yer verilen "...iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar." ibaresinin, 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1'inci maddesi ile değiştirilen Ek-9 sayılı listenin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu iddia edilerek tamamının ve listenin açıklamalar kısmında yer verilen "*İşaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki cümlesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, 15/02/2008 tarihinde yayımlanan Yönetmelik ile tıp merkezlerinin planlama kapsamına alındığı, tıp merkezi açmak için Bakanlıktan ön izin alınması gerektiği, personel, yer seçimi, bina standartları belirlenerek tıp merkezlerinin gerek fiziki mekân gerekse sağlık hizmet sunumu standartları açısından daha nitelikli hizmet vermelerinin amaçlandığı, açılmış ve işlemleri devam eden tıp merkezlerine, geçiş hükümleri ile, standartlarını yeni Yönetmeliğe uygun hale getirmeleri için süre verildiği, ancak bir çok tıp merkezinin bu kıstasları sağlayamadığı, bunun üzerine 11/07/2013 tarihli Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinin A, B, C tipi olarak sınıflandırılmışken, 01/10/2019 tarihli Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinin daha nitelikli hizmet vermelerine yönelik düzenlemeler yapılarak dava konusu değişiklik ile yeniden oluşturulan Ek-9 Tıp Merkezlerinde Yapılabilecek Cerrahi İşlemler Listesi’nin, Yönetmeliğin 23'üncü maddesi hükmü baz alınarak ve özel tıp merkezleri temsilcisi olan TÜMSAD Derneği ile yapılan çalışmalar sonrası belirlendiği ve liste hazırlanırken Türk Cerrahi Derneği, Türk Oftalmoloji Derneği, Türk Nöroşirürji Derneği, Türk Üroloji Derneği, Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği, Türk Göğüs Cerrahisi Derneği, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği, Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği, Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği, Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneğinden görüş alındığı, dava dilekçesinde düzenlemenin bilimsel ve tıbbi bir gerekçesinin olmadığı belirtilse de, dava konusu düzenleme yapılırken ilgili derneklerden görüş alındığı, alınan görüşlerin değerlendirildiği, tıp merkezlerinin teknik donanım ve kapasitesi dikkate alınarak bazı işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılmasının sakıncalı olduğunun değerlendirildiği, dava konusu düzenlemelerin hasta sağlığı ve hasta güvenliği öngörülerek, tıbbi işlemlerin niteliği ve merkezlerin teknik imkân ve özellikleri nazara alınarak yapıldığı anlaşılmaktadır.
12/05/2021 tarihli ve 31482 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1'inci maddesi ile asıl Yönetmeliğin eki Ek-9 değiştirilerek yeniden yayımlandığından, 10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1'inci maddesi ile değiştirilen Ek-9 sayılı listenin iptali istemi yönünden, dava konusuz kalmıştır.
Öte yandan, T.C. Anayasasının 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3'üncü fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; 4'üncü fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği, 124'üncü maddesinde ise, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri, hükme bağlanmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3'üncü maddesinde, Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar arasında; a) bendinde; "Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.", c) bendinde; "Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilan edilir.” hükmü yer almış; aynı Kanunun 9'uncu maddesinin c bendinde de, "Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355'inci maddesinde; Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri, "a) Her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularım sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, c) Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek, h) Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak, l) Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek,” olarak sayılmıştır.
1219 sayılı, 3359 sayılı, 3153 sayılı, 992 sayılı Kanunlar ile I sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (a) ve (c) bentleri ve 508'inci maddesi ile davalı idareye tanınan yetkiye dayanılarak, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın, ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve 15.2.2008 gün ve 26788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Söz konusu Yönetmeliğin 5'inci maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 6'ncı maddesi başlığıyla birlikte değiştirilmiş, “Tıp merkezlerinin temel özellikleri ve kadroları başlıklı" 6'ncı maddenin iptale konu edilen 2'nci fıkrasında, "Tıp merkezleri en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılır." hükmüne; 19'uncu maddesi ile değiştirilen ek 1'inci maddesinin 2'nci fıkrasında, "Muayenehaneler hariç planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabip ve diş tabipleri, Bakanlığın istihdam planlamaları gereğince, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilir. Bu kuruluşlardan bir tanesi kadrolu çalıştığı il dışındaki planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşu da olabilir.” hükmüne; 18'inci fıkrasında, "Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, davalı idareye tanınan yetkiye istinaden, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın, ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla dava konusu yönetmeliğin çıkarıldığı, etkin, verimli ve kesintisiz sağlık hizmeti verilmesi gayesiyle tanı ve tedavi merkezlerinin Yönetmelikle yeniden sınıflandırıldığı, bu sınıflandırma gözetilerek tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık alanında en az on uzman hekim kadrosuyla açılmasının öngörüldüğü, böylece önceki düzenlemeye göre A tipi, B tipi, C tipi pek çok tıp merkezinin bünyesinde anestezi, tıbbi biyokimya, tıbbi mikrobiyoloji, radyoloji gibi klinik olmayan uzmanlık dalları bulunduğu dikkate alınarak uzmanlık dallarının klinisyen uzmanlık dallarından olması şartının kaldırılarak kolaylık sağlandığı, idarelerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını göstermek üzere ve bunlara aykırı olmamak kaydıyla düzenleyici işlemler yapabileceği, bu düzenlemelerde değişen koşulları dikkate alarak daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesi ile yeniden düzenlenen asıl Yönetmeliğin geçici 3. maddesi ile, iş bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce ruhsatlandırılmış tıp merkezlerinin 01/10/2019 tarihindeki mevcut halleriyle faaliyetlerine devam edeceklerinin hüküm altına alındığı, önceki düzenlemeden kaynaklanan durumların belirli şartlar altında ya aynen korunduğu ya da sağlık kuruluşunun durumu ve sahiplerinin iradelerine bağlı olarak yeni hukuki duruma intibakı sağlayıcı geçiş hükümlerinin getirildiği görülmekle, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5'inci maddesi ile değiştirilen 6'ncı maddesinin 2'nci fıkrasında, 19'uncu maddesi ile değiştirilen ek 1'inci maddesinin 2 ve 18'inci fıkralarında hukuka, kamu yararına ve üst norma aykırılık görülmemiştir.
Davanın anılan yönetmeliğin 21'inci maddesi ile yeniden düzenlenen geçici 3'üncü maddesinin 2 ve 3'üncü fıkraları ile 3'üncü fıkrasında yer verilen "...iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar." ibaresinin iptali istemine gelince;
Söz konusu Yönetmeliğin 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, "Tıp merkezi"nin, bu Yönetmelikte tanımlanan asgari personel ve bina şartlarını sağlayarak Bakanlıkça ruhsatlandırılan ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunan sağlık kuruluşlarını, ifade edeceği belirtilmiş, 12'nci maddesinde de, Tıp merkezinin müstakil binalarda kurulacağı, ancak tıp merkezi binasının toplam kapalı alanınınn iki bin metrekareden küçük olamayacağı, kuralına yer verilmiştir.
11/3/2009 tarih ve 27166 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle mülga olan ancak dava konusu Yönetmelik ile yeniden düzenlenen Geçici 3'üncü maddenin 2'nci fıkrasında; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıkça ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki mevcut halleriyle faaliyetlerine devam ederler. Bu kuruluşlara mevcut halleriyle devam ettikleri müddetçe yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmez."; 3''üncü fıkrasında da, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerine mevcut yerlerinde bu Yönetmelikte yer alan tıp merkezi için gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla yeni tıp merkezi ruhsatı düzenlenir. Ancak bu kuruluşlar en az iki bin metrekare toplam kapalı alana sahip olma şartından muaf olup, iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar. Gerekli asgari uzman tabip kadrolarını sağlamak için, aynı il içinde bulunan diğer özel sağlık kuruluşlarından ya da uzman tabip dağılımı yönünden daha yüksek yoğunluklu illerden daha az yoğunluklu illere olacak şekilde farklı bir ilden uzman tabip kadrosu devir alınmasına izin verilir. Ancak uzman hekim kadrosunu devretmek isteyen özel sağlık kuruluşunun kadro devri sonrası uzman hekim kadro sayısının dördün altına düşmesi durumunda uzman hekim kadro devrine izin verilmez." kuralı getirilmiştir.
Her ne kadar dava konusu düzenleme ile yapılan değişiklikte, tıp merkezlerinin müstakil binalarda ve kapalı alanı 2000 m2 den küçük olmayan binalarda kurulacağı belirtilmiş ise de, yönetmeliğin yürürlüğe konulduğu tarihten önce ruhsatlandırılmış ve hali hazırda faaliyetini sürdüren tıp merkezleri yönünden uygulanırlığı sağlamaya yönelik olarak düzenlenen geçici 3'üncü maddesinin 2'nci fıkrasında; A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerinin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut halleriyle faaliyetlerine devam edecekleri, mevcut halleriyle devam ettikleri müddetçe yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmeyeceği, yani yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesinin istenilmesi durumunda ise mevcut halleriyle faaliyete devam edemeyecekleri, yine mevcut yerlerinde mevcut halleriyle, tıp merkezi için gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla devam etmeleri halinde bina kapalı alan koşulunun da aranmayacağı, ancak, iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorunluluğu ile yeni tıp merkezi ruhsatının düzenlenebileceği, dolayısıyla, geçici 3'üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıkça ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezleri yönünden bu maddenin iki fıkrasının birbiri ile çelişir durumda olduğu görülmektedir.
Anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ruhsatlı A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerinin, mevcut halleriyle, yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesi olmaksızın, gerekli koşulları sağlamaları kaydıyla en az iki bin metrekare toplam kapalı alana sahip olma şartından muaf olarak, faaliyetlerine devam etmeleri geçici 3üncü maddesinin 2'nci fıkrası ile yapılan düzenlemede mümkün kılınmış ve yeni tıp merkezi ruhsatının düzenleneceği belirtilmiş iken, bu kez 3'üncü fıkrada ilave olarak, iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorunluluğu getirilmiş olmakla, bir üst fıkrada sağlanmış olan devam edilebilirlik hali, iki yıl içerisinde kaldırılmış olmaktadır. İki yıl içinde yerine getirilmesi gereken bu koşul, mevcut haliyle devam edilme durumunu ortadan kaldıracağından yeni koşullara göre değerlendirmeyi gerektirmektedir. Bir başka ifadeyle, faaliyetin mevcut haliyle yürütülmesi, müstakil bina ve kapalı alan sınırına tabi tutulmamayı gerektirirken, koşulların kadro sayısı, ünite ve birim yönünden değiştirilmesinin istenilmesi ise, müstakil bina ve kapalı alan metrekare koşuluna tabi olma zorunluluğunu doğurmaktadır.
Bu itibarla, Yönetmeliğin geçici 3'üncü maddesinin 2'nci fıkrası ile 3'üncü fıkrasında yer verilen "...iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar." ibaresinde, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıkça ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerine yönelik olarak yapılan düzenlemede, bir geçiş hükmü ile, faaliyetine devam edenlerin, yeni koşullara tabi olarak faaliyete başlayacakları ile uyumlaştırılmasının amaçlandığı, ancak, madde hükmünün kendi içerisinde çelişen ifadeleri nedeniyle mevcut koşulları ile faaliyete devam edenler için kadro koşulunu taşıyan ve taşımayanlar yönünden bir ayrıma gidilerek, mevcut hal ile devamın olanaksızlaştırıldığı, dolayısıyla müstakil bina ve kapalı alan koşulunun uygulanır hale geldiği dikkate alındığında, dava konusu düzenlemede kamu yararına, amaca ve üst hukuk normuna uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1'inci maddesi ile değiştirilen Ek-9 sayılı listenin tamamının ve listenin açıklamalar kısmında yer verilen "*İşaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki cümlesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; Yönetmeliğin 21'inci maddesi ile yeniden düzenlenen geçici 3'üncü maddesinin 2'nci fıkrası ile 3'üncü fıkrasında yer verilen "...iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar." ibaresinin iptaline; davanın diğer kısımlarının ise, reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/10/2023 tarihinde, davacı vekili Av. …'un ve davalı idare temsilcisi Hukuk Müşaviri Av. …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin bazı maddelerinde 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ve akabinde 10/10/2019 tarih ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birtakım değişiklikler yapılması üzerine davacı tarafından bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa’nın 56. maddesinde, Devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği düzenlenmiştir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (g) bendinde, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, sağlık ve yardımcı sağlık personelinin yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak üzere istihdam planlaması yapılacağı; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak; kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yönetmeliğin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı 9. maddesinde, "(1) Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda muayenehaneler hariç, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:
a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,
b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,
c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,
ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması.
(2) Özel sağlık kuruluşu açmak isteyenler, Bakanlıkça yapılan planlamada ihtiyaç gösterilen yerleşim bölgelerinde faaliyette bulunmak üzere başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
A) Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasının, geçici 3. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ile anılan maddenin 3. fıkrasında yer alan "...iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar." ibaresinin incelenmesi :
15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Tıp merkezi kadroları" başlıklı 6. maddesi, "(1) Tıp merkezi kadroları, Bakanlıkça belirlenen sağlık hizmet bölgelendirmesine göre planlanan tabip/uzman sayısı ve hizmet ihtiyacı dikkate alınarak Bakanlıkça belirlenir ve yatırım listesinde ilan edilir.
(2) A ve B tipi tıp merkezleri Bakanlıkça belirlenen kadrolarında en az dört klinisyen uzmanla açılır ve faaliyete geçtikleri tarihten itibaren iki yıl içinde kadrolarını tamamlayabilirler.

(3) Sağlık kuruluşlarının kadroları, Bakanlıkça Sağlık Kuruluşları Yönetim Sistemine kaydedilir. İlan edilecek dönemlerde verilecek yeni kadrolar bu sistemde tanımlanır ve tıp merkezlerinin hekim ayrılış ve başlayışları ile poliklinik ve muayenehanelerin açılış işlemleri sistem üzerinden yürütülür. Kadro ilaveleri, planlama çerçevesinde Bakanlıkça ilan edilecek dönemlerde tıp merkezleri ve polikliniklerin tipleri dikkate alınarak yapılır.
(4) Bakanlık tarafından ilan edilecek uzmanlık dallarından olmak üzere bu kadrolar için belirlenen kriterlere uygun olmak kaydıyla ve A veya B tipi tıp merkezinin bildireceği kadro iptal edilerek Bakanlıkça kadro değişimi yapılır." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 5. maddesi ile, maddenin başlığı "Tıp merkezlerinin temel özellikleri ve kadroları" şeklinde, anılan madde ise, "(1) Tıp merkezleri bu Yönetmelikte asgari olarak öngörülen bina, hizmet ve personel standartlarına haiz olmak kaydıyla, sekiz saatten az olmamak üzere ruhsatlarında belirlenen sürede veya yirmi dört saat süreyle sürekli ve düzenli olarak hizmet verir.
(2) Tıp merkezleri en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılır.
(3) Tıp merkezlerinin uzman hekim kadroları, Bakanlıkça oluşturulan elektronik sisteme kaydedilir. Bu merkezlere verilecek yeni kadrolar, hekim ayrılış ve başlayışları bu sistem üzerinden yürütülür.
(4) Tıp merkezlerinin uzman tabip kadroları, Bakanlıkça belirlenen sağlık hizmet bölgelerine göre sağlık tesisi, sağlık insan gücü, tabip/uzman tabip sayısı ile hizmet ihtiyacı dikkate alınarak yapılan planlamalara göre Bakanlıkça belirlenir ve ilan edilir.
(5) Tıp merkezleri Bakanlığın izni ile; planlama kapsamındaki ünite ve merkezleri ilgili mevzuatına uygun olmak kaydıyla başka bir tıp merkezine veya özel hastaneye devredebilir. Tıp merkezleri kendi aralarında veya özel hastaneler ile karşılıklı kadro değişimi yapabilir. Ancak il dışına ünite ve merkez devri ile karşılıklı kadro değişimi, Bakanlık planlamalarına uygun bulunması halinde yapılabilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Öte yandan, söz konusu Yönetmeliğin geçici 2. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 9/3/2000 tarihli ve 23988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp/dal merkezleri, C tipi tıp merkezi; poliklinikler B tipi poliklinik olarak kabul edilir. Bu madde yürürlüğe girmeden önce tıp/dal merkezleri ile poliklinikler için Müdürlükçe düzenlenmiş uygunluk belgeleri C tipi tıp merkezi ve B tipi poliklinik ruhsatnamesi ve faaliyet izin belgesi olarak kabul edilir. ...
(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kadrolu klinisyen uzman sayısı dördün altında olan tıp/dal merkezlerinin mevcut klinisyen kadro sayısı asgari kadro sayısı olarak kabul edilir ve bu şekilde faaliyetlerine devam etmelerine izin verilir. ..." kuralına; anılan Yönetmeliğin 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 21. maddesi ile yeniden düzenlenen geçici 3. maddesinde, "(1) Bu maddede geçen;
a) A tipi tıp merkezi, 11/7/2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik sonrası Bakanlıkça A tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış olup faaliyetlerine devam eden tıp merkezlerini,
b) B tipi tıp merkezi, 11/7/2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik sonrası Bakanlıkça B tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış olup faaliyetlerine devam eden tıp merkezlerini,
c) C tipi tıp merkezi, 9/3/2000 tarihli ve 23988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp merkezlerini,
ifade eder.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıkça ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki mevcut halleriyle faaliyetlerine devam ederler. Bu kuruluşlara mevcut halleriyle devam ettikleri müddetçe yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmez.
(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerine mevcut yerlerinde bu Yönetmelikte yer alan tıp merkezi için gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla yeni tıp merkezi ruhsatı düzenlenir. Ancak bu kuruluşlar en az iki bin metrekare toplam kapalı alana sahip olma şartından muaf olup, iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar. Gerekli asgari uzman tabip kadrolarını sağlamak için, aynı il içinde bulunan diğer özel sağlık kuruluşlarından ya da uzman tabip dağılımı yönünden daha yüksek yoğunluklu illerden daha az yoğunluklu illere olacak şekilde farklı bir ilden uzman tabip kadrosu devir alınmasına izin verilir. Ancak uzman hekim kadrosunu devretmek isteyen özel sağlık kuruluşunun kadro devri sonrası uzman hekim kadro sayısının dördün altına düşmesi durumunda uzman hekim kadro devrine izin verilmez.
(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsatlandırılmış B tipi ve C tipi tıp merkezlerinden en az ikisi bu Yönetmelikte tıp merkezi için gerekli olan asgari bina ve personel şartlarını birleşerek sağlamaları halinde tıp merkezine dönüşebilir. Birleşme işlemi tamamlanan özel sağlık kuruluşları tekrar ayrılma talebinde bulunamaz. Birleşerek dönüşmesi Bakanlıkça uygun görülen tıp merkezi, iki yıl içerisinde ön izin belgesi almak ve ön izin tarihinden itibaren üç yıl içerisinde ruhsat almak zorundadır. Bu süre içerisinde sağlık kuruluşu, faaliyetine mevcut haliyle devam edebilir veya faaliyetini askıya alabilir ve Müdürlüğe tebligat adresi bildirerek kuruluş binasını boşaltabilir. Dönüşen tıp merkezine mevcut uzman hekim kadrosuna ilave olarak, birleştirilen ruhsat sayısı kadar Bakanlıkça planlama kapsamında uygun görülen uzman hekim kadrosu ruhsatlandırma aşamasında verilir.
(5) Bu madde kapsamında yeniden ruhsat düzenlenecek tıp merkezlerinden bir defaya mahsus ruhsat harcı alınmaz." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu anılan düzenlemelerden geçici 3. maddenin 3. fıkrasında, 06/02/2020, 04/12/2021 ve 06/10/2022 tarihli Resmi Gazete nüshalarında yayımlanan Yönetmelikler ile birtakım değişiklik yapılmış olmakla birlikte, söz konusu değişiklikler davacının "anılan düzenlemenin A, B ve C tipi tıp merkezini kapanmak zorunda bırakacağı" yönündeki ana iddiasına ilişkin olmadığı gibi düzenlemenin esasını da etkilemediği ve benzer yönde olduğu görüldüğünden, bu düzenleme yönünden davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak uyuşmazlığın esasına geçilmiştir.
Öncelikle, tıp merkezlerinin sınıflandırılması yönünden mevzuat süreci incelenmiştir:
a- 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte, tıp merkezleri açısından A tipi, B tipi, C tipi tıp merkezi sınıflandırması bulunmamaktadır.
b- 11/07/2013 tarih ve 28704 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinde A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezi sınıflandırmasına gidilmiş; 09/03/2000 tarih ve 23988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp/dal merkezleri C tipi tıp merkezi olarak kabul edilmiş, geçiş hükümleri ile bu tıp merkezlerinin mevcut halleri ile faaliyetlerini sürdürmelerine izin verilmiştir. A ve B tipi tıp merkezleri için (A tipi tıp merkezlerinin müstakil binalarda açılması ve binanın bulunduğu alanın imar mevzuatında özel sağlık tesisi yapılabilecek yer olması gerekliliği haricinde) aynı hizmet standartları belirlenmiştir.
c- Devam eden süreçte, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile A, B ve C tipi tıp merkezi sınıflandırması sona erdirilmiş; tıp merkezlerinin kadro, bina, hizmet ve personel standartlarında bir takım değişikliğe gidilerek tek tip "tıp merkezi" uygulamasına geçilmiş, yine dava konusu geçiş hükmü ile A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerinin mevcut halleri ile faaliyetlerine devam etmelerine izin verilmiş, mevcut halleriyle faaliyetlerine devam ettikleri müddetçe de yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmeyeceği öngörülmüş, bu tıp merkezlerine belli şartları sağlamaları halinde "tıp merkezi"ne dönüşebilme imkanı verilmiştir.
Davacı tarafından, 6. maddenin 2. fıkrası yönünden, en az on uzman hekim kadrosu ile açılma şartının tıp merkezinin işlevleri ile örtüşmediği, tıp merkezinde kadrolu hekimin yanı sıra kadro dışı hekimlerin de çalışmakta olduğu, on uzman hekim sayısına bu hekimlerin dahil edilmediği, halihazırda bir özel hastanenin dört hekim kadrosuyla açılabildiği dikkate alındığında getirilen kriterin orantısız olduğu ve eşit olmadığı, önceki düzenlemedeki kriterleri pek çok merkezin sağladığı, yapılan düzenlemedeki en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadro şartının hangi branşlardan ve neden on sayısı olduğunun geçerli bir gerekçesinin olmadığı iddia edilerek; geçici 3. maddenin anılan düzenlemeleri yönünden, mevcut merkezlerin tıp merkezine dönüşümü için iki yıl içinde on uzman hekim kadro şartını sağlaması zorunluluğu getirildiği, mevcut halleri ile devam etmeleri halinde yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmediği, idarenin ayakta teşhis ve tedavi kurumlarına ilişkin yaptığı düzenlemeden farklı olarak Özel Hastaneler Yönetmeliğinin geçici 7. maddesine bakıldığında, Bakanlığın özel sağlık kuruluşlarının türleri arasında nesnel dayanağı olmaksızın bir ayrıma giderek özel hastaneler açısından var olan hakları korurken, ayakta tedavi sunulan merkezler açısından tam tersi bir durum yarattığı, idarenin yakın zamanlı düzenlemesine güvenerek yatırım yapan hekimlerin açmış olduğu merkezlerin kısa bir zaman içinde kapanmak durumunda kalacağı, hukuk devletinin belirlilik, öngörülebilirlik, meşru beklenti ilkeleri ile uyumlu olmadığı, mevcut tıp merkezinin ilave birim ve ünite için bir başka özel sağlık kuruluşundan kadro satın almak zorunda bırakıldığı, kadrolara ticari bir içerik kazandırılmasının, kadroların hastane açısından kazanılmış hak olarak nitelendirilmesinin planlamanın getiriliş amacına aykırı olduğu iddia edilerek anılan düzenlemelerin iptali istenilmekte; davalı idare tarafından ise savunma dilekçesinde, etkin, verimli ve kesintisiz sağlık hizmeti verilmesi gayesiyle tanı ve tedavi merkezlerinin yeniden sınıflandırıldığı, bu sınıflandırma gözetilerek tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık alanında en az on uzman hekim kadrosuyla açılmasının öngörüldüğü, böylece önceki düzenlemeye göre A tipi, B tipi, C tipi pek çok tıp merkezinin bünyesinde anestezi, tıbbi biyokimya, tıbbi mikrobiyoloji, radyoloji gibi klinik olmayan uzmanlık dalları bulunduğu dikkate alınarak uzmanlık dallarının klinisyen uzmanlık dallarından olması şartı kaldırılarak kolaylık sağlandığı, daha önce ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinin kazanılmış haklarının korunmasının amaçlandığı, önceki düzenlemeden kaynaklanan durumların belirli şartlar altında aynen korunduğu, evvelce ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerinin, 01/10/2019 tarihindeki mevcut halleriyle faaliyetlerine devamlarına izin verildiği, yeni tıp merkezine dönüşme imkânı tanındığı, dönüşen tıp merkezlerine muafiyet ve kolaylık sağlanarak yeni hukuki duruma intibakı sağlayıcı geçiş hükümleri getirildiği belirtilmektedir.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler birlikte ele alındığında, Sağlık Bakanlığının, sağlık kurum ve kuruluşlarını yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde planlamaya, sağlık hizmetinin bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya, sağlık hizmet sunucularının hizmet standartlarını belirlemeye, değişen koşullara göre bunları değiştirmeye, bu hizmetler ile sunucuları sınıflandırmaya yetkili olduğu açıktır.
Buna göre, tıp merkezlerinin personel, yer seçimi, bina standartlarının, mevzuat ile Sağlık Bakanlığına tanınan planlama ve standartları belirleme yetkisi çerçevesinde, bu yetkilerin kullanılmasına yönelik ilkeler gözetilerek yeniden belirlendiği, tıp merkezlerinin fiziki özellikleri ve burada sunulan sağlık hizmetinin gerektirdiği standartlara yönelik anılan belirlemeler çerçevesinde dava konusu düzenlemelerle de A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezi ayrımına son verildiği, yeni ve tek tip "tıp merkezi" uygulamasına geçildiği, böylece hizmet standartlarının yükseltildiği, önceki düzenlemeler sebebiyle A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezi olarak faaliyette bulunanların "tıp merkezi"ne dönüşmelerinin zorunlu olmadığı, bunun bir sonucu ve gereği olarak da getirilen geçiş hükmü ile mevcut halleriyle faaliyetlerine devam etmelerine izin verilen bu kuruluşların yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilave etmelerine olanak tanınmadığı, sağlık hizmetinin daha nitelikli şartlarda sunulmasını sağlama amacına yönelik olarak "tıp merkezi"nin yeniden yapılandırılması nedeniyle yapıldığı anlaşılan dava konusu düzenlemelerin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, dava konusu değişiklikten önce, A ve B tipi tıp merkezleri en az dört klinisyen uzman kadrosuyla açılabiliyorken, söz konusu değişiklik ile, yeni tip tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılmaları öngörülmüştür.
Yeni "tıp merkezi"nin kuruluş kadrosunun (en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere) en az on uzman hekim kadrosu olması, bu kadroların klinik uzmanlık dallarından olması gibi bir koşula bağlanmaması ve daha önce A, B ve C tipi tıp merkezlerinde sunulan sağlık hizmetinden kapasite, kalite ve nitelik olarak daha üst seviyede bir sağlık hizmetinin "tıp merkezi"nde sunulması suretiyle hasta sağlığının korunmasının amaçlanması karşısında dava konusu düzenlemeler bu yönden de hukuka aykırı bulunmamıştır.
Bununla birlikte, A, B ve C tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış ve mevcut haliyle faaliyetine devam edecek olanlardan, "tıp merkezi" için öngörülen (en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere) en az on uzman hekim kadrosunun bulunması koşulunu sağlamalarının istenilmediği, dolayısıyla düzenlemenin küçük kapasiteli tıp merkezlerini olumsuz etkilemesinin söz konusu olmadığı, bu merkezlere, Yönetmelikte yer alan "tıp merkezi" için (asgari toplam kapalı alan şartı hariç) gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla mevcut yerlerinde de yeni tıp merkezi ruhsatı düzenlenebildiği, kadro şartının sağlanması için iki yıllık süre dahi tanındığı, uzman tabip kadrosu devir alınmasına izin verildiği dikkate alındığında, düzenlemelerde bu yönden de hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı tarafından, özel hastaneler için aranan şartlara bakıldığında düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddia edilmekte ise de, özel hastane ile tıp merkezinin temel özellikleri ile burada sunulan sağlık hizmetinin nitelikleri ve kapasiteleri birbirinden farklı olduğu, bu itibarla uyuşmazlıkta eşitlik ilkesi yönünden değerlendirme yapmanın koşullarının oluşmadığı, kaldı ki 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrası ile geçici 13. maddesine göre, özel hastanelerin, en az 100 hasta yatağıyla kurulabildiği ve kadrosunda (100/3=) 33 hekimin bulunmasının gerektiği görülmektedir. Ayrıca, davacının, düzenlemelerin hukuki belirlilik, öngörülebilirlik, meşru beklenti ilkelerine aykırı olduğu yönündeki iddiasına, dava konusu düzenlemelerin kamu sağlığını ilgilendirmesi, hizmetin niteliğinin artırılmasına yönelik öngörülmesi ve yeni tip "tıp merkezi"ne dönüşümün zorunlu tutulmaması, A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış kuruluşların mevcut halleriyle faaliyetlerine devam etmelerine izin verilmesi karşısında itibar edilmemiştir.
B) Yönetmeliğin ek 1. maddesinin 2. ve 18. fıkralarının incelenmesi :
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 12. maddesi 2. fıkrasında, "Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:
a) Kamu kurum ve kuruluşları.
b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.
c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası." düzenlemesine yer verilmiş; aynı maddenin 3. fıkrasında, tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabileceği hüküm altına alınmıştır.

Dava konusu Yönetmeliğin "Sağlık kuruluşlarının kalite ve verimliliğini artırmak amacıyla izin verilebilecek hususlar" başlıklı ek 1. maddesinin 2. fıkrası, "Muayenehaneler hariç planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabip ve diş tabipleri, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla bulunduğu ilde planlama kapsamındaki birden daha fazla özel sağlık kuruluşunda çalışabilir."; anılan maddenin 18. fıkrası, "Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır. Özel sağlık kuruluşunun kadrosunda çalışan tabip ve uzman tabipler, kadrolu çalıştıkları özel sağlık kuruluşunun çalışma saatleri dışında 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kurumsal sözleşme yapılarak diğer özel hastane veya özel sağlık kuruluşunda çalıştırılabilir. Ancak, bu durumda tabip ve uzman tabiplerin muvafakatinin alınması zorunludur. Sözleşme Müdürlüğe bildirilir ve ilgili tabip ve uzman tabiplere çalışma belgesi düzenlenir. Özel sağlık kuruluşunun kadrosunda çalışan sözleşmeye konu tabip ve uzman tabiplerin kadrodan ayrılmaları halinde sözleşme sona erer." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 19. maddesi ile, sırasıyla, "Muayenehaneler hariç planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabip ve diş tabipleri, Bakanlığın istihdam planlamaları gereğince, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilir. Bu kuruluşlardan bir tanesi kadrolu çalıştığı il dışındaki planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşu da olabilir." ve "Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır." şeklinde değiştirilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin geçici 12. maddesine, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 22. maddesi ile eklenen 5. fıkrada da, "Bu fıkrayı ihdas eden Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan bu Yönetmeliğin ek 1 inci maddesinin on sekizinci fıkrası kapsamında kurumsal sözleşme ile çalışanların sözleşmeleri en geç 30/6/2020 tarihinde sona erer." kuralı düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi ve bu düzenlemelere dayanılarak çıkarılan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir.
Ayrıca, Sağlık Bakanlığının genel olarak sağlık insan gücünü planlama yetkisine ilişkin anılan mevzuat hükümlerinin yanı sıra, hekimlerin birden fazla yerde çalışabilmesine ilişkin olarak da 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasında bu istihdam planlamalarının esas alınacağı belirtilmiştir.
Dava konusu maddede, sağlık kuruluşlarında kalite ve verimliliği artırmak amacıyla izin verilebilecek hususların düzenlendiği, 2. fıkrada, tabip ve diş tabiplerinin, birden fazla özel sağlık kuruluşunda yapabileceği çalışmalarının şartlarına/detaylarına yer verildiği, bu kapsamda muayenehaneler hariç planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşunda kadrolu çalışan tabibe, (Bakanlığın istihdam planlamaları gereğince ve 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesine uygun olmak kaydıyla) kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışma imkânı sağlandığı, 18. fıkrada da, özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabiplere çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilme imkânının tanındığı dikkate alındığında, dava konusu değişiklik ile planlama kapsamındaki kısıtlı tabip insan gücünün kaliteli ve verimli kullanılabilmesinin, hastaların sağlık hizmetine yeterli ve nitelikli düzeyde erişebilmesinin amaçlandığı ve değişikliğin 1219 sayılı Kanun'a uygun olduğu anlaşılmakla anılan düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka aykırılık görülmemiştir.
Nitekim, dava konusu 2. fıkra ile aynı yöndeki, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 28/09/2019 tarihli ve 30902 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendinin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 30/05/2023 tarih ve E:2019/12197, K:2023/2908 sayılı kararıyla bu düzenleme yönünden davanın reddine karar verilmiş; dava konusu 18. fıkranın önceki halinde de yer alan söz konusu düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada da, Dairemizin 29/12/2020 tarih ve E:2019/7114, K:2020/7147 sayılı kararıyla anılan düzenleme yönünden davanın reddine karar verilmiş, bu karar kanun yolu aşamasından geçerek kesinleşmiştir.
Bununla birlikte, dava konusu 18. fıkra bakımından, değişiklikten önce, özel sağlık kuruluşunun kadrosunda çalışan hekimlerin, kadrolu çalıştıkları kuruluşun çalışma saatleri dışında 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesine uygun olmak kaydıyla, özel sağlık kurum ve kuruluşlarının arasında yapılacak kurumsal sözleşme ile diğer bir kuruluşta kadro şartı aranmaksızın (yine hekimin muvafakati ile) çalıştırılabildiği, 01/10/2019 tarihli Yönetmelik değişikliği ile kurumsal sözleşme uygulamasına son verildiği, bu şekilde kurumsal sözleşme ile çalışan hekimlerin sözleşmelerinin en geç 30/06/2020 tarihinde sona ereceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, kurumsal sözleşme uygulamasının, kadrolu çalışmanın istisnaları arasından çıkarılmasında da, sağlık hizmetlerinin aksamaması adına söz konusu sözleşmelerin sona ermesi için yaklaşık 9 aylık bir geçiş süresi de tanındığı dikkate alındığında, hukuka aykırılık görülmemiştir.
C) Yönetmeliğin Ek-9 sayılı listesinin tamamının ve listenin açıklamalar kısmında yer alan "* İşaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklamanın incelenmesi :
Dava konusu Yönetmeliğin Ek-9 sayılı eki, 10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi, 12/05/2021 tarih ve 31482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi, 22/05/2021 tarih ve 31488 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi, en son 06/10/2022 tarih ve 31975 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilerek yeniden düzenlenmiştir.
Dava açıldıktan sonra dava konusu düzenlemenin birden çok kez değiştirilmesi ve işin esasını etkileyecek şekilde tamamıyla yeniden düzenlenmesi, davacının haklarını ihlâl eder nitelikte tesis edilen herhangi bir bireysel işlemin de dava konusu edilmemesi karşısında, bu düzenleme yönünden dava hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, Yönetmeliğin Ek-9 sayılı eki yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ek-9 sayılı listesinin tamamının ve listenin açıklamalar kısmında yer alan "* İşaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklamanın iptali istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Yönetmeliğin diğer düzenlemeleri yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Netice itibarıyla kısmen davanın reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve dava konusu Yönetmeliğin Ek-9 sayılı eki yönünden davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği göz önünde bulundurulduğunda, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam .. TL yargılama giderinin …TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan … TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL duruşmalı vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, aynı Tarife uyarınca …TL duruşmalı vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/10/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın