10. Daire 2019/12197 E. 2023/2908 K. — Danıştay Kararı
10. Daire 2019/12197 Esas 2023/2908 Karar 30.05.2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/12197 E., 2023/2908 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/12197 Karar No : 2023/2908
DAVACI : … Birliği VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …, Hukuk Müşaviri V. …
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 27/03/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, 28/09/2019 tarihli ve 30902 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin; a) 5. maddesi ile değiştirilen ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendinin, b) 7.maddesi ile değiştirilen ek 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; Ek 5. maddenin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendi yönünden; Özel Hastaneler Yönetmeliğinde nöbet hizmetlerinin 39. maddede düzenlendiği, bu madde ile Yönetmeliğin bir bütün halinde incelenmesi sonucunda, nöbet biçimindeki çalışmanın kadrolu çalışma dışında esasen günün belli saatlerinde çalışmayı içeren niteliği itibarıyla “geçici” değil, “sürekli” ama tam gün olmayan kısmi süreli çalışmaya karşılık geldiği, dava konusu değişiklikte nöbet biçimindeki bu çalışmanın özel sağlık kuruluşlarında çalışma şartına bağlı kılındığı, dava konusu değişiklikteki "özel sağlık kuruluşlarında çalışma" ibaresinden kastedilenin kadrolu çalışma olduğunun anlaşıldığı, bunun sonucunda, özel sağlık kuruluşlarında kadrolu değil de kadro dışı geçici çalışan hekimler ve muayenehane sahibi hekimlerin bir özel sağlık kuruluşunda nöbetçi hekim biçiminde istihdam edilemeyeceği, İş Kanunu’na göre işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmi süreli iş sözleşmesi olarak tanımlandığı, acil servis, klinik ve ünitelerinde kadrolu çalışma haricindeki nöbet biçimindeki çalışmanın bu nedenle kısmi süreli çalışma olduğu, Kanun ile düzenlenen bir çalışma biçiminin dava konusu düzenleme ile yeni bir şarta bağlı kılındığı, muayenehane sahibi hekimlerin, özel sağlık kuruluşunda nöbet biçiminde kısmi süreli çalışma olanağının bütünüyle ortadan kaldırıldığı, planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşunda çalışma konusunda muayenehaneler yönünden sınırlama getirilmesinin 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesi hükmüne aykırı olduğu, ayrıca düzenlemede planlama kapsamında iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilmenin özel sağlık kuruluşunda kadrolu çalışma şartına bağlandığı, hekimin çeşitli nedenlerden ötürü tam zamanlı çalışmaya karşılık gelen kadrolu çalışma içerisinde olmayıp yalnızca kısmi statüde çalışmak isteyebileceği, yine hekimin kendi muayenehanesi olup kısmi süreli çalışmayı tercih edebileceği, bir başka özel sağlık kuruluşunda çalışmanın kadrolu çalışmaya bağlı kılınmasının 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinde hekime tanınan birden çok yerde çalışma hakkını ve Kanun maddesini aşar nitelikte olduğu, Ek 9. maddenin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden; değişiklikte klinik konukevinin bir hastaneye bağlı olarak kurulacağı ve faaliyetlerinin bağlı bulunduğu hastanenin sorumluluğunda düzenleneceği, klinik konukevlerinden hizmet almak için müracaat eden hastaların hastane tedavisinin tamamlanmış ve günübirlik/ayaktan tedavi programına alınmış olması gerektiğinin belirtildiği, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin yataklı tedavi hizmeti verebilecek sağlık kuruluşlarını gösteren bir düzenleme olduğu, ayakta teşhis ve tedavi yapan sağlık kuruluşlarında verilen hizmetin niteliğinden kaynaklanan ayrı düzenlemeler bulunduğu, dava konusu değişiklikle ortaya çıkan sonucun, özel hastanelerin hekim olmayan gerçek veya tüzel kişi olan sahiplerine alanla ilgili temel kurala aykırı biçimde ayakta teşhis ve tedavi yapılan sağlık kuruluşları açma yetkisinin verildiği, sağlık hizmetlerinin yaşam hakkı ile doğrudan ilgili olması sebebiyle bu hakka yönelik düzenlemenin kanunla yapılması gerektiği, 1219 sayılı Kanun’un sair hükümleri gereği hastalara tanı ve tedavi hizmetini serbest tababet kapsamında verme hak ve yetkisinin hekim ve uzman hekimlere ait olduğu, Hususi Hastaneler Kanunu ve Özel Hastaneler Tüzüğü uyarınca hekim olmayan kişilerce de yataklı tedavi hizmeti vermek üzere hastane açılmasının olanaklı olduğu, tedavinin “ayakta tedavi” olmasını belirleyen şeyin hastalara tedavinin bir gereği olarak “yataklı tedavi” hizmeti sunulmasına gerek olmaması olduğu, bu anlamı ile konukevlerinin hastanenin içinde ona organik olarak bağlı, sağlık hizmetinin bütünlüğü içinde yataklı tedavi hizmeti veren yerler olmadığı, görüntüde bir hastaneye bağlılık sağlanarak hukuki düzenlemelerin arkasından dolanılmak istenildiği, dava konusu değişiklikle birlikte özel hastanelerin klinik konukevi adı altında ayakta tedavi hizmeti veren özel sağlık kuruluşları açabildikleri, hekimlere tanınan hak ve yetkilerin ortadan kaldırıldığı iddia edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; Ek 5. maddenin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendi yönünden; 2008 yılı itibarıyla, özel sağlık kuruluşlarının sağlık hizmeti veren kamu kuruluşlarına oranının, sosyoekonomik yönden avantajlı bölgelerde % 50'ye yükseldiği, bu durumun stratejik personel olan hekimlerin kamudan istifa ederek özel sektörde çalışmasına yol açtığı, sağlık hizmetinin ülke genelinde adil ve dengeli sunumunu engellediği, bu sebeple 15/02/2008 tarihinde Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik ve Özel Hastaneler Yönetmeliğinde planlama hükümlerine yer verildiği, dava konusu düzenleme öncesi özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin birden fazla yerde çalışabildiği, gelinen noktada hekimlerin 5-6 veya daha fazla yerde çalışıyor olmasının hastaların takibinin aksamasına sebebiyet verdiği, Bakanlıklarının istihdam planlamaları gereğince bir kısıtlamaya gidilerek, muayenehaneler hariç planlama kapsamındaki özel hastane kadrosunda çalışan tabip ve uzman tabiplerin, 1219 sayılı Kanunun 12. maddesine uygun olmak kaydıyla kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabileceği şeklinde bir düzenleme yapıldığı, düzenlemenin hekimlerin istihdamını daha rasyonel hale getirmek ve sağlık hizmetinin daha verimli sunulmasını sağlamak amacı taşıdığı, dava konusu düzenlemenin asıl amacının planlama olduğu, hekimlerin özel sağlık kuruluşlarında, kadrosuz olarak herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmadan çalışmasının hekim planlamasını sekteye uğratacağı, dava konusu düzenlemede hekimin kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında çalıştığı sağlık kuruluşlarından birinin, kadrolu olarak çalışılan özel sağlık kuruluşunun bulunduğu ilden başka bir ilde yer alması uygun görülerek hasta ve hekim açısından muhtemel mağduriyetlerin önüne geçilmeye çalışıldığı, muayenehanelerin Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin birinci fıkrası hükmü gereği planlama kapsamı dışında olduğu, muayenehanesi bulunan hekimlerin 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sağlık kuruluşlarında kadrolu çalışmalarına herhangi bir engel bulunmadığı, davacının nöbete ilişkin iddialarının dinlenilebilir olmadığı, değişiklik öncesi de aynı düzenlemenin yer aldığı, bu düzenlemenin özel hastanelerin nöbetçi hekim ihtiyaçlarını karşılama amacını güttüğü, hekimlerin özel sağlık kuruluşlarında nöbet tutabilmelerine herhangi bir sınırlama getirmediği, Özel Hastaneler Yönetmeliğinde, hekimlerin “tam zamanlı” veya “yarı zamanlı” çalışmalarını ya da “kadro” veya “kadro dışı geçici” çalışmalarını sınırlayan herhangi bir hüküm bulunmadığı, hekimlerin çalışma saatlerinin Özel Hastaneler Yönetmeliği ile değil imzaladıkları sözleşme çerçevesinde belirlendiği, birden fazla sağlık kuruluşunda çalışabilmenin kadrolu çalışmaya bağlı kılındığı iddiasının dayanaksız olduğu, ek 5. maddenin planlamanın istisnasını işaret ettiği, istisnalar noktasında zaman zaman değişikliğe gidilmesinin stratejik yönetim anlayışının zorunluluğu olduğu, Ek 9. maddenin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden; klinik konukevinin, hastaların tedavi sonrası kontrol ve yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi veya risk grubu kişilere ulaşım zorlukları gibi nedenlerle hastane hizmeti alacakları döneme kadar daha az yoğunluktaki bakım hizmetleri ile hastanede günübirlik tedavi (ayaktan kemoterapi tedavisi ve diyaliz gibi) alan kişilere daha az yoğunlukta bakım ve sağlık hizmetlerinin sunulduğu, sadece hasta ve/veya refakatçilerinin kalabildiği sağlık kuruluşları olduğu, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin dava konusu maddede atıf yapılan hükümleri incelendiğinde, klinik konukevi kuruluşu kavramının “ayakta tedavi” ile ilişkilendirilemeyeceği, özel hastanelere sadece yatırılarak tedavi edilecek hastaların başvurmadığı, klinik konukevlerinden hizmet almak için müracaat eden hastaların hastane tedavisinin tamamlanmış ve günübirlik/ayaktan tedavi programına alınmış olması gerekliliğinin, klinik konukevlerinin hastaların belli tıbbi şart ve standartlar dahilinde konaklama ihtiyaçlarına cevap veren yataklı sağlık kuruluşu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağı, klinik konukevlerinin Yönetmelik değişlikliği öncesinde ve sonrasında özel hastaneye bağlı sağlık kuruluşları olduğu, dava konusu değişikliklerin klinik konukevlerinin doğru yerde konumlandırılmasına hizmet ettiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava; 27/03/2002 tarihli, 24708 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, 28/09/2019 tarihli, 30902 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin; 5. maddesi ile değiştirilen Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin 5. alt bendinin, 7.maddesi ile değiştirilen Ek 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptali istemiyle açılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; 4. fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği öngörülmüştür. Anayasanın 124. maddesine göre de Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3. maddesinin a) fıkrasındaki, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; 9. maddesinin (c) fıkrasındaki, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel kıstaslarının belirlenmesinin, sağlık kurum ve kuruluşlarının sınıflandırılmasının ve sınıflarının değiştirilmesinin, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarının, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasının, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği; sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetlenmesini düzenleyen Ek 11. maddesindeki kurallarına dayanılarak 27/03/2002 tarihli, 24708 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği çıkarılmıştır. Ana Yönetmeliğin Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin 5 numaralı alt bendi incelendiğinde: 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 12. maddesinde; “Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur. (Değişik bölüm: 02/01/2014-6514 S.K./21. md) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir: a) Kamu kurum ve kuruluşları. b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri. c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası. (Değişik fıkra: 21/01/2010-5947 S.K./7.mad) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve (Ek ibare: 26/7/2018 -7146 S.K./3. md) ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir. Bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversiteleri yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında kabul edilir. Mesleğini serbest olarak icra edenler, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, (b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında da hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilir. (Değişik cümle: 02/01/2014-6514 S.K./21. md) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile aile hekimleri, kurum ve kuruluşlarındaki çalışma saatleri dışında ve kurumlarının izniyle aylık otuz saati geçmemek üzere iş yeri hekimliği yapabilir. Döner sermayeli sağlık kuruluşları ise kurumsal olarak işyeri hekimliği hizmeti verebilir. (Ek cümle: 02/01/2014-6514 S.K./21. md) Tabipler, iş yeri hekimliği eğitimi alma ve iş yeri hekimliği belgesine sahip olma şartı aranmaksızın 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli iş yerlerinin iş yeri hekimliği görevini yapabilirler. Bu maddenin uygulamasına ve işyeri hekimliğine ilişkin esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir.” kuralına yer verilmiştir. 1219 sayılı Kanunun 12. maddesinin 2. fıkrasında tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar için, kanunlar tarafından saklı bırakılan haklar dışında üç ayrı çalışma alanı gösterilmiştir. 3. fıkra ile sağlık kurum ve kuruluşunda yapılacak çalışmaların, ancak Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde gerçekleştirilmesi ve 2. fıkradaki üç ayrı bent kapsamında birden fazla yerde yapılması mümkün olup, bu bentlerden c) bendi kapsamında kalan mesleğini serbest olarak icra edenler yönünden ise bu bent dışında b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilmesi, hizmet bedelinin hasta tarafından karşılanması ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemesi kaydına bağlanmıştır. Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 22/03/2017 tarihli, 30015 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmeliğin 36. maddesiyle değişik şeklinde; “Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında başka bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır. Özel hastane kadrosunda çalışan tabip ve uzman tabipler, hastanedeki çalışma saatleri dışında 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kurumsal sözleşme yapılarak diğer özel hastane veya tıp merkezlerinde çalıştırılabilir. Ancak, bu durumda tabip ve uzman tabiplerin muvafakatinin alınması zorunludur. Sözleşme Müdürlüğe bildirilir ve ilgili tabip ve uzman tabiplere çalışma belgesi düzenlenir. Özel hastanenin kadrosunda çalışan sözleşmeye konu tabip ve uzman tabiplerin kadrodan ayrılmaları halinde sözleşme sona erer.” kuralında yer alan yukarıda altı çizilen "diğer özel hastane veya tıp merkezlerinde" ibaresi dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesiyle; "bir özel hastane veya tıp merkezinde daha" şeklinde değiştirilmiştir. Uyuşmazlığa konu alt bent 3 ay sonra 28/09/2019 tarihli, 30902 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan değişiklikle; "Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında başka bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır. Muayenehaneler hariç planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabip ve diş tabipleri, Bakanlığın istihdam planlamaları gereğince, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilir. Bu kuruluşlardan bir tanesi kadrolu çalıştığı il dışındaki planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşu da olabilir.” şeklinde yeniden düzenlenmiş, nöbet dışında farklılaşan kısmın altı çizilmiştir. Dava konusu bendin iki ayrı kısımda incelenmesi gerekir; ilki nöbet hizmetlerine ilişkin olan kısım, diğeri ise kadro dışında çalışma esaslarıdır. Nöbet ve nöbetçi hekim; bir sağlık kuruluşunun hizmet verdiği genel çalışma saatleri dışındaki zamanda, gözlem altındaki hastaların ve/veya acil vakaların tıbbi işlemlerinin yürütülmesi ve bu hizmetten sorumlu olarak yürüten tabibi ifade etmektedir. Kalite ve verimliliği artırmak amacıyla Sağlık Bakanlığınca, sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanmasını düzenleyen Yönetmeliğin Ek-4. maddedeki planlamadan istisna olarak özel hastanenin kalite ve verimliliğini artırmak amacıyla ruhsatlı hastanelere verilebilecek istisnai izinlerden olan dava konusu düzenlemenin nöbete ilişkin kısmı; Sağlık Bakanlığınca yapılan planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabiplerin aynı kapsamdaki başka bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutmasını 1219 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan kapsamına göre düzenlediğinden kanuna aykırı bulunmamaktadır. Kadro dışında çalışma esaslarına gelince; 1219 sayılı Kanunun 12. maddesi tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları kapsamında birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabileceğine ilişkin düzenleme uyarınca; dava konusu edilen düzenlemeyle kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki biri il dışında da olabilecek şekilde iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilmesi olanağı sağlandığı, 22/03/2017 tarihinde yapılan Yönetmelik değişikliğine göre sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanmasına ilişkin istisna kapsamının genişletildiği, kurumsal sözleşme yapılması halinde çalışma imkanı sağlanması şartının kaldırıldığı görülmekte olup, maddenin öngördüğü istisnai kuralı genişleten kadro dışı çalışma esaslarına ilişkin dava konusu değişikliğin bu kısmında da dayanağı yasa kuralına aykırılık bulunmamaktadır. Dava dilekçesindeki nöbet biçimindeki çalışmanın özel sağlık kuruluşunda çalışma zorunluluğu içerdiği, muayenehanesi olan hekimlerin çalışma hakkının sınırlandığı, hekimin birden fazla sağlık kuruluşunda çalışmasının kıstlandığı, sağlık sermayesine karşı çalışma hakkına müdahale edildiği yolundaki iddiaların aktarılan yasal düzenlemeler karşısında yerinde görülmemiştir. Ana Yönetmeliğin Ek 9. maddesinin 1. fıkrasının b) bendinde yapılan değişiklik incelendiğinde: Klinik konukevinin, hastaların tedavi sonrası kontrol ve yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi veya risk grubu kişilere ulaşım zorlukları gibi nedenlerle hastane hizmeti alacakları döneme kadar daha az yoğunluktaki bakım hizmetleri ile hastanede günübirlik tedavi (ayaktan kemoterapi tedavisi ve diyaliz gibi) alan kişilere daha az yoğunlukta bakım ve sağlık hizmetlerinin sunulduğu, sadece hasta ve/veya refakatçilerinin kalabildiği sağlık kuruluşu olarak ilk kez 24/06/2011 tarihli, 27974 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle Özel Hastaneler Yönetmeliğine eklenen Ek 9. maddesinin 1. fıkrasının b) bendi ile düzenlenmiştir. Dava dilekçesinde, dava konusu değişiklikle ortaya çıkan sonucun, özel hastanelerin hekim olmayan gerçek veya tüzel kişi olan sahiplerine alanla ilgili temel kurala aykırı biçimde ayakta teşhis ve tedavi yapılan sağlık kuruluşları açma yetkisinin verildiği, konukevlerinin hastanenin içinde ona organik olarak bağlı, sağlık hizmetinin bütünlüğü içinde yataklı tedavi hizmeti veren yerler olmadığı ileri sürülürken, davalı idare tarafından, klinik konukevi kuruluşu kavramının “ayakta tedavi” ile ilişkilendirilemeyeceği, özel hastanelere sadece yatırılarak tedavi edilecek hastaların başvurmadığı, klinik konukevlerinden hizmet almak için müracaat eden hastaların hastane tedavisinin tamamlanmış ve günübirlik/ayaktan tedavi programına alınmış olmasının zorunlu olduğu, klinik konukevlerinin hastaların belli tıbbi şart ve standartlar dahilinde konaklama ihtiyaçlarına cevap veren yataklı sağlık kuruluşu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağı, klinik konukevlerinin Yönetmelik değişlikliği öncesinde ve sonrasında özel hastaneye bağlı sağlık kuruluşları olduğu savunulmaktadır. Klinik konukevlerine ilişkin Yönetmelik değişlikliği öncesindeki işlemin iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Onbeşinci Dairesinin 28/01/2016 tarihli, E:2013/6274, K:2016/273 sayılı kararıyla reddedildiği ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/12/2016 tarihli, E:2016/5345, K:2016/5388 sayılı kararıyla onanıp, karar düzeltme isteminin de reddedildiği görülmektedir. Dava dilekçesindeki iddiaların klinik konukevlerinin oluşturulmasına ilişkin olduğu ve davaya konu edilen Yönetmelik değişikliğinde de özel hastaneye bağlı sağlık kuruluşları olarak tanımlaması sürdürülerek bu düzenlemede değişiklere gidildiği ve içerik olarak hukuka aykırılığına ilişkin öne sürülen husus olmadığı görüldüğünden, 3359 sayılı Kanunun 3. ve 9. maddeleri ile Sağlık Bakanlığına verilen görev ve yetkiye dayanılarak yapılan dava konusu değişiklikte hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 30/05/2023 tarihinde, davacı vekili Av. …'ın ve davalı idare temsilcisi Hukuk Müşaviri …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 27/03/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin bazı maddelerinde, 28/09/2019 tarihli ve 30902 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birtakım değişiklikler yapılmıştır. Bunun üzerine davacı tarafından, asıl Yönetmeliğin, 28/09/2019 tarihli ve 30902 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendi ile ek 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa’nın 56. maddesinde, Devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği düzenlenmiştir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir. Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak; etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere, bütün özel hastanelerin tesis, hizmet ve personel standartlarının tespit edilmesine, sınıflandırılmasına, sınıflarının değiştirilmesine, amaca uygun olarak teşkilatlandırılmasına ve bunların açılmalarına, faaliyetlerine, kapanmalarına ve denetlenmelerine ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla Özel Hastaneler Yönetmeliği hazırlanmış ve 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Yönetmeliğin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı ek 4. maddesinin birinci fıkrasında, "Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır: a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması, b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması, c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması, ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : A) Yönetmeliğin ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendinin incelenmesi : Dava konusu Yönetmeliğin "Özel hastanenin kalite ve verimliliğini artırmak amacıyla izin verilebilecek hususlar" başlıklı ek 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, "Ayrıca; 1) Özel hastanelerde çalışan tabip ve diş tabipleri, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla bulunduğu ilde planlama kapsamındaki birden daha fazla özel sağlık kuruluşunda çalışabilir. Diğer sağlık çalışanları ise planlama kapsamındaki en fazla bir özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilir. ... 5) (Değişik:RG-31/5/2019-30790) Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında başka bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır. Özel hastane kadrosunda çalışan tabip ve uzman tabipler, hastanedeki çalışma saatleri dışında 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kurumsal sözleşme yapılarak bir özel hastane veya tıp merkezinde daha çalıştırılabilir. Ancak, bu durumda tabip ve uzman tabiplerin muvafakatinin alınması zorunludur. Sözleşme Müdürlüğe bildirilir ve ilgili tabip ve uzman tabiplere çalışma belgesi düzenlenir. Özel hastanenin kadrosunda çalışan sözleşmeye konu tabip ve uzman tabiplerin kadrodan ayrılmaları halinde sözleşme sona erer." hükmü yer almakta iken; 28/09/2019 tarihli ve 30902 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile anılan fıkranın (5) numaralı alt bendi, "Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında başka bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır. Muayenehaneler hariç planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabip ve diş tabipleri, Bakanlığın istihdam planlamaları gereğince, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilir. Bu kuruluşlardan bir tanesi kadrolu çalıştığı il dışındaki planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşu da olabilir." şeklinde değiştirilmiştir. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 12. maddesi 2. fıkrasında, "Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir: a) Kamu kurum ve kuruluşları. b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri. c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası." düzenlemesine yer verilmiş; aynı maddenin 3. fıkrasında, tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabileceği hüküm altına alınmıştır. Yukarıda yer verilen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi ve bu düzenlemelere dayanılarak çıkarılan Özel Hastaneler Yönetmeliği hükümleri gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir. Dava konusu bentte, planlamadan istisna olarak izin verilecek hususların düzenlendiği, anılan bendin, (1) numaralı alt bendinde, özel hastanelerde çalışan tabip ve diş tabiplerinin, planlama kapsamındaki birden daha fazla özel sağlık kuruluşunda çalışabileceği kuralı belirtildikten sonra, (5) numaralı alt bendinde, birden fazla özel sağlık kuruluşlarında yapılacak çalışmanın şartlarına/detaylarına yer verildiği, bu kapsamda da muayenehaneler hariç planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşunda kadrolu çalışan tabibe, (Bakanlığın istihdam planlamaları gereğince ve 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesine uygun olmak kaydıyla) kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışma imkânı sağlandığı, ayrıca özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabiplere çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilme imkânı getirildiği de dikkate alındığında, dava konusu değişiklik ile planlama kapsamındaki kısıtlı tabip insan gücünün kaliteli ve verimli kullanılabilmesinin, hastaların sağlık hizmetine yeterli ve nitelikli düzeyde erişebilmesinin amaçlandığı ve değişikliğin 1219 sayılı Kanun'a uygun olduğu anlaşılmakla anılan düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka aykırılık görülmemiştir. Nitekim, dava konusu düzenlemenin önceki halinin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 30/05/2023 tarih ve E:2020/372, K:2023/2915 sayılı kararıyla bu düzenleme yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Öte yandan, davacı tarafından, özel sağlık kuruluşlarında kadro dışı geçici çalışan hekimlerin bir özel sağlık kuruluşunda nöbetçi hekim biçiminde istihdam edilemeyeceği iddia edilmekte ise de; Yönetmeliğin ilgili düzenlemesinin lafzında, kadrolu veya kadro dışı geçici çalışmaya ilişkin herhangi bir kısıtlamaya yer verilmediği görülmekle bu iddiaya itibar edilmemiştir.
B) Yönetmeliğin ek 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin incelenmesi : Dava konusu Yönetmeliğin “Sağlıkla ilgili diğer kuruluşlar” başlıklı ek 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, “Klinik konukevi: Hastaların tedavi sonrası kontrol ve yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi veya risk grubu kişilere ulaşım zorlukları gibi nedenlerle hastane hizmeti alacakları döneme kadar daha az yoğunluktaki bakım hizmetleri ile hastanede günübirlik tedavi (ayaktan kemoterapi tedavisi ve diyaliz gibi) alan kişilere daha az yoğunlukta bakım ve sağlık hizmetlerinin sunulduğu, sadece hasta ve/veya refakatçilerinin kalabildiği sağlık kuruluşlarıdır. Klinik konukevleri, rutin veya turistik konaklama tesisi gibi hizmet veremez. Klinik konukevlerinde ameliyathane ve yoğun bakım ünitesi bulundurulmaz. Ancak klinik konukevleri bu Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuatta hastaneler için öngörülen fiziki bina şartlarını bulundurmak zorundadır. Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli en az 4 yıldızlı konaklama tesisleri de klinik konukevi olarak hizmet vermek üzere kiralanabilir veya satın alınabilir. Bu hallerde 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 34 üncü madde hükümleri uygulanır. Ancak 2634 sayılı Kanun kapsamında ilan edilen Kültür Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri, Turizm Alan ve Merkezlerinde turizme ayrılan yerlerde, klinik konukevleri oluşturulamaz. Bu suretle açılacak klinik konukevleri de bu Yönetmelikteki ve ilgili diğer mevzuatta hastaneler için öngörülen fiziki bina şartlarını bulundurmak zorundadır. Klinik konukevleri, bir hastaneye bağlı olarak kurulur ve faaliyetleri bağlı bulundukları hastanenin sorumluluğunda düzenlenir. Klinik konukevlerinden hizmet almak için müracaat eden hastaların hastane tedavisinin tamamlanmış ve günübirlik/ayaktan tedavi programına alınmış olması gerekir. Bu tesislerde rehabilitasyon hizmeti sunulması amacıyla kurulacak üniteler ayrıca ruhsatlandırılır. Klinik konukevleri, asgari olarak aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır: 1) Bu Yönetmelikte belirtilen ulaşım ve hastanenin parselinde ve imar mevzuatına uygun ek bina olarak acil durumlarda hasta nakline uygun düzenlemeleri bulunmak kaydı ile yapılmasına izin verilir. Bu kuruluşların aynı il içinde olmak kaydıyla hastanenin bulunduğu parselden farklı bir parselde kurulmasına da izin verilebilir. 2) Bu binalarda hizmet verilmesi düşünülen hastalık gruplarına uygun eğitim ve günübirlik/ayaktan tedavi alanları ile sosyal alanlar bulunur. c) Geriatrik tedavi merkezi: Yaşlılıkta gelişen hastalıkların tanı ve tedavisi, rehabilitasyonu ile beraberinde bakım hizmetlerinin sunulmasına yönelik olarak kurulan sağlık kuruluşlarıdır. Bu kuruluşun kadro ve kapasitesi, Bakanlıkça yapılan planlama çerçevesinde belirlenir. Yaşlı hastalara multidisipliner yaklaşımla hizmet sunulabilmesi amacıyla, hastane bünyesinde veya hastaneye bağlı olarak kurulabilir. Bu Yönetmelikte belirlenen şartlara uygun binalarda hizmet sunabilir. Bu maddede hüküm bulunmayan hallerde öncelikle ilgili mevzuat hükümleri uygulanır. Bakanlık uygulamaya yönelik hususlarla ilgili alt düzenlemeler yapmaya yetkilidir.” hükmü yer almakta iken; 28/09/2019 tarihli ve 30902 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ile anılan bent, "Klinik konukevi: Hastaların tedavi sonrası kontrol ve yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi veya risk grubu kişilere ulaşım zorlukları gibi nedenlerle hastane hizmeti alacakları döneme kadar daha az yoğunluktaki bakım hizmetleri ile hastanede günübirlik tedavi (ayaktan kemoterapi tedavisi ve diyaliz gibi) alan kişilere daha az yoğunlukta bakım ve sağlık hizmetlerinin sunulduğu, sadece hasta ve/veya refakatçilerinin kalabildiği sağlık kuruluşlarıdır. Klinik konukevleri, rutin veya turistik konaklama tesisi gibi hizmet veremez. Klinik konukevlerinde ameliyathane ve yoğun bakım ünitesi bulundurulmaz. Klinik konukevlerinde bu Yönetmeliğin 20 nci, 22 nci, 31 inci, 32 nci, 33 üncü ve 34 üncü maddelerinde sayılan hizmet ve fiziki alt yapı standartlarının sağlanması ve bünyesinde asgarî 16 m2 genişlikte, acil müdahale için gerekli olan asgarî tıbbî malzeme, donanım ve ilaçların bulunduğu ayrı bir acil muayene odası bulunması zorunludur. Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli en az 4 yıldızlı konaklama tesisleri de klinik konukevi olarak hizmet vermek üzere kiralanabilir veya satın alınabilir. Bu hallerde 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 34 üncü madde hükümleri uygulanır. Ancak 2634 sayılı Kanun kapsamında ilan edilen Kültür Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri, Turizm Alan ve Merkezlerinde turizme ayrılan yerlerde, klinik konukevleri oluşturulamaz. Bu tesisler bünyesinde kurulacak klinik konukevlerinde bu Yönetmeliğin 20 nci, 22 nci, 31 inci, 32 nci, 33 üncü ve 34 üncü maddelerinde sayılan hizmet ve fiziki alt yapı standartlarının sağlanması ve bünyesinde asgarî 16 m2 genişlikte, acil müdahale için gerekli olan asgarî tıbbî malzeme, donanım ve ilaçların bulunduğu ayrı bir acil muayene odası bulunması zorunludur. Klinik konukevleri, bir hastaneye bağlı olarak kurulur ve faaliyetleri bağlı bulundukları hastanenin sorumluluğunda düzenlenir. Klinik konukevlerinin yatak sayısı bağlı olarak kuruldukları hastanenin yatak sayısının %30’undan fazla olamaz. Klinik konukevlerinden hizmet almak için müracaat eden hastaların hastane tedavisinin tamamlanmış ve günübirlik/ayaktan tedavi programına alınmış olması gerekir. Klinik konukevleri, asgari olarak aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır: 1) Ulaşım noktaları açısından uygun ve ulaşılabilir olduğunun yetkili kurum tarafından belgelenmesi ve acil durumlarda hasta nakline uygun düzenlemelerin yapılmış olması kaydıyla; hastanenin bulunduğu parselde imar mevzuatına uygun ek bina olarak veya aynı il içinde olmak kaydıyla hastanenin bulunduğu parselden farklı bir parselde kurulmasına izin verilebilir. 2) Bu binalarda hizmet verilmesi düşünülen hastalık gruplarına uygun eğitim ve günübirlik/ayaktan tedavi alanları ile sosyal alanlar bulunur. 3) Günübirlik tedavi kapsamında klinik konukevinde kalan hastaların günübirlik hastanede verilmesi gereken tedavileri klinik konukevlerinde verilemez. 4) Hastanede tedavisi tamamlanmamış hastalar klinik konukevlerine yatırılamaz. Ancak, 24/3/2013 tarihli ve 28597 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde tanımlanan tanıya dayalı işlemlerden işlemin uygulandığı tarih birinci gün kabul edilmek kaydıyla en az aşağıda belirtilen süreler kadar tedavi gören hastalar klinik konukevlerine yatırılabilir: i) A Grubu tanıya dayalı işlemlerde; 7 gün. ii) B Grubu tanıya dayalı işlemlerde; 5 gün. iii) C Grubu tanıya dayalı işlemlerde; 4 gün. iv) D Grubu tanıya dayalı işlemlerde; 3 gün. v) E Grubu tanıya dayalı işlemlerde; 2 gün. 5) Klinik konuk evlerinin yatak ücretleri Bakanlıkça onaylanır.” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı tarafından, sağlık hizmetlerinin yaşam hakkı ile doğrudan ilgili olması sebebiyle bu hakka yönelik düzenlemenin kanunla yapılması gerektiği, Hususi Hastaneler Kanunu ve Özel Hastaneler Tüzüğü uyarınca hekim olmayan kişilerce de dolaylı yoldan yataklı tedavi hizmeti vermek üzere hastane açılmasının olanaklı hale getirildiği iddia edilerek düzenlemenin iptali istenilmektedir. Yukarıda yer verilen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi ve 9. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi ile bu düzenlemelere dayanılarak çıkarılan Özel Hastaneler Yönetmeliği hükümleri gereği Sağlık Bakanlığı, kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel kıstaslarını belirleme, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırma ve sınıflarını değiştirme, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmaları konularında yönetmelik ile düzenleme yapmaya yetkilidir. Yönetmeliğin ek 9. maddesinde, hastaların tedavi sonrası kontrol ve yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi veya risk grubu kişilere ulaşım zorlukları gibi nedenlerle hastane hizmeti alacakları döneme kadar daha az yoğunluktaki bakım hizmetleri ile hastanede günübirlik tedavi (ayaktan kemoterapi tedavisi ve diyaliz gibi) alan kişilere daha az yoğunlukta bakım ve sağlık hizmetlerinin sunulduğu, sadece hasta ve/veya refakatçilerinin kalabildiği sağlık kuruluşları olan klinik konukevlerinin, fiziki bina şartları ve sağlaması gereken asgari nitelikler ile tabi olduğu kuralların düzenlendiği görülmektedir. Dava konusu değişiklik ile de, daha önce hastanelerin fiziki bina şartlarına atıf yapılan hususlar tek tek belirtilmiş; klinik konukevlerinin asgari olarak hastaların ulaşımına ve acil durumda hasta nakline uygunluğu sağlamaları, hastalık gruplarına göre eğitim, tedavi ve sosyal alanları bulundurmaları gerektiği düzenlenmiş; klinik konukevi yatak sayısının bağlı olduğu hastanenin yatak sayısının %30'undan fazla olamayacağı, günübirlik tedavi kapsamında klinik konukevinde kalan hastaların günübirlik hastanede verilmesi gereken tedavilerinin klinik konukevinde verilemeyeceği hususları kurala bağlanmış; ayrıca ne kadar süre ile tedavi gören hastaların bu bent kapsamında klinik konukevine kabul edilebileceği hususu Sağlık Uygulama Tebliğinde tanımlanan tanıya dayalı işlemler esas alınarak açıklığa kavuşturulmuştur. Bu haliyle, Sağlık Bakanlığına mevzuat ile tanınan yetki kapsamında, hastanelerin yataklı tedavi gerektirmeyen hizmetlerine yönelik yükünün azaltılması, bu suretle boşaltılacak yataklarla gerçek ihtiyaç sahibi hastaların sağlık hizmetine erişiminin sağlanması amaçları gözetilerek hasta sağlığı için gerekli olan tamamlayıcı hizmetlerin sunulacağı klinik konukevlerinin tabi olduğu kuralların kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek detaylandırıldığı dava konusu düzenlemede üst normlara ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Nitekim, dava konusu düzenlemenin önceki halinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 28/01/2016 tarih ve E:2013/6274, K:2016/273 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, karar kesinleşmiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.