9. Ceza Dairesi 2013/492 E. 2013/3130 K. — Yargıtay Kararı
9. Ceza Dairesi 2013/492 Esas 2013/3130 Karar 27.02.2013
9. Ceza Dairesi 2013/492 E., 2013/3130 K.
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma Hüküm : TCK'nın 268/1. maddesi delaletiyle TCK'nın 267/1, 53/1-a-b-c-d maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK'nın 268. maddesinde öngörülen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği somut olayda; kovuşturması devam eden dolandırıcılık ve hırsızlık suçlarından yakalama kararı bulunan ve bu kararın infazına engel olmak amacıyla başkasının kimlik bilgilerini kullanarak, beyanı doğrultusunda tutanak tutulup bu suretle resmi belge düzenlenmesine neden olan sanığın eyleminin TCK'nın 206. maddesinde tanımlanan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA 27.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Hakkında Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/21 esas sayılı dosyasından dolandırıcılık suçundan, Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/79 esas sayılı dosyasında hırsızlık suçundan yakalama kararı bulunan sanığın, ihbar üzerine yapılan kimlik kontrolünde kendisini gerçekte var olan bir arkadaşının ismiyle tanıtıp kaçtığı, yakalandığında parmak izi araştırmasıyla gerçek kimliğinin tespit edildiği olayda; Sanığın hakkında kovuşturma yapılmasını engellemek amaç ve saikiyle başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması nedeniyle TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluştuğu, bu suçun TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçuna göre özel bir hüküm niteliğinde olduğu özel hüküm varken genel hükmün uygulanamayacağı görüşünde olduğumdan; sayın çoğunluğun sanığın eyleminin TCK'nın 206. maddesinde tanımlanan resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğundan suç vasfında yanılgı nedeniyle hükmün bozulmasına ilişkin görüşlerine, suç vasfı doğru belirlendiğinden hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle muhalifim.27.02.2013
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.