9. Ceza Dairesi 2009/20619 E. 2010/2567 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

9. Ceza Dairesi 2009/20619 E. 2010/2567 K. — Yargıtay Kararı

9. Ceza Dairesi 2009/20619 Esas 2010/2567 Karar 02.03.2010
9. Ceza Dairesi 2009/20619 E.,  2010/2567 K.

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, Silahlı örgüte üye olma, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, Patlayıcı madde bulundurma ve nakletme, Resmi belgede sahtecilik
Hüküm : 1-Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan; 765 sayılı TCK'nın 125, 59, 31, 33, 22, 5237 sayılı TCK'nın 54, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
2-Silahlı örgüte üye olma, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, Patlayıcı madde buludurma ve nakletme ile resmi belgede sahtecilik suçlarından; Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında sanığın adının yanlış yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir.
1-Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile silahlı örgüte üye olma suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede;
765 sayılı TCK'nın 168/2. maddesi ile 5237 sayılı TCK'da bu hükmün karşılığını oluşturan 314/2. maddesinde tanımlanan suç, Devletin güvenliğine, toprak bütünlüğüne, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı terör örgütü üyelerini cezalandırmaya yönelik hazırlık hareketlerini suç sayan ve yaptırıma bağlayan özel bir suç tipi olup, somut olayda sanığın amaç suçu işlediği kabul edilerek 765 sayılı TCK'nın 125. maddesi uyarınca cezalandırılmış olması karşısında, geçitli suçlardaki özellik nedeniyle artık örgüt üyesi olmaktan cezalandırılmayacağına işaret edilmekle yetinilmesi gerekirken mahkemece anılan suç nedeniyle beraat kararı verilmesi sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda, toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanığın sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde aşağıdaki husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının yerinde bulunmayan diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
765 sayılı TCK'nın lehe olduğu kabul edilerek uygulama yapıldığına göre, anılan Kanunun bir bütün halinde uygulanması gerektiği gözetilmeden 5252 sayılı Kanunun 9. maddesine aykırı biçimde suç eşyasının müsaderesi ve tutuklulukta geçen sürenin mahsubuna ilişkin olarak 765 sayılı TCK'nın 36 ve 40. maddeleri yerine, 5237 sayılı TCK'nın 54 ve 63. maddelerinin uygulanması,
Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK'nın 54 ve 63. maddelerinin çıkartılması ve yerine 765 sayılı TCK'nın 36 ve 40. maddelerinin yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan ve re'sen de temyize tabi bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-6136 sayılı Kanuna muhalefet, patlayıcı madde bulundurma ve nakletme ile resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Sanığın yakalandığı tarihte yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'nın 220/4. maddesinde örgütlü suçlar bakımından 765 sayılı TCK'nın sistematiğinden tamamen farklı olarak yapılan düzenlemenin 5237 sayılı TCK'nın 42. maddesinde yer alan bileşik suç ve 44. maddesinde yer alan fikri içtima kurallarının özel bir istisnasını oluşturduğu dikkate alındığında, sanığın silah ve patlayıcı madde bulundurmak, nakletmek ve sahte kimlik kullanmak şeklindeki suç teşkil eden eylemlerinden ayrıca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden bu fiillerin anılan suçların işlendiği tarihte yürürlükte olmayan 765 sayılı TCK'nın 125. maddesinde tanımlanan suçun unsuru kabul edilmek suretiyle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 02.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın