8. Hukuk Dairesi 2025/1502 E. 2025/5528 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

8. Hukuk Dairesi 2025/1502 E. 2025/5528 K. — Yargıtay Kararı

8. Hukuk Dairesi 2025/1502 Esas 2025/5528 Karar 11.09.2025
8. Hukuk Dairesi 2025/1502 E.,  2025/5528 K.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/359 E., 2024/1261 K.

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R

... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu sunucunda, tapuda dava Hazine adına kayıtlı bulunan eski 4936 parsel sayılı 11.450 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 5 13... parsel numarasıyla ve 16.947,20 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı adına kayıtlı bulunan eski 4905 parsel sayılı 4.628,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 5 13... parsel numarasıyla ve 5.802,57 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine vekili; uygulama kadastrosu sonucunda Hazineye ait taşınmazın yüzölçümünün sınırının yanlış belirlendiğini ve yanlışlığın davalıya ait 5 13... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; (B) harfiyle gösterilen ve yüzölçümü 3.489.37 m² olan yerin komşu davalı 5 13... nolu (eski 4905 parsel) parselden ifrazı ile davacıya ait 5 13... nolu (eski 4936 parsel) parsele ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uygulama kadastrosunda taşınmazın (B) ve (D) kısımlarının, beyanlara, hava fotoğraflarındaki kullanıma ve sabit sınırlarına göre davalıya ait 5 13... parsel içerisine alınması gerektiği, tesis kadastrosunda yapılan yanlışlığın uygulama kadastrosu ile düzeltildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ve kaldırılmasına ve davanın reddine, taşınmazların uygulama kadastrosu gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun amacı, teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesidir. Uygulama kadastrosunun amacı, mülkiyet ihtilaflarını canlandırmak ve çözmek değil; tesis kadastrosu sırasında yapılan teknik hataları belirleyerek gidermek ve kadastro paftalarını zeminle uyumlu, uygulanabilir, teknik ihtiyaçlara cevap verir ve güvenli hale getirmektir. Uygulama kadastrosu yapılırken, tesis kadastro sırasında da zeminde mevcut olduğu anlaşılan sabit noktalar ile aynı döneme ya da öncesine ait farklı amaçlarla üretilmiş harita ve benzeri verilerden yararlanılmakta, tesis kadastrosu haritaları ortofoto üzerine işlenmekte, düzenlenecek ada raporunda, haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden kaynaklandığı gösterilerek, varsa hataların nasıl giderildiği açıklanmakta ve bundan sonra yukarıda sözü edilen yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılıp, her bir parsel hakkında uygulama tutanağı düzenlenerek uygulama kadastrosu paftaları üretilmektedir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, özü itibariyle uygulama faaliyetinin yukarıda açıklanan ilke ve yöntemlere göre yapılıp yapılmadığının denetlenmesini zorunlu kılan davalardır. Yöntemine uygun yapılmayan uygulama kadastrosu, mülkiyete ilişkin kazanılmış hakların ihlali sonucunu doğurur.
Somut olaya gelince; davacı Hazineye ait taşınmaz 1981 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında davalı taşınmaza uygulanan vergi kaydının sınırında dere ve yol okuması nedeniyle değişir sınırlı kabul edilerek kayıt kapsamının miktarı ile geçerli kabul edilmesi nedeniyle miktar fazlası olarak tespit edilmiştir. Uygulama kadastrosunda ise, tesis kadastrosu sırasında, uzun yıllar davalı tarafından kullanılan alana itibar edilmeksizin hatalı olarak vergi kayıt sınırlarının uygulandığı belirtilerek uzun süreli kullanım sonucu oluşan ve hava fotoğraflarında da belirgin olan sınır sabit sınır olarak kabul edilmiş, taşınmazların yüzölçümleri değiştirilmiştir. Başka bir ifade ile uygulama kadastrosu sırasında, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapıldığı kabul edilerek sınırlar değitirilmiştir.
Hal böyle olunca: davalıya ait taşınmazın kadastro tespiti vergi kaydına dayalı olarak yapılmış olup davacı taşınmazı miktar fazlası olarak tespit edilmiştir. Davacının taşınmazı ile davalı parseli arasında tesis kadastrosunun yapıldığı tarih itibariyle sabit kabul edilebilecek bir sınırın mevcut olmadığının ve tesis paftasında da hata bulunmadığının anlaşılmış olması karşısında, Bölge Adliye Mahkemesince, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve tesis kadastrosu paftası ile uygulama paftasının çakıştırılması suretiyle tesis kadastrosu sonucu oluşan sınıra göre uygulama sınırının belirlenmesi gerektiği gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulması gerekmiştir.

S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın