8. Hukuk Dairesi 2024/2269 E. 2025/5159 K. — Yargıtay Kararı
8. Hukuk Dairesi 2024/2269 Esas 2025/5159 Karar 02.07.2025
8. Hukuk Dairesi 2024/2269 E., 2025/5159 K.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2730 E., 2024/709 K. DAVA TÜRÜ : Galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : .... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/597 E., 2021/519 K.
Taraflar arasında İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekilince duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin ise davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde; davacılar ... ve diğerlerinin .... Vakfı ile .... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti istenmiş, yargılamanın devamında ... . Vakfı yönünden dava geri alınmıştır. İlk Derece Mahkemesince; davacıların anne babalarının vakıf evladı olmadığı, vakıf evladı olmayan kök murisleri ...'in vakıf evladı ....'in ananesi) ile evlenmesinin onları vakıf evladı yapmayacağı açık olduğunda....Vakfı yönünden davanın reddine, diğer vakıf yönünden dava geri alındığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek, davacıların vakfeden ile soybağının tespit edildiği ve ".... Vakfı"nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının ispat edilmiş olmasına rağmen, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması, istinaf Mahkemesinin ise haklı istinaf taleplerini dikkate almayarak istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3. maddesinde, Mülhak Vakıf Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu (2762 sayılı Kanun) gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6. ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.
Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır. Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (... veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; incelemeye konu dosyanın davacıları ... ve diğerlerinin kardeş oldukları, nüfus kayıtlarına göre davacıların annesinin .... (1930-2011), ...'in babasının ... (19044-1989), ...'un annesinin ise ... kızı .... (1866-1951) olduğu, davacıların dava dilekçelerinde bahsettikleri ...'in annesi ...'nin (1882-1964) annesinin de .... kızı ... (1866-1951) olduğu, yani davacıların murislerinden .... ile ...'nin anne bir baba ayrı kardeş oldukları, bunun dışında ...'un anne-baba bir kardeşleri ... ve ...'in bulunduğu; ...'nün kayıtlarında da bulunan .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.01.1944 tarihli ve 1943/1232 Esas, 1944/69 Karar sayılı ilamında; müteveffa ... kızı ..., ... kızları ..., ... ..., ..., ... oğlu ..., ... kızları ..., ... oğlu ... ve ... kızı ...'in .... Paşa'nın evlâd ve ahfadlarından bulunduklarının tespitine karar verildiği, iş bu ilama göre vakıf evlâtlığının ... ve davacıların ortak murisi ... kızı ...'den geldiğinin nüfus kayıtları ve 1943/1232 Esas sayılı ilamdan açıkça anlaşıldığı, iş bu ilama istinaden .... Genel Müdürlüğünün (Muhasebe Müdürlüğü) 11.03.1947 tarih ve 1790 sayılı yazıları ile ".... Vakfı" evladlarına intifa hakkı tahsisi yapıldığı, nitekim iş bu ilamda "...."nın evlâd ve ahfadlarından bulunduğu tespit edilen dava dışı ...oğlu ...'in açtığı dava sonucu .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/427 Esas, 2015/50 Karar sayılı ilamı ile adı geçenin "...Vakfı"nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine dair kararının Dairemizin 2017/2592 Esas, 2017/11243 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, nüfus kayıtları ile .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1943/1232 Esas, 1944/69 Karar sayılı ilamın birbirini tamamladığı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda 1943/1232-1944/69 sayılı mahkeme kararı ve nüfus kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; davacılar ile vakfeden .... arasında kök muris ... kızı ... üzerinden soybağının mevcut olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacılar ile vakfeden arasında yukarıda açıklandığı üzere soybağının kurulması üzerine ikinci aşamada vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartların davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulması gerektiği, dava konusu .... Vakfı'nın 01 Şaban 1161 H/27 Temmuz 1748 M tarihli vakfiye ile 01 Muharrem 1162 H. (22 Aralık 1748 M.), 29 Zilkade 1162 H. (1749 M.) ve Receb 1163 H./(1750 M. tarihli zeyl-vakfiyelerinin bulunduğu, 01 Şaban 1161 H/27 Temmuz 1748 M tarihli vakfiye dışındaki zeyl vakfiyelerde vakfa akar ilavesi ve bazı hayır şartlarının eklendiği, galle fazlasına ilişkin bir ifade bulunmadığı; 01 Şaban 1161 H/27 Temmuz 1748 M tarihli vakfiye de galle fazlası için; "... ve benden sonra bi'l-cümle evkafın fazlasından nısfı mütevelli-i vakfa ait ve meşrut olup nısfı dahi mevcut bulunan evladım beyninde ale's-seviyye taksim oluna badehum evlatları ve evlad-ı evladları ve evlad-ı evlad-ı evladları beyninde ale's-seviyye taksim oluna..." şeklinde şart koşulduğu, buna göre galle fazlasının yarısı mütevelliye şart edilmiş olup diğer yarısı ise vakıfın evladları arasında eşit olarak paylaştırılması, sonra evlad-ı evlatları arasında eşit bir şekilde paylaştırılması, evladın nesli kesilirse vakıfın azatlı köleleri arasında eşit bir şekilde paylaştırılması, sonra onların evlad-ı evlatları arasında eşit bir şekilde paylaştırılması, azatlı kölelerinin de nesli kesilirse, galle fazlasının vakıfta hıfz olunup uygun hayır işlerine harcanması şart kılınmıştır. Özetle; galle fazlasının yarısı batın şartı ve kız-erkek ayrımı olmaksızın evlada bırakılmıştır. Buna göre Mahkemece; davacılar ile vakfeden arasında soy bağının mevcudiyeti ile vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartlara davacıların haiz olmaları nedeni ile 18.03.2024 tarihinde vefat eden davacı ... yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davacılar yönünden ise davanın kabulü ile davacıların dava konusu ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak olduklarının tespitine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davacılar ile vakfeden arasında soybağı kurulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.