8. Hukuk Dairesi 2022/7009 E. 2024/5228 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

8. Hukuk Dairesi 2022/7009 E. 2024/5228 K. — Yargıtay Kararı

8. Hukuk Dairesi 2022/7009 Esas 2024/5228 Karar 24.09.2024
8. Hukuk Dairesi 2022/7009 E.,  2024/5228 K.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesince dava konusu 107 ada 18 ve 113 ada 4 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... dava konusu 107 ada 18 parsel yönünden, Yunak Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1993/304 Esas ve 1994/365 Karar sayılı davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin hükmünün, davacı Hazine ile davalı ... arasında kesin hüküm teşkil ettiği yönündeki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, kadastro sırasında taşınmaz adına tespit edilmiş olan davalı ..., taşınmazı 06.06.1994 tarihli senetle ...ve...’tan satın aldığını iddia etmiş olduğuna göre adı geçenin savunma ve delilleri tartışılmadan, aktarılan davanın konusu olması nedeniyle hukuken malik hanesi açık bulunan taşınmazın gerçek hak sahibinin kim olduğu 3402 sayılı Kanun'un 30. maddesi gereğince belirlenmeden, taşınmazın Hazine adına tescil edilmesinin gerekçesi de açıklanmadan karar verilmiş olması nedeniyle yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı açıklanarak, mahkemece, davacı Hazine’nin iddiası ile davalı ...’in savunma ve delilleri birlikte tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması; dava konusu 113 ada 4 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, davacı Hazine’nin açtığı davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de, çekişmeli taşınmaz hukuken malik hanesi açık olmakla beraber kadastro sırasında Hazine adına tespit edilmiş olup, mahkemece karar verilirken, davanın reddine denmekle birlikte aynı zamanda tespit gibi tescile karar verilmiş olmasının hükmün infazında tereddüt uyandırdığı açıklanarak, bu çelişkiyi ortadan kaldıracak şekilde 3402 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince doğru ve infazı kabil hüküm kurulması ... " gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " ... 107 ada 18 parsel sayılı taşınmaz yönünden, kesin hükmün, tarafların küllî halefleri açısından da geçerli olmakla mahkemece sehven ...'in ...' in külli halefi olduğu düşünülerek yargılamanın yanlış temele oturtulduğu ve bu sebeple gerekli araştırmaların yapılamadığı, karar verildikten sonra gerekçeli kararın yazım aşaması esnasında ...' in ...' in külli halefi olmadığının, damadı olduğunun anlaşıldığı ve fakat dosyanın geldiği aşama sebebiyle hükümde değişiklik yapılamadığı, bozma ilamın konu bir diğer parsel olan 113 ada 4 parsele ilişkin hükümdeki çelişkinin davanın kabulüne ve taşınmazın kadastro tespiti gibi tesciline denilmek suretiyle düzeltildiği " belirtilerek, davanın kabulüne ve Konya ili Yunak ilçesi Yeşiloba Köyü 113 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tesciline, aynı yer 107 ada 18 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, az yukarıda yazılan gerekçeye yer verilmesine rağmen davanın kabulüne şeklinde hüküm kurularak gerekçe ile hüküm arasında çelişki meydana getirilmiş olduğu gibi, işin esasına ilişkin olarak, bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında, kadastro sırasında taşınmaz adına tespit edilmiş olan davalı ..., taşınmazı 06.06.1994 tarihli senetle ...ve...’tan satın aldığını iddia etmiş olmasına rağmen, adı geçenin savunma ve delilleri tartışılmadan, aktarılan davanın konusu olması nedeniyle hukuken malik hanesi açık bulunan taşınmazın gerçek hak sahibinin kim olduğu 3402 sayılı Kanun'un 30. maddesi gereğince belirlenmeden ve taşınmazın Hazine adına tescil edilmesinin gerekçesi de açıklanmadan karar verilmiş olmasının isabetsizliğine değinilmiş olmasına rağmen, bozma sonrası davalı ...'in dayandığı 06.06.1994 tarihli satın alma senedinin çekişmeli 107 ada 18 parsel sayılı taşınmaza ait olup olmadığı araştırılmamış ve böylelikle, davalı ...' in savunma ve delilleri tartışılmadan, aktarılan davanın konusu olması nedeniyle hukuken malik hanesi açık bulunan taşınmazın gerçek hak sahibinin kim olduğu 3402 sayılı Kanun'un 30. maddesi gereğince belirlenmeden karar verilmesi cihetine gidilmiştir.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı ...' in dava konusu 107 ada 18 parsel sayılı taşınmazı 06.06.1994 tarihli senetle ...ve...’tan satın aldığını iddia etmiş olduğu gözetilerek, mahallinde fen bilirkişisi ve mahalli bilirkişiler ile senet tanıklarının katılımıyla yeniden keşif yapılarak, söz konusu senedin yöntemince uygulanması suretiyle, dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı tespit edilmeli, fen bilirkişisinden bu yönde denetime elverişli rapor alınmalı ve senedin kapsamını krokisinde göstermesi istenmeli ve bundan sonra, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delilleri tartışılıp değerlendirilerek oluşacak sonuca göre, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği dikkate alınmak suretiyle, gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişkiyi ortadan kaldıracak şekilde bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmeden, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın