7. Hukuk Dairesi 2013/4533 E. 2013/12769 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2013/4533 E. 2013/12769 K. — Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2013/4533 Esas 2013/12769 Karar 05.07.2013
7. Hukuk Dairesi 2013/4533 E.,  2013/12769 K.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi daalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2-Davacı vekili, müvekkilinin davalılara ait kebap salonunda fırın ustası olarak çalıştığını, çalışması sırasında fiilen iş yerinde bulunan şirket ortaklarından Mevlüt Yörük'ün öğle tatilini bahane edip davacıya hakaret ve küfür ederek işten kovduğunu, davacının ücret alacağını almak için işyerine gittiğinde işe tekrar davet edildiğini, bir süre çalıştıktan sonra kendisine ibraname imzalatılmaya çalışıldığını, imzalamayınca iş aktinin haksız olarak işverence feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, genel tatil, hafta sonu tatili, fazla mesai, asgari geçim indirimi ve son ay ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı ... işyerini devrettiğini davalı Yörük Gıda Tekstil Ltd.Şti. davacının fırın ustası değil, fırın ustası yardımcısı olarak çalıştığını, davacının işyerine mazeretsiz olarak gelmemesi nedeniyle iş akdinin devamsızlık nedeniyle feshedildiğini söyleyerek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, iş aktinin işverence haksız olarak feshedildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının yaptığı iş ve buna bağlı olarak da aldığı ücret konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye

2013/4533-12769 S.3

verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir. Davacı fırın ustası olduğunu ve aylık net 1.550,00 TL ücret aldığını iddia etmiş; davalı ise davacının usta yardımcısı olup kayıtlarda gösterilen ücretlerle çalıştığını savunmuştur. Mahkemece yapılan emsal araştırmasında sadece işçi sendikasından fırın ustası için bildirilen emsal ücrete göre hesaplanan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulmuştur. Oysa dosya içeriğinden ve tanık anlatımlarından davacının fırın ustası değil fırın usta yardımcısı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca emsal araştırmasına verilen cevapta sendikalı ve toplu iş sözleşmesine tabi bir işçinin alabileceği ücret bildirilmiştir. Buna itibarla sendika tarafından bildirilen ücretin emsal ücret olarak alınması mümkün değildir. Yapılacak iş; davacının fırın usta yardımcısı olduğu da dikkate alınarak ilgili meslek odalarından davacının mesleki kıdemi, yaptığı iş, çalıştığı süre ve davalı işyerinin konumu ve kapasitesi de dikkate alınarak emsal işçinin alabileceği ücreti sormak tüm deliller bir arada değerlendirdikten sonra davacının alabileceği ücreti belirleyerek işçilik alacaklarını bu ücrete göre hesaplatıp sonucuna göre karar vermektir. Eksik araştırmayla karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 05.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın