7. Hukuk Dairesi 2013/13018 E. 2013/19086 K. — Yargıtay Kararı
7. Hukuk Dairesi 2013/13018 Esas 2013/19086 Karar 13.11.2013
7. Hukuk Dairesi 2013/13018 E., 2013/19086 K.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine. 2-Davacı, davalı şirkette 26.01.2007-20.04.2009 tarihleri arasında tır şoförü olarak yıllık izin kullanmaksızın çalıştığını, 2009 yılı Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ait ücretlerinin ödenmediğini, maaş+yol primi+iş primi esasına göre çalıştığını, ortalama aylık net ücretinin 1.500,00 TL olduğunu, sürekli fazla çalışma yaptığını, iş akdinin davalı şirket tarafından haksız ve usulsüz olarak feshedildiğini bildirerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacı 01-02.09.2009 tarihlerinde mazeretsiz işe gelmediği için İş Kanunu 25/II g bendine göre haklı nedenle iş akdinin feshedildiğini, iddia edilen ücretin aksine asgari ücretle çalıştığını, prim ya da başka ad altında herhangi bir ek ödeme yapılmadığını, hafta tatili dışında günde 7,5 saat çalıştığını, son iki yıldır en uzak gidilen mesafenin Çanakkale olduğunu, tüm haklarının zamanında ödendiğini, fazla mesai ücreti, tatil ücreti ve her ne ad altında olursa olsun hak kazanıp da ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının BÇM'ye yaptığı şikayet üzerine BÇM raporunda işveren vekilinin ekonomik sıkıntı nedeniyle tazminatların ödenmediğini beyan ettiği ve kıdem-ihbar tazminatı tahakkuku karşısında feshin haklı nedene dayanmadığı davacının iş akdinin davalı işveren tarafından haksız ve usulsüz olarak feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. 4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir. Somut olayda, davacı, bilirkişi raporu üzerine, 10.12.2012 tarihinde miktar yönünden dava dilekçesini ıslah etmiş, davalı vekili, kendisine 02.01.2013 tarihinde tebliğ edilen ıslah dilekçesine karşı süresi içinde 09.01.2013 tarihinde, ıslah edilen miktarlar yönünden zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Mahkemece bu savunmaya değer verilerek ek rapor alınarak çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken zamanaşımı savunması değerlendirilmeksizin bilirkişi raporunda hesaplanan fazla mesai alacağının aynen kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.