7. Hukuk Dairesi 2013/1238 E. 2013/2267 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2013/1238 E. 2013/2267 K. — Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2013/1238 Esas 2013/2267 Karar 06.03.2013
7. Hukuk Dairesi 2013/1238 E.,  2013/2267 K.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı yasal çalışma süresinin çok üzerinde fazla çalışma yaptığını, genel tatillerde çalıştığını, bu alacakları ile 2009 yılı Haziran ayı sonuna kadar toplam 14.000,00 TL ücret ile detay doktor hak ediş raporlarında da açık ve net olarak görüldüğü üzere 2008 yılından 45.000,00 TL, 2009 yılından 7.160,00 TL ücret alacaklarının aradan geçen süreye rağmen ödenmediğini bu nedenle iş sözleşmesini 4857 sayılı Yasanın 24/2-e gereği feshettiğini belirterk kıdem tazminatı ile ücret, prim ve hakediş, yıllık izin, fazla çalışma ve genel tatil alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesini hiçbir nedeni bulunmaksızın feshettiğini, ödenmeyen ücret alacağının bulunmadığını, davacının prim ve hak ediş adı altında hiçbir alacağının doğmadığını, sözleşmede bu tür bir hakkı bulunduğuna dair ifade olmadığını, fazla çalışma iddialarının ise tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının çalışmasının genel tatillere denk gelmesi halinde ücretin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle davacı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı belirtilerek kıdem tazminatı ile ücret, prim ve hakediş, yıllık izin, fazla çalışma alacağı ve genel tatil alacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda mahkemece aldırılan ilk bilirkişi raporunda davacı tarafından dosyaya sunulan 5 sayfadan ibaret detaylı beklenen doktor hak ediş raporuna göre brüt 1.110,62 TL prim ve hakediş ücreti hesapladığı, davacının itirazı üzerine aldırılan ikinci bilirkişi raporunda itiraz dilekçesi ekindeki .../..
2013/1238-2267 S.2

CD incelenerek davacının brüt 132.697,03 TL prim ve hakediş ücreti belirlendiği, yasal kesintilerin tenzili ile net 78.493,93 TL olduğu, dosyada yer alan tutarı 42.148,00 TL olan 4 adet senet miktarının tenzili ile bakiye net 36.345,93 TL prim ve hakediş alacağının bulunduğu, bunun da brüt miktarının 55.935,17 TL olduğu tespit edilmesi karşısında davacının ıslah dilekçesi ile alacağını brüt olarak 55.935,17 TL'na yükselttiği anlaşılmaktadır.
Buna karşılık hükme esas alınan üçüncü bilirkişi raporunda ise CD'nin dikkate alınması halinde davacının brüt 52.160,00 TL alacağı olduğu belirtilmiştir.
Mahkeme kararının, gerekçesinde "dava dilekçesinde 2008 ve 2009 yıllarında toplam hak ediş ve prim alacağının 52.160,00 TL olduğunun, sonuç ve istem kısmında ödenmeyen prim ve hakediş alacaklarına mahsuben fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin talep edildiği görülmekle taleple bağlılık ilkesi gereği davacının 52.160,00 TL brüt prim ve hakediş ücreti alacağının bulunduğu..." belirtilmesine karşın hüküm fıkrasının 6.bendinde "52.160,00 TL net prim ücreti ve hakediş alacağının temerrüt tarihi olan 15.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline" şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Anayasanın 141'inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297'nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. (Hukuk Genel Kurulu-2007/14-778 E, 2007/611 K sayılı kararı) .../..

2013/1238-2267 S.3

Yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda prim ve hak ediş ücreti brüt olarak belirlenmiş iken ve özellikle davacının ıslaha konu bilirkişi raporu tespiti doğrultusunda yine bu alacağını brüt olarak ıslah etmiş iken gerekçede alacağın brüt olduğu açıklandıktan sonra hüküm fıkrasında gerekçeli karar ile çelişecek şekilde bu alacağın net miktar olduğundan bahisle hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 06.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın