7. Hukuk Dairesi 2013/10374 E. 2013/5886 K. — Yargıtay Kararı
7. Hukuk Dairesi 2013/10374 Esas 2013/5886 Karar 08.04.2013
7. Hukuk Dairesi 2013/10374 E., 2013/5886 K.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, maaş nakli ilmühaberine denge tazminatının, enflasyon farkının ve aldığı ikramiyenin yansıtılmaması nedeniyle hukuka aykırı düzenlendiğinin tespitine, maaş nakil ilmuhaberinin düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, mahkemenin yetkisizliğine, dava konusu uyuşmazlığın İş Kanunundan kaynaklanmadığı, idari bir sözleşmeden kaynaklandığı anlaşılmakla, davaya bakmaya adli yargı yeri değil idari yargı yeri görevli olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 115/2.maddesi gereğince davanın görev yönünden usulden reddine, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesine, talep halinde dosya kapsamının görevli İdari Yargı Mahkemesine gönderilmesine, bu yönde işlem yapılmaması halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta sonra dosyanın res'en ele alınarak HMK'nun 20/1-son hükmü uyarınca işlem yapılmasına, sair hususların HMK'nun 331/2.maddesi gereği görevli mahkemede değerlendirilmesine karar verilmiştir. Kararı davalı temyiz etmiştir. Dava 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HUMK) döneminde 24.05.2011 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle yargı yolunun dava şartı olduğuna yönelik bir düzenleme mevcut değildir. 01.10.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/b maddesinde yargı yolunun caiz olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK 448.maddesine göre “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” 450. maddesinde “(1) 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır.” düzenlemesi mevcuttur. Anılan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere 6100 Sayılı HMK hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girecektir. 1086 Sayılı HUMK döneminde açılan davalara ilişkin olarak eski kanun hükümlerinin uygulanması istisnai olarak HMK geçici 1 ve 2. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, 6100 Sayılı HMK’nun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri ile senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz. 1086 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini korur. Kanun açıkça istisna getirdiğine göre dava şartı olarak düzenlenen yargı yolunun caiz olması müessesesinin 1086 Sayılı HUMK döneminde açılan davalarda uygulanması mümkün değildir. Davanın idari yargıda görülmesi halinde mahkemece dava dilekçesinin yargı yolu yönünden reddine karar verilmelidir. Mahkemenin yetkisizliğine ilişkin karar verebilmesi ancak aynı yargı yolundaki mahkemeler arasında mümkündür. Mahkemenin bir yandan yetkisizlik kararı vermesi bir yandan da idari yargı yönünden görevsizlik kararı vermesi hatalıdır. Diğer yandan görevsizlik aynı yargı yoluna tabi mahkemeler arasında geçerli olup, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi halinde dosyanın talep halinde İdare Mahkemesine gönderilmesi de mümkün değildir. Mahkemenin 6100 sayılı HMK 20 ve 321.maddelerini uygulaması da bu yönüyle hatalıdır. İdari yargıda görülecek dava bu davanın devamı niteliğinde değildir. Bu nedenle dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi halinde mahkemenin yargılama giderlerini bu arada avukatlık ücretini de hüküm altına alması gerekir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 08.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.