7. Hukuk Dairesi 2011/5286 E. 2012/3429 K. — Yargıtay Kararı
7. Hukuk Dairesi 2011/5286 Esas 2012/3429 Karar 14.05.2012
7. Hukuk Dairesi 2011/5286 E., 2012/3429 K.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 109 ada 5 parsel sayılı 4108,89 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ölü oldukları belirtilmek suretiyle eşit paylarla davacı tarafın miras bırakanı ... ile davalı tarafın miras bırakanı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka ve tapu kaydına dayanarak taşınmazın yarı payına yönelik olarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, dava konusu 109 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafın tutunduğu 22.4.1950 tarih 45 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı ancak davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu ve taşınmazın 40 yılı aşkın süreden beri davalı tarafın zilyetliğinde olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ancak dava konusu taşınmazın kim tarafından neye dayanarak, ne zamandan beri, nasıl zilyet edildiği, süresi, davalı tarafın zilyetliğinin feri mi yoksa asli zilyetlik mi olduğu üzerinde durulmadan, davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmez. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle yöreyi iyi bilen yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler, tanıklar ve tutanak bilirkişilerin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazın başında yeniden keşif yapılmalı, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrı ayrı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek tutanak bilirkişilerinin tutanakdaki beyanları ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımları arasındaki aykırılık giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, davalı tarafın zilyetliğinin araziyi imar ihya edip ağaçları mahsuldar hale getirdikten sonra taşınmazın yarısına malik sıfatıyla zilyet olacağı şeklindeki yerel örfe göre asli zilyetlik mi yoksa icarına ekip mahsulün bir bölümünü taşınmaz sahibine vermek zorunda olduğu feri zilyetlik mi olduğu hususları üzerinde özellikle durulmalı, beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 14.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.