7. Hukuk Dairesi 2011/476 E. 2011/6905 K. — Yargıtay Kararı
7. Hukuk Dairesi 2011/476 Esas 2011/6905 Karar 16.11.2011
7. Hukuk Dairesi 2011/476 E., 2011/6905 K.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davalılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 156 ada 11 parsel sayılı 5039,81 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ... ve ... adlarına, aynı ada 12 parsel sayılı 2409,02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalılar ... ve ... adlarına, 167 ada 27 parsel sayılı 8792,35 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise davalı ... adına miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir. Davacı ..., kadim yol iddiasına dayanarak 156 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazların belirli bölümlerine, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 167 ada 27 parsel sayılı taşınmazın belirli bölümüne ve adına tespit edilen dava dışı 156 ada 17 ile 155 ada 14 parsel sayılı taşınmazlar arasında bulunan ve haritasında yol olarak bırakılan taşınmaz bölümünün adına tescili istemiyle davalı ...'a husumet yönelterek dava açmıştır. Yargılama sırasında Köy Tüzel Kişiliği davacı ile aynı nedene dayanarak 156 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davaya katılmıştır. Mahkemece Kadastro Müdürlüğü aleyhindeki davanın husumet nedeniyle reddine, davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne, dava konusu 156 ada 11, 12 ve 17 parsel sayılı taşınmazların uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 17.05.2010 tarihli rapor ve ekindeki haritada (C), (F), (D), (E), (G) ve (H) harfleri ile işaretli taşınmaz bölümlerinin haritasında yol olarak gösterilmesine, 156 ada 11 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan 4993,7 m2, 12 parsel sayılı taşınmazın 2345,7 m2 ve 17 parsel sayılı taşınmazın 538,7 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin tespit gibi tapuya tesciline,167 ada 26, 27 ve 155 ada 14 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin açılan davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ile davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ...'ın temyizi 156 ada 11, 12, 167 ada 27 parsel sayılı taşınmazlar ile uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 17.05.2010 tarihli rapor ve ekindeki haritada (J) harfi ile işaretli bölüme yönelik hükümlere, davalılardan ...'ın temyizi ise 156 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili hükme yöneliktir. 1-3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre, tespit tarihinden önce var olan "kadim yolun" haritasında gösterileceği kuşkusuzdur. Somut olayda temyize konu 156 ada 12 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 17.05.2010 tarihli rapor ve eki haritada (C) harfi ile işaretli 3,30 m2, (F) harfi ile işaretli 60,07 m2 yüzölçümündeki bölümünün, kamunun istifadesine sunulmuş kadim yol olduğu, dava konusu 167 ada 27 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu bölümü üzerinde ise tespit gününde davalı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, dava dışı aynı ada 27 parsel sayılı taşınmaz ile arasındaki sınırın kadastro sırasında belirlenen sınır olduğu mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı ... ile davalı ...'ın sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki, Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorundadır. Dava konusu 156 ada 12 parsel sayılı taşınmazın (C) ve (F) harfleri ile işaretli bölümlerinin toplamı olan 63,37 m2 yüzölçümündeki taşınmaz toplam yüzölçümden düşüldüğünde geriye 2345,65 m2 yüzölçümünde taşınmaz bölümü kaldığı halde hüküm yerinde geriye kalan miktarın 2345,7 m2 olarak belirtilmesi isabetsiz, olduğu gibi 167 ada 26 ve 155 ada 14 parsel sayılı taşınmazların dava konusu olmadıkları belirlendiği halde dosyada bulunan tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerekirken taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tespit gibi tapuya tesciline karar verilmesi dahi isabetsiz, davacı ... ile davalı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de; yanılgının düzeltilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün birinci bendinin altıncı satırında yazılı bulunan “2345,7 m²” rakamlarının hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine "2345,65 m²” rakamlarının yazılmasına, yine hükmün 2. bendinde yazılı bulunan "...167 ada 26..." ve "...155 ada 14..." söz ve rakamlarının hükmün yerinde çıkartılmasına, 2. bendin sonuna gelecek şekilde "Dava konusu olmadığı belirlenen 167 ada 26 ve 155 ada 14 parsel sayılı taşınmazların dosyada bulunan tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine" sözlerinin yazılmasına, hükmün 156 ada 12, 167 ada 26 ve 155 ada 14 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, 2-Davacı ...'ın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 17.05.2010 tarihli rapor ve ekindeki haritada (J) harfi ile işaretli ve haritasında "yol" olarak gösterilen ve tutanağı düzenlenmeyen taşınmaz bölümü ile davacı ... ve davalı ...'ın 156 ada 11 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; a) Dava kadastro sırasında tutanağı düzenlenmeyen haritasında "yol" olarak gösterilen taşınmaza yöneliktir. Davacı ...'ın dava ve temyizine konu yaptığı taşınmaz hakkında kadastro sırasında tutanak düzenlenmediği, ilgililerin tespit gününde hazır bulunup dava konusu taşınmaz hakkında uyuşmazlık çıkartmadıkları, çekişmeli taşınmazın kadastro dışı bırakıldığı toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Kural olarak tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlar hakkında açılacak davaların Genel Mahkemede çözümlenmesi zorunlu, Kadastro Mahkemesinde görülmesi olanaksızdır. Görev, kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi zorunludur. Bu olgular dikkate alınarak dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. b) Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonunca adına tescile karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Davacı taraf 156 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olan ... yerine tespit maliki olmayan davalı ... ile Kadastro Müdürlüğü'nü hasım göstererek dava açmıştır. Hal böyle olunca, davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava bulunmamaktadır. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın husumet yönünden reddine, tutanak aslı ile dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetsizdir. Az yukarıda 2/a ve b bendlerinde izah edilen nedenlerle davacı ...'ın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 17.05.2010 tarihli rapor ve eki haritada (j) harfi ile işaretli ve haritasında "yol" olarak gösterilen taşınmaz bölümü ile ilgili davacı ... ile davalı ...'ın 156 ada 11 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde davacı ile hükmü temyiz eden davalıya iadesine, 16.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.