7. Hukuk Dairesi 2011/2623 E. 2011/7998 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2011/2623 E. 2011/7998 K. — Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2011/2623 Esas 2011/7998 Karar 13.12.2011
7. Hukuk Dairesi 2011/2623 E.,  2011/7998 K.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti ile durumun tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde bulunan bina niteliğindeki muhdesatın davacı tarafından yapıldığının tespitine ve durumun tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerhine karar verilmiş ise de varılan sonuç ve kurulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Bilindiği üzere; aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Yine muhdesat aidiyetinin tespiti davaları taşınmazın aynı ile ilgili olmadığından taşınmaz malikleri arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Bu olgu gözetildiğinde davanın sadece ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhtesatın davacı tarafından meydana getirildiğini kabul etmeyen ve uyuşmazlık çıkaran taşınmaz malik veya malikleri aleyhine açılması gerekir. Bunun doğal sonucu olarak ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı taktirde ya da anılan dava sırasında muhdesat yönünden uyuşmazlık çıkarmayan paydaşa karşı dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur. Öte yandan; 1086 sayılı HUMK'nun 94/2.maddesi uyarınca; davalı, açılan davayı ilk celsede kabul eder ve davanın açılmasına da sebebiyet vermemiş ise yargılama giderinden sorumlu tutulamaz.
Diğer taraftan; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19/2 maddesinde taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi cinsi,ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği düzenlenmiş, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1006. maddesi hükmünde hangi hakların tapu kütüğüne tescil, 1009, 1010 ve 1011 maddeleri hükmünde hangi hakların şerh edilebileceği, 1012 maddesinde de taşınmazın eklentilerinin malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılacağı, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların tüzükle belirleneceği açıklanmış, özel kanun hükümleri saklı tutulmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı TMK.’nun 684. maddesi hükmünde bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır.
Somut olaya gelince; davacı tarafın tapuya kayıtlı taşınmaz üzerindeki muhdesatı kendisinin meydana getirdiğini öne sürerek, muhdesatın aidiyetinin tespiti ve beyanlar hanesine şerh verilmesi istemiyle görülen davayı açtığı, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin kabul edildiği, ancak dava dilekçesindeki mülkiyet ve şerh isteminin reddine karar verilmesini istediği, görülmekte olan dava devam ederken davacı tarafça ortaklığın giderilmesi davasının açıldığı ve o davanın yargılaması sırasında da davalı tarafın taşınmazın zemini dışında (muhdesat yönünden) bir isteminin olmadığı, açık bir anlatımla davadan önce derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı gibi davadan sonra açılan ortaklğın giderilmesi davası sırasında da muhdesat yönünden herhangi bir uyuşmazlık çıkarılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca somut olayda, dava konusu muhdesatların kadastro tespitinden sonra meydana getirildiği anlaşıldığından az yukarıda açıklanan ve kamu düzenine ilişkin olan hukuki olgular gözetildiğinde muhdesatların tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine de yasal olanak bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; mahkemece tespit isteminde hukuki yarar bulunmadığı, mülkiyet ve şerh istemlerinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen harçların istek halinde ilgililerine ayrı ayrı iadesine, 13.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın