7. Hukuk Dairesi 2010/5036 E. 2010/5708 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2010/5036 E. 2010/5708 K. — Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2010/5036 Esas 2010/5708 Karar 12.10.2010
7. Hukuk Dairesi 2010/5036 E.,  2010/5708 K.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Toplanan delillerden dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı 782 ada 14 parsel sayılı taşınmaz hakkında taraflar arasında Yalova Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen ortaklığın giderilmesi davasının 08.04.2008 tarihinde sonuçlandığı, taşınmazdaki ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verildiği, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 29.12.2008 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafın taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti istemi ile 11.07.2008 tarihinde görülen davayı açtığı anlaşılmaktadır. Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur ve davanın her aşamasında mevcut olması gerekir. Somut olaya gelince; görülmekte olan dava taşınmaza yönelik ortaklığın giderilmesi davası karara çıktıktan sonra açıldığı gibi anılan dava sonunda verilen hüküm de görülen davanın yargılaması sırasında kesinleşmiştir. Şu halde hukuki yararın ortadan kalktığının kabulü gerekir. Bu durumda davacı tarafın taşınmazdaki muhdesat nedeniyle eda nitelikli sebepsiz zenginleşme davası açabileceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalılar ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'un temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 1.012,20 TL harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 12.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın