7. Hukuk Dairesi 2010/2391 E. 2011/2140 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2010/2391 E. 2011/2140 K. — Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2010/2391 Esas 2011/2140 Karar 04.04.2011
7. Hukuk Dairesi 2010/2391 E.,  2011/2140 K.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de duruşma masrafları yatırılmadığından duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 166 ada 548 parsel sayılı 2.398.207,41 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan kadastro tespitinden önce davacı ... ve arkadaşlarının padişah fermanına, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ... ve arkadaşları aleyhine, dava konusu 166 ada 548 parsel sayılı taşınmaza yönelik; davacı ...'nin vergi kayıtlarına dayanarak mera olduklarını öne sürerek ... ve arkadaşları aleyhine dava konusu 166 ada 548 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte toplam 6 adet taşınmaza yönelik ayrı ayrı açtıkları meni müdahale davaları görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında ... ve arkadaşları aynı padişah fermanına, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 166 ada 548 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte toplam 6 adet taşınmazın adlarına tapuya tescili istemiyle, Hazine ise dava konusu 166 ada 548 parsel sayılı taşınmazın mera olduğunu öne sürerek davaya katılmışlardır. Tespitten sonra davacı ... ve arkadaşları vergi kaydına, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 166 ada 548 ve 549 parsel sayılı taşınmazların adlarına tapuya tescili istemiyle Hazine ve ... aleyhine dava açmışlardır. Mahkemece, davacı ... ve arkadaşlarının davasının feragat nedeniyle, davacı ... ve arkadaşlarının davasının esastan reddine, davacı ... ve katılan Hazine'nin davasının kabulüne, dava konusu 166 ada 548 parsel sayılı taşınmazın mera niteliği ile sınırlandırılmasına, davacı ve davalıların dava konusu taşınmaza yönelik müdahalelerinin menine karar verilmiş; hüküm, davacı ..., ... ile katılan ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunma, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde davanın saptanan niteliği ve dava dilekçelerinin içeriği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Kadastro tespitinden önce davacı ... ve arkadaşları dava konusu 166 ada 548 parsel sayılı taşınmaz, davacı ... 166 ada 548 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte toplam 6 adet taşınmaz için Asliye Hukuk Mahkemesinde meni müdahale davaları açmış, meni müdahale dava dosyaları görevsizlikle Kadastro Mahkemesine aktarılmış, tespitten sonra davacı ... ve arkadaşları da dava konusu 166 ada 548 ve 549 parsel sayılı taşınmazlar için Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası açmıştır. Kadastro Mahkemesince, aktarılan dava dosyaları ile Kadastro Mahkemesindeki dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, sadece dava konusu 166 ada 548 parsel sayılı taşınmaz için hüküm kurulmuş, aktarılan dava dosyalarındaki diğer 5 adet dava konusu taşınmazın kapsamı belirlenmemiş, bu taşınmazlar ile dava konusu 166 ada 549 parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamış, katılan ... ve arkadaşlarının davası hakkında da olumlu olumsuz bir karar verilmemiş, davalıların bir kısmının isimleri karar başlığında yazılmadığı gibi bu şahıslara mahkeme ilamı da tebliğ edilmemiştir.
Bu nitelikteki davalarda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, tespit gününden önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesine aktarılan davaların kapsamının yöntemine uygun şekilde belirlenmesi zorunlu olduğu gibi, genel mahkemeden aktarılan davanın taraflarının da duruşmaya çağrılarak taraf koşulunun oluşturulması dahi zorunludur. Somut olayda ... Köy Tüzel Kişiliği tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıp aktarılan davada davalı gösterilen ..., ..., ... oğlu ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ve ...’un Kadastro Mahkemesinde de taraf gösterilmeleri zorunludur. Taraf koşulunun oluşturulmamış olması yerleşik Yargıtay uygulamasında başlı başına bozma nedenidir.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle aktarılan davaların kapsamı olan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malikhaneleri açık bırakılan taşınmazlar ile malikhanesi açık bırakılmamış olsa bile aktarılan davanın kapsamında kalması halinde yanılgı ile malikhanesi doldurulan taşınmazların yöntemine uygun şekilde 30 günlük askı ilanı yapılmalı, yanılgı ile tespit maliki olarak gösterilen kişilerin dahi bu davada zorunlu olarak taraf olacakları dikkate alınmalı, aktarılan davalarda davalı gösterilen şahıslar da taraf gösterilmek suretiyle taraf koşulu oluşturulmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle aktarılan davaların kapsamı yöntemine uygun şekilde belirlenmeli, bu belirleme yapılırken dava dilekçeleri okunmalı, dilekçelerde hangi taşınmaz ya da taşınmazların meni müdahale davasına konu yapıldığı yerel bilirkişilerden ayrıntılı biçimde sorulup saptanmalı, tarif edilen taşınmazlar yerel bilirkişilere ayrı ayrı zeminde göstertilmeli, yerel bilirkişilerin gösterdiği taşınmazlara uzman bilirkişi aracılığıyla kadastro paftası aplike ettirilmeli, bu yolla aktarılan davaların kapsamı sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, tarafların tümü karar başlığında gösterilerek, birleşen her bir dava ve istek yönünden ayrı ayrı, olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece az yukarıda vurgulanan olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre davacı ... ve arkadaşlarının vekili Av. ...’ın vekaletnamesinde davadan feragate yetkisi olmadığı halde feragat beyanına itibar edilmesi dahi isabetsiz, davacı ..., ... ile katılan ...’nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 91,05 TL harcın davacı ..., ..., 91,05 TL harcın ise katılan ...’ya istek halinde iadesine, 04.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın