7. Hukuk Dairesi 2009/7191 E. 2010/4826 K. — Yargıtay Kararı
7. Hukuk Dairesi 2009/7191 Esas 2010/4826 Karar 21.09.2010
7. Hukuk Dairesi 2009/7191 E., 2010/4826 K.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 101 ada 24 parsel sayılı 1850,58 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine taşınmazın etrafının mera ile çevrili, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davalı kişi yararına gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava ve temyize konu taşınmazın komşusu 101 ada 16 parsel sayılı taşınmazın dosyada mevcut tutanak örneğinden mera olarak sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Komşu taşınmaz eylemli mera olduğuna göre taşınmazın meradan kazanılıp kazanılmadığının araştırılması, bir başka deyişle geleneksel mera araştırmasının yapılması zorunludur. Somut olayda; dava ve temyize konu taşınmazın sınırlarını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen ve dava konusu taşınmazın üç yönünü çevreleyen 101 ada 16 parsel sayılı taşınmaza el atılarak kazanılıp kazanılmadığı araştırılmadığı gibi, taşınmaz üzerinde davalının zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşulu ile iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğinin bulunup bulunmadığı dahi araştırılmamıştır. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun, hukuksal bir değeri yoktur. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. O halde sağlıklı bir sonucu ulaşılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı yetkili idari merciilerden ya da Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra davada yararı olmayan komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurularak dava konusu taşınmazın geleneksel mera olup olmadığı, davalının zemini ekonomik amacına uygun zilyetliğinin bulunup bulunmadığı taşınmaz başında yapılacak keşifte sorulup saptanılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin değerlendirilmesinde komşu parsellerin tutanak örneği ve belgelerden yararlanılmalı, gerektiğinde uzman bilirkişiye başvurulmalı ve tutanak bilirkişileri de dinlenilmeli, böylece taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı duraksamasız belirlenmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde araştırma yapılması gerekirken yeterli araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmiş olması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.