7. Ceza Dairesi 2026/292 E. 2026/4256 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Ceza Dairesi 2026/292 E. 2026/4256 K. — Yargıtay Kararı

7. Ceza Dairesi 2026/292 Esas 2026/4256 Karar 09.04.2026
7. Ceza Dairesi 2026/292 E.,  2026/4256 K.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/71 E., 2025/26 K.
SUÇ : 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2025 tarihli ve 2024/71 Esas, 2025/26 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 81/4 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 saylıKanun) 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün istinaf edilmeksizin 11.02.2025 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 25.12.2025 tarihli kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2026 tarihli ve KYB-2025/156040 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2026 tarihli ve KYB-2025/156040 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Her ne kadar anılan Mahkemece incelemeye konu dosya re'sen yeni esasa kaydedilerek dava zamanaşımı süresinin karar tarihi itibariyle dolduğundan bahisle sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. Maddesi uyarınca düşmesine dair 19.02.2025 tarihli 2025/1 08... /159 sayılı karar verilmiş ise de, dosyadan el çektikten sonra verilen kararın hukuki değerden yoksun olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan 18.06.2012 tarihinde işlediği bandrolsüz veya bandrol yükümlülüğüne aykırı olarak bir eseri satmak, dağıtma, ticari amaçla satın alma suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olacağı, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkeme huzurundaki savunmasının alındığı 16.11.2012 tarihinden, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı 15.01.2025 tarihine kadar geçen süreden, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 22.04.2013 tarihi ile denetim süresi içerisindeki kasıtlı suçun işlendiği19.12.2013 tarihi arasında geçen durma süresi mahsup edildiğinde, 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
Her ne kadar Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2025 tarihli ve 2024/71 Esas, 2025/26 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5846 sayılı Kanun'un 81/4. ve 5237 sayılı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün istinaf edilmeksizin 11.02.2025 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine sanık hakkında açılan kamu davasında zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği değerlendirildiğinden, infazın durdurulup durudurulmayacağı yönünde bilgi verilmesi gerektiğine ilişkin Salihli İlamat ve İnfaz Bürosunun 12.02.2025 tarihli yazısı üzerine Mahkemece incelemeye konu dosya re'sen ele alınarak 19.02.2025 tarihli karar ile zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle düşme kararı verilmiş ise de, Mahkemenin dosyadan el çektikten sonra verdiği 19.02.2025 tarihli karar ile sonrasında verilen kararların hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek, hükmün esasını oluşturan 15.01.2025 tarihli hükme yönelik yapılan incelemede;
Kanun yararına bozma talebine konu ihbarname içeriğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67/4. maddesi gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olması nedeniyle sanığın savunmasının alındığı tarih ile açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı tarihler arasında durma süresi de eklendiğinde 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle düşme kararı verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; olay tutanağı, iddianame içeriği, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanığa ait iş yerinde sahte bandrollü, bandrolsüz ve usulsüz bandrollü kitap ele geçirildiği nazara alındığında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi aracılığıyla 5846 sayılı Kanun'un 81/9. maddesine uyduğu anlaşılmakla, 5846 sayılı Kanun'un 81/9. maddesi kapsamında kalan eylem yönünden zamanaşımı sürelerinin 5237 sayılı Kanun'un 66... . maddeleri gereğince 15 yıllık olağan ve 22,5 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu gözetilerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2026 tarihinde karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın