7. Ceza Dairesi 2023/14876 E. 2024/6455 K. — Yargıtay Kararı
7. Ceza Dairesi 2023/14876 Esas 2024/6455 Karar 13.06.2024
7. Ceza Dairesi 2023/14876 E., 2024/6455 K.
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/748 E., 2013/167 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 94660652-105-53-23149-2021-KYB sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59388 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB - 2023/59388 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/06/2022 tarihli ve 2019/18-422 esas, 2022/431 karar sayılı ilamında yer alan “Özel Daire bozma kararının lehe olması sebebiyle sanıklar ..., ..., ... ve ...'in hukuki durumlarını etkilemesi, bozma üzerine inceleme dışı sanıklar ... ve ... hakkında yapılan yargılama neticesinde verilen beraat hükümlerinde sirayet hususuna değinilmemesinin bu kurumun sanıklar hakkında uygulanma ihtimalini ortadan kaldırmayacak olması, Yerel Mahkemece sirayet hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi hâlinde sanıklar tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulmasında hukuki bir engel bulunmaması, Ceza Muhakemesi Kanunu sistematiğinde sirayet kurumunun (CMK'nın 306. maddesi) kanun yararına bozma yolundan (CMK'nın 309. maddesi) önce düzenlenmesi ve makul sürede yargılanma ilkesi ile usul ekonomisi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; inceleme konusu dosyada öncelikle lehe bozma kararının sanıklara sirayeti kurumunun işletilmesi, bunun mümkün olmaması durumunda ise kanun yararına bozma yolunun değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla...” şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında, aynı durumdaki sanıklar hakkında verilen lehe bozma ilamına Mahkemece uyularak karar verilmesi yani direnilmemesi halinde, öncelikle aynı durumdaki diğer sanıkların lehe ilamın kendilerine sirayet ettirilmesini talep etmesi, ancak işbu talebin Mahkeme tarafından reddedilmesi halinde diğer sanıklar lehine bozulan karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmesi gerektiği nazara alındığında; Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2012/748 esas, 2013/167 sayılı kararının adı geçen sanık ile birlikte aynı suçtan mahkûm edilen diğer sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 21/02/2018 tarihli ilâmı ile "...Adli sicil kaydı bulunmayan sanık talimat ile alınan 27.02.2013 tarihli savunmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını talep ettiği, kaçakçılık suçlarında yasal olmayan yollardan yurda getirilen veya yurt içinde alım satıma konu edilen eşyanın,“ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarı” olan miktarın kamu zararı olduğu ve sanığa bu zararın bildirilmediği talimatta ise KEMT varakasındaki gümrüklenmiş değerin zarar olarak sanığa bildirilerek yanıltıldığı ve sanığın bu zararı ödemediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibariyle sanığın eyleminin 5752 sayılı Yasa ile değişik 4733 sayılı Yasanın 8/4. madde ve fıkrası kapsamında kaldığı düşünülmeden 5607 sayılı Yasaya muhalefetten yazılı şekilde hüküm kurulması..." gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası Mahkemece yeniden yapılan yargılamada bozma ilamına uyulmak suretiyle, adı geçen sanığın mahkumiyetine, 5271 sayılı Ceza Muhakamesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/11/2018 tarihli ve 2018/184 esas, 2018/570 sayılı kararının verildiği ve anılan kararın itirazın reddine ilişkin verilen mercii Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 24/04/2019 tarihli ve 2019/693 değişik iş sayılı kararı ile kesinleştiği, İnceleme konusu dosyanın sanığı ... müdafinin Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 21/02/2018 tarihli ve 2015/4727 esas, 2018/1783 karar sayılı ilâmının kararı temyiz etmeyen müvekkiline de uygulanmasını talep etmesi üzerine, Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/01/2021 tarihli ve 2020/559 esas, 2021/20 sayılı kararı ile sirayet talebinin bozma ilâmında sirayete işaret edilmediği gerekçesiyle reddine karar verildiği ve anılan karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 20/05/2021 tarihli ve 2021/503 değişik iş sayılı kararının verildiğinin anlaşılması karşısında, sirayetin uygulanma imkanının kalmadığı değerlendirilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin erteleme hükümlerine göre sanığın daha lehine olduğu gözetildiğinde, sanıklardan toplam 900 paket muhtelif marka üzerinde TAPDK bandrolü bulunmayan yabancı menşei sigara ele geçirilen somut olaya ilişkin yapılan yargılama sonucunda, adli sicil kaydı bulunmayan sanığın talimat ile alınan 06/02/2013 tarihli savunmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını talep ettiği, kaçakçılık suçlarında yasal olmayan yollardan yurda getirilen veya yurt içinde alım satıma konu edilen eşyanın, ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarı olan miktarın kamu zararı olduğu ve sanığa bu zararın bildirilmediği talimatta ise KEMT varakasındaki gümrüklenmiş değerin zarar olarak sanığa bildirilerek yanıltıldığı ve sanığın bu zararı ödemediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, ayrıca suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibariyle sanığın eyleminin 5752 sayılı Kanun ile değişik 4733 sayılı Kanun'un 8/4. madde ve fıkrası kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.03.2013 tarihli ve 2012/748 Esas, 2013/167 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2024 tarihinde karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.