7. Ceza Dairesi 2009/16856 E. 2011/23360 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Ceza Dairesi 2009/16856 E. 2011/23360 K. — Yargıtay Kararı

7. Ceza Dairesi 2009/16856 Esas 2011/23360 Karar 05.12.2011
7. Ceza Dairesi 2009/16856 E.,  2011/23360 K.

MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 551 ve 554 sayılı KHK'lara muhalefet
HÜKÜM : Beraatlerine

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmün niteliğine, duruşmalı inceleme talebinin yasal süresinden sonra yapılmış olmasına göre katılan vekillerinin duruşmalı inceleme talebi yerinde görülmediğinden 5320 sayılı Yasa'nın 8.maddesi gereğine yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK.nun 318.maddesi uyarınca REDDİNE,
İddianame ile TCK.nun 54.maddesi uyarınca müsadere talep edildiği halde, talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmış ise de, bu konuda mahkemesince her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un Geçici 1.maddesi ve buna bağlı olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5.maddesinin 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmesi sonucu ve aynı yasanın 2.maddesi hükmü karşısında, dava konusu eylemlerin atılı suçu oluşturup oluşturmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, sanıklara atılı tescilli patent/faydalı model hakkına tecavüz eylemleri ve bu filleri işleyenlere uygulanacak yaptırımları düzenleyen mevzuat tarihsel olarak incelendiğinde; 10.03.1926 tarihli İhtira Beratı Kanunu ile bu konuda hükümler getirildiği 24.06.1995 tarihinde yürürlüğe giren patent haklarıyla ilgili cezai koruma hükümleri getiren 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 4128 sayılı Yasa'nın 1.maddesiyle yürürlükten kaldırılan 174.maddesiyle ihtira Beratı Kanunu'nun yürürlükten kaldırıldığı görülmektedir.
Patentten/faydalı modelden doğan hakkın cezai korunması konusunda ülke mevzuatımızla ilgili olarak yapılan hukuki değişikliklere işaret edildikten sonra somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıklar hakkında 551 sayılı KHK'nın 73/A-c maddesi uyarınca cezalandırılma istemiyle kamu davası açılmıştır. Bu maddenin atıf yaptığı 136.maddede ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir.
Yine sanıklar hakkında 554 sayılı KHK'nın 48/A-c maddesi uyarınca cezalandırılma istemiyle kamu davası açılmıştır. Bu maddenin atıf yaptığı 48.maddede ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir.
5252 Sayılı Yasanın geçici 1 inci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.", 5237 sayılı TCK'nın 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1 inci maddesinde "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı yasanın genel hükümleri arasında bulunan 2 inci maddesinin 1.fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz ... " hükümleri yer almaktadır.

Olayımızda sanıklara atılı eylemler, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup 5. maddede sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde atılı eylem, TCK'nın 2 inci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Bu duruma göre, KHK hükmüyle getirilen bu düzenleme TCK'nın 2 inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 03.01.2008 gün ve 2005/15 E., 2008/2 K sayılı iptal kaarı ile 05.02.2009 gün ve 2005/57 E, 2009/19 K sayılı iptal kararı gerekçesinde kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, kanun hükmünde kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu durum karşısında, 5252 Sayılı Kanunun geçici 1.maddesi ile TCK'nın 2 inci maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5.maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 551 ve554 Sayılı KHK'lerin suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerekmektedir. Bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylemler 551 ve 554 Sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacaktır.
Öte yandan 551 ve 554 Sayılı KHK'lere göre suç oluşturmayan eylemlerin Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da bu noktada ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. 4128 sayılı yasayla 551 ve 554 sayılı KHK’lere eklenen ceza hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte bu hükümler daha önceden yürürlükte bulunan ve aynı hukuki değeri koruyan diğer kanunlardaki ceza hükümlerini zımni olarak yürürlükten kaldırmış olduğundan bu nedenle atılı eylem 551 ve 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle koruma altına alınan patent/faydalı model hakları ve endüstriyel tasarımlar yönüyle haksız rekabet suçunu da oluşturmamaktadır.
Açıklanan bu gerekçelerle, katılan vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede, sonucu itibariyle doğru görülen beraat hükümlerinin ONANMASINA, 05.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın