6. Hukuk Dairesi 2012/6260 E. 2012/11366 K. — Yargıtay Kararı
6. Hukuk Dairesi 2012/6260 Esas 2012/11366 Karar 11.09.2012
6. Hukuk Dairesi 2012/6260 E., 2012/11366 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av. ... ve davacı vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalı vekilinin fiili taksime ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 83 No’lu parselde davalının diğer paydaş ...'in 1 /56 payını 29.4.2008 tarihinde 13.500 TL bedelle satın aldığını, yapılan pay satışının davacıya bildirilmediğini, satıştan yeni haberdar olan davacının önalım hakkını kullanmak istediğini, önalım bedelini depo etmeye hazır olduğunu belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir. Davalı vekili, davanın haksız ve kötü niyetle açıldığını, taşınmazın tapuda tek parsel olarak gözükmesine karşın fiili olarak bölündüğünü, her malikin kullandığı yerlerin etrafına duvar ve tel çekilmek suretiyle belirlendiğini, dava konusu taşınmazın başlangıçta satıcı ... ve ...e ait iken adı geçenlerin parsel içindeki yerlerinin etrafını çevirmek ve içine ev yapmak suretiyle kullandıklarını, daha sonra ...in payını davacının kardeşi ...a, ...'in de davalıya sattığını, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının kötü niyetli olup dava konusu edilen payı tapuda gösterilen bedel üzerinden edinmek istediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her ./..
aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen 83 No’lu parseldeki 1 / 56 pay taşınmazın paydaşlarından ... tarafından 29.4.2008 tarihinde 45.000 TL bedelle davalıya satılmıştır. Davalı, açılan önalım davası üzerine yargılama sırasında taşınmazın paydaşları arasında fiilen taksim edilerek kullanıldığını savunmuş, mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda da, 3.653 m2 alanlı taşınmazın zemin üzerinde bölündüğü, her malikin kullandığı yerin ayrılmak ve apartmanlar yapılmak suretiyle kullanıldığı, davalının satın aldığı yer üzerinde de 38.13 m2 alanlı tek katlı yığma basit inşaat tarzında yapılmış bir yapı bulunduğu, bilirkişi heyetine gösterilen alanın üzerindeki yapı ile birlikte alanının 176 m2 olduğu belirtilmiştir. Söz konusu taşınmazın çok sayıda paydaşı olup davalının payına 65.23 m2 yer düşmesine rağmen, zeminde üzerindeki ev ile birlikte 176 m2 yer kullandığı anlaşılmaktadır. Ancak taşınmazın kalan kısımlarının kimler tarafından ne şekilde tasarruf edildiği, önalım hakkını kullanan davacının da taşınmazda bağımsız olarak kullandığı bir yerinin olup olmadığı konusunda bilirkişi raporunda açıklık bulunmamaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere taşınmazın taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemecede kendiliğinden gözetilmelidir. Yapılan yargılama sonucu mahkemece taşınmazın fiilen taksim edilmediğinden söz edilerek önalım hakkının tanınmasına karar verilmiş ise de, bu konuda alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı gibi bu savunma doğrultusunda tarafların diğer delilleri toplanmamış, tanıkları dinlenmemiştir. Bu durumda mahkemece davalının taksim savunmasına ilişkin delillerinin, ve tanıklarının varsa davacının bu konudaki karşılık delillerinin sorulup toplanması, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda (2) No’lu bentte yazılı nedenlerle kararın BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.