6. Hukuk Dairesi 2011/2131 E. 2011/5960 K. — Yargıtay Kararı
6. Hukuk Dairesi 2011/2131 Esas 2011/5960 Karar 05.05.2011
6. Hukuk Dairesi 2011/2131 E., 2011/5960 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :03.11.2010
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar Okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalıma konu payın iptali ve tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ve davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davalının önalım bedeline ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin müşterek hissedar olduğu 1981 ve 1973 parsellerde diğer paydaş ...’in payını ... ya toplam 235.000 TL bedelle sattığını, satış bedeli olarak gösterilen bedellerin gerçek değerinden oldukça yüksek olduğunu belirterek mahkemenin belirleyeceği değer üzerinden önalım hakkının tanımasını istemiştir. Davacı yargılama sırasında bedelde muvazaa iddiasından vazgeçmiş tapudaki değer üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında önalım davasına konu olan taşınmazlar imar uygulaması sonucu 2636, 2657 2664 parsel sayılı taşınmazlara ifraz görmüştür. Bu taşınmazlardan 2657 sayılı parsel paydaş ... ... adına 2664 parsel sayılı taşınmaz davacı ... adına tam mülkiyet olarak, 2636 parsel sayılı taşınmaz ise davalı ve davacı adına paylı olarak tescil edilmiştir. Yargılama devam ederken davalı ... tarafından 2636 sayılı parseldeki 167/600 pay 21.04.2010 tarihinde 350.000.-TL bedel karşılığında diğer davalı ...’e satılmıştır. Davacı seçimlik hakkını yeni malike karşı önalım davası olarak kullanmıştır. Davalı ... iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece önceki satış bedeli üzerinden davanın kabulüne, bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamadığından davalı Gazi lehine vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Önalım hakkına konu payın dava sırasında bir başka kişiye veya satışı yapan paydaşa satılması halinde davacının HUMK. nun 186.maddesi hükmü uyarınca seçimlik hakkı olduğundan dilerse davayı yeni satın alan şahsa yöneltir, dilerse davasını tazminata dönüştürerek davalı hakkındaki davasını devam ettirir. Bu nedenle davacıya seçimlik hakkını kullanması için önel verilmelidir. Önalım hakkına ilişkin payın satış yapan önceki paydaşa dönmesi davacının ilk satışla doğan önalım hakkını kullanmasına engel değildir.
Bu gibi hallerde ilk satış bedeli ile ikinci satış bedeli farklı ise davacının hangi satış bedelinden sorumlu olacağı önem kazanır. Önalım davası açıldıktan sonra davaya konu payı satın alan kimse önalım davasının açıldığını bilerek kötü niyetle iktisap etmişse davacı daha düşük ise ilk satış sözleşmesindeki satış bedeli ile aksi halde son satış bedeli ile sorumludur. Davacının davayı yönelttiği kimsenin kötü niyetli olduğunu iddia etmesi halinde bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İkinci satış fazla bedelle ilk satan paydaşa yapılmış ise o kimse ilk satışın tarafı olduğu için kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca kötü niyetin kanıtlanmasına gerek yoktur. Olayımıza gelince; Önalıma konu payın bulunduğu taşınmazlarda paydaş ... 17.10.2007 tarihinde 1981 sayılı parselde ki payını 110.000 TL, 1973 parsel sayılı taşınmazda ki payını da 125.000 TL bedelle davalı ...’ya satmıştır. Davacı 10.01.2008 tarihinde açmış olduğu dava ile önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Yargılama devam ederken dava konusu taşınmazlar imar uygulamasına tabi tutularak davacı ve davalı ...'ya ait paylar 2636 sayılı parsele aktarılmış, davalı ...'nın imar uygulaması sonucu oluşan 2636 parsel sayılı taşınmazdaki payını 21.04.2010 tarihinde ...’e satması üzerine davalı ... HUMK.'nun 186. maddesine göre davaya dahil edilmiştir. Davacı vekili ilk satış bedeli yönünden bedelde muvazaa iddiasında bulunmuş ise de; 02.11.2009 günlü dilekçesiyle bedelde muvazaa iddiasından zımnen vazgeçerek tapudaki bedel üzerinden önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davacı vekili 03.11.2010 günlü oturumda ikinci satışın hileli olarak yapıldığını ve değerinde yüksek gösterildiğini iddia ederek açıkça davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürmüştür. Davacı, davalı üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu durumda mahkemece davacıya yukarıdaki esaslar doğrultusunda davalının kötü niyetli olduğunu kanıtlama olanağı verilerek bu konudaki davacı delillerinin sorulup saptanması, varsa davalının da karşı delillerinin sorulup toplanması tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra davacının ilk satış bedeliyle mi yoksa ikinci satış bedeliyle mi sorumlu olduğuna karar verilmesi gerekirken, bu konudaki taraf delilleri toplanmadan ilk satış bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Davacının vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazına gelince; Davalı ... payını davalı ...’e sattığından dava konusu taşınmazda hissesi kalmamıştır. Bu durumda davalı ... yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde bu davalı lehine vekalet ücreti verilmesi de doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: YukarIda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.