6. Ceza Dairesi 2011/15877 E. 2013/967 K. — Yargıtay Kararı
6. Ceza Dairesi 2011/15877 Esas 2013/967 Karar 22.01.2013
6. Ceza Dairesi 2011/15877 E., 2013/967 K.
Muhtelif suçlardan Bandırma Asliye Ceza Mahkemesinin 01/02/2000 tarihli ve 2000/21-21 değişik iş sayılı kararı ile 10 yıl 17 ay 26 gün hapis cezalarına hükümlü ...'ın cezasının infazı sırasında BANDIRMA Ağır Ceza Mahkemesinin 09/01/2001 tarihli ve 2001/19-19 değişik iş sayılı kararı ile şartla tahliye edilmesini müteakip, bihakkın tahliye tarihi dolmadan 28/11/2002 tarihinde yeni bir suç işlemiş olması dolayısıyla şartla salıverme kararının geri alınmasına yönelik Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin reddine dair Bandırma Asliye Ceza Mahkemesinin 30/05/2003 tarihli ve 2003/177 değişik iş esas, 2003/202 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 02/03/2011 gün ve 2011/2419/12279 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/04/2011 gün ve KYB/2011/126000 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 06/07/2011 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/12. maddesinde yer alan "Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır." hükmü karşısında, hükümlü ...'ın cezasını infaz ederek Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin 09/01/2001 tarihli ve 2001/19-19 değişik iş sayılı kararı ile şartla salıverilmesini müteakip, bihakkın tahliye tarihi dolmadan deneme süresi içerisinde 28/11/2002 tarihinde yeni bir suç işlemiş olması dolayısıyla, ikinci suç tarihi olan 28/11/2002 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 09/04/2010 tarihleri arasındaki sürenin aynen infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile hırsızlık suçundan hükümlü ... hakkında Bandırma Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 30.05.2003 tarih ve 2003/177-202 esas ve karar sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca Mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hükmün verilmesine, 22.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Muhalif Üye)
Karşı Oy Gerekçesi:
Dairemiz sayın Çoğunluğunca, Bandırma Asliye Ceza Mahkemesinin hükümlü ... hakkındaki 30.05.2003 tarih 2003/177 Esas 2003/202 Karar sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bandırma Asliye Ceza Mahkemesinin 01.02.2000 tarih 2000/21-21 Değişik İş sayılı kararı ile Hükümlü ... hakkındaki;
1-Erdek Sulh Ceza Mahkemesinin 25.01.2000 tarih ve 2000/10 Değişik iş sayılı kararı ile verilen 8 gün hapis cezası;
2-Bandırma Asliye Ceza Mahkemesinin 13.05.1999 tarih 1999/12-256 sayılı ilamı ile verilen 7 yıl 1 ay 18 gün hapis cezası;
3-Bandırma Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.1999 tarih 1998/41 Esas 1999/20 Karar sayılı ilamı ile verilen 3 yıl 16 ay hapis cezaları TCK 71. maddesi gereğince içtima ettirilerek sonuç olarak 10 yıl 17 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu içtima kararı üzerine ceza evinde bulunan sanık hakkında düzenlenen 06.04.2000 tarihli müddetnameye göre hükümlünün tutuklu kaldığı süre 13.02.1998-30.04.1998) 76 gün Ceza evine giriş tarihi 04.01.1999; 647 ve 2148 sayılı Yasalara göre şartlı tahliye tarihi 27.05.2003 ve Bihakkın tahliye tarihi 09.04.2010 olarak belirlenmiştir.
23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen Suçlardan dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine dair 4616 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi sonrasında hükümlü, Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2001 tarih ve 2001/19 sayılı kararı ile aynı tarihte şartla tahliye edilmiştir.
Hükümlü 03.12.2002 tarihinde işlediği bir hırsızlık suçu nedeni ile Bandırma Asliye Ceza Mahkemesince yargılanmış 18.03.2003 tarih ve 2002/983 Esas 2003/205 sayılı kararla sanığın TCK 493/1-son, 61/1, 522, 59/2, 81. maddeleri gereğince 2 sene 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; karar kesinleştiğinde TCK 17. ve 4616 sayılı yasa gereğince ilgili mahkemelere ihbarda bulunulmasına karar verilmiştir.
Bu karar ve talep üzerine Bandırma asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2003 tarih ve 2003/177 Esas 2003/202 Değişik iş sayılı kararı ile “hükümlü hakkında TCK 17. maddesinin uygulanması koşulları oluşmadığı anlaşılmakla yerinde görülmeyen talebin reddine karar verilmiştir.
Yine sanığın 28.11.2002 tarihinde işlediği hırsızlık suçu nedeni ile hakkında kamu davası açılmış, Bandırma Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2004 tarih 2002/988 Esas 2004/92 Karar sayılı kararı ile TCK 493/1, 522, 81/1. maddeleri gereğince 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında TCK 17. maddesi şartları oluşmadığından ihbarda bulunulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu kararı öğrenen Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı hakkındaki karar infaz aşamasında olan hükümlünün 09.01.2001 tarihinde şartlı tahliye edildiği, Bihakkın tahliye tarihinin 09.04.2010 olduğu, sanığın 28.11.2002 tarihinde işlediği hırsızlık suçu nedeni ile Bandırma Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2004 tarih 2002/988 Esas 2004/92 Karar sayılı kararı ile 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği bu nedenle TCK 17. maddesi gereğince hakkındaki şartlı tahliye kararının geri alınmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesi ve bu konuda bir karar verilmesi amacıyla 27.10.2010 tarihinde Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesinden talepte bulunmuştur.
Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesi 27.10.2010 tarih ve 2010/189 Değişik iş sayılı kararı ile yukarıda bahsi geçen iki kararda hükümlü hakkında TCK 17. maddesinin şartlarının oluşmadığından bahisle red kararı verildiği ve bu kararların yasa yoluna başvurmaksızın kesinleştiği bu nedenle bu konuda tekrar karar verilemeyeceği, kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceğinin tespitine karar vermiştir.
Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı 01.11.2010 tarihinde Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesine yeni bir yazı yazarak infazda tereddüt oluştuğu ve bu konuda bir karar verilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece bu talep de 03.11.2010 tarih 2010/193 Değişik iş sayılı kararla ret edilmiştir.
Bu kararlar üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 02.03.2011 tarihli yazısı ile “hükümlünün 09.01.2001 tarihinde şartlı tahliye edilmesini müteakip, bihakkın tahliye tarihi dolmadan, 28.11.2002 tarihinde yeni bir suç işlemesi nedeni ile ikinci suç tarihi olan 28.11.2002 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 09.04.2010 tarihleri arasındaki sürenin aynen infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden reddine karar verilmesi nedeni ile” 5271 sayılı CMK 309. maddesi uyarınca Bandırma Asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2003 tarih 2003/177 Değişik iş Esas 2003/202 Değişik iş Karar sayılı kararın bozulması talebinde bulunmuştur.
Kanun Yararına Bozma talebi üzerine Dairemizce yapılan inceleme üzerine oy çokluğu ile Bandırma Asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2003 tarih 2003/177 Değişik iş Esas 2003/202 Değişik iş Karar sayılı kararının CMK 309. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
4616 Sayılı yasanın 1. maddesinin 1. ve 2. bentleri 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenmiş olup, infaz aşamasında olan cezaların ne şekilde infaz edileceği konusunda düzenleme getirmiş; düzenleme,
MADDE 1. - 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle;
1. Verilen ölüm cezaları yerine getirilmez. Bu durumda olanlar hakkında tâbi oldukları kanunlardaki infaz hükümleri aynen uygulanır.
2. Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların çekmeleri gereken toplam cezalarından; şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir. İndirim, verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezalarının toplamı üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez.
Tâbi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından veya toplam hükümlülük sürelerinden on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi veya hükümlülük süresi dolmuş olanlar, iyi hâlli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri olmaksızın derhal; toplam cezaları on yıldan fazla olanlar ise tâbi oldukları infaz hükümlerine göre fazla olan cezalarını çektikten sonra şartla salıverilirler şeklindedir.
4616 sayılı Yasanın yukarıda belirtilen hükümleri ile diğer bir kısım maddeleri Anayasa Mahkemesinin 27.01.2001 tarihli resmi gazetede yayınlanan 18.07.2001 tarih 2001/4 Esas 2001/332 Karar sayılı kararı ile bu maddenin Anayasanın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edilmiş olup, bu kararda yer alan;
(2. bent ile Yasa kapsamına giren cezalarda indirim yapılmakta, 10 yıldan az cezaya mahkûm kimi hükümlülerin diğer koşullarında varlığı halinde hiç cezaevine girmeksizin cezalarının infazına olanak tanınmakta ise de, bu olanak genel affın tanımında belirtildiği gibi ceza mahkûmiyetini bütün neticeleri ile kaldırmamaktadır. Düzenlemenin hükümlülere getirdiği yarar cezaevinde kalma süresini belirli koşullarla kısaltması veya hiç cezaevine girmeden cezanın infazını sağlamasıdır.
Şartla salıverilmenin en önemli unsurları, cezanın belirli bir süresinin cezaevinde çekilmiş olması ve hükümlünün bu süre içerisinde iyi hal göstermesidir. Oysa 2. bent ile 10 yıla kadar hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olan hükümlülerin iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın salıverilmelerinin sağlanması bu düzenlemenin şartlı salıverilme olmayıp kendine özgü bir müessese olduğunu göstermektedir.
Türk Ceza Yasası'nın 98. maddesine göre cezayı ortadan kaldıran veya azaltan ya da değiştiren bir düzenleme olarak adlandırılan özel affın, toplu ve şartlı olarak getirilmesinin de olanaklı bulunduğu dikkate alındığında, 2. bentte yer alan kuralın, müebbet ve 10 yıldan fazla süreli hükümlülükler bakımından cezadan indirim öngören, tâbi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından veya toplam hükümlülük sürelerinden on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi veya hükümlülük süresi dolmuş olanlar bakımından ise, belirli bir süreyle suç işlememe bozucu (infisahi) koşuluna bağlanmış, toplu özel af niteliğindedir.) şeklindeki saptama konumuz itibariyle önem arz etmektedir.
İptal kararından sonra doğan boşluğun doldurulması amacıyla 21.05.2002 tarihli 4758 sayılı yasa ile düzenleme yapılmış olup, yeni düzenlemenin konumuzla ilgili bölümleri ;
MADDE 1.- 21.12.2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunun Anayasa Mahkemesince bir bölümü iptal edilen 1'inci maddesinin (2), (4) ve (9) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
2. Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların veya şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenlerin ya da aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin tâbi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıl indirilir. İndirim, verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezaların toplamı üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez.
Birinci paragraf hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi dolmuş olanlar, iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri olmaksızın derhal; toplam cezaları on yıldan fazla olanlar kalan cezalarını çektikten sonra şartla salıverilirler.
GEÇİCİ MADDE 1.-21.12.2000 tarihli ve 4616 sayılı Kanunun 1'inci maddesinden, yararlananlar ikinci defa bu Kanundan yararlanamazlar. Türk Ceza Kanununun 2 nci maddesi hükmü saklıdır.
Şeklindedir.
4616 sayılı yasa ile yapılan ilk düzenlemede toplam hükümlülük süresinden 10 yıl indirim öngörülmüşken, 4758 sayılı yasa ile getirilen yeni düzenlemede “tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından 10 yıl indirilir hükmü getirilmiştir.
Bu düzenleme de Anayasa Mahkemesinin 06.11.2002 tarihli Resmi Gazetede Yayınlanan 28.05.2002 tarih 2002/99 Esas 2002/51 Karar sayılı kararı ile düzenlemenin özel af niteliğinde olduğu ve mecliste yeterli çoğunlukla kabul edilmediği gerekçesi ile iptal edilmiştir.
Anayasanın 153. maddesine göre Anayasa Mahkamesi Kararları geriye yürümediği ve düzenlemelerin hak sahipleri yönünden kazanılmış hak oluşturduğu dikkate alındığında kanun maddesinin iptal edilmiş olması uygulama yönünden sorun oluşturmayacaktır.
4758 sayılı Yasa ile yapılan düzenleme hükümlülerin daha lehine sonuç doğurmasına rağmen, konumuzun net bir şekilde anlaşılabilmesi için ve 4758 sayılı yasanın yukarıda belirtilen geçici 1. maddesini de dikkate alarak, hükümlü lehine olan yasaya göre uygulama yapmak sureti ile olayımıza baktığımızda;
Hükümlü ...'ın toplam cezası 10 yıl 17 ay 28 gündür. 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. bendine göre toplam hükümlülük süresinden 10 yıl indirmek gerekecektir. Çünkü yasa bu indirimin yasa kapsamında olan suçlardan hükümlü olan tüm hükümlüler yönünden iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın yapılacağını emretmektedir.
Bu durumda hükümlünün kalan ve infazı gereken cezası 17 ay 28 gün olacaktır. Tutuklu olarak (30.04.1998- 13.02.2008) 76 gün; hükümlü olarak (04.01.1999-09.01.2001) 2 yıl 5 gün ceza evinde geçirdiği süre ve bu sürelerin infazı gereken 17 ay 28 günden fazla bir süre olduğu dikkate alındığında hükümlünün başkaca infazı gereken cezası olmayıp, ceza evinden tahliye edildiği 09.01.2001 tarihi, şartlı tahliye tarihi değil bihakkın tahliye tarihidir. Çünkü hükümlülük süresinden indirilen 10 yılın hiçbir şekilde infazı mümkün değildir. Anayasa mahkemesinin iptal kararlarında da belirtildiği üzere bu bir nevi özel af olup, tüm hükümlülere iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın peşin olarak tanınan bir haktır.
Şartlı tahliyeden söz edebilmek için ilk düzenlemeye göre hükümlülük süresinden, sonraki düzenlemeye göre ise; tabi olduğu infaz hükümlerine göre çekmesi gereken ceza süresinden on yıl indirim yaptıktan sonra hala artan cezasının olması gereklidir. Kalan bu süre içinde 765 sayılı TCK'nın 17. maddesi ya da 5275 sayılı 107/12. maddesi hükümlerine tabi tutulabilir.
Hükümlü ...'ın tahliye olduktan sonra suç işlediği 28.11.2002 tarihi itibariyle infazı gereken cezası bulunmayıp, bihakkın tahliye tarihi dolduğundan şartlı tahliye hükümlerini ihlal ettiğinden söz edilemez. Bu nedenle yerel mahkeme kararı isabetli olup, bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 22.01.2013
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.