6. Ceza Dairesi 2010/15258 E. 2013/9902 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

6. Ceza Dairesi 2010/15258 E. 2013/9902 K. — Yargıtay Kararı

6. Ceza Dairesi 2010/15258 Esas 2013/9902 Karar 22.04.2013
6. Ceza Dairesi 2010/15258 E.,  2013/9902 K.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozmak
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

I-) Hükümlü ... hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

Hükümlü ... hakkında kurulan Yüksekova 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12.10.2004 gün ve 2004/650 Esas, 2004/643 Karar sayılı önceki hükmünün adı geçen hükümlü tarafından temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında;

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarih ve 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı üzere, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.

Hükümlü ... hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...'e ilişkin ilk hükmün, sanık ... tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...'ın tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, 21.11.2006 tarihli ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.

Bu nedenlerle; ... hakkında yeniden kurulan 21.11.2006 tarihli ikinci hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile CMUK’nın 317. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, lehe yasanın belirlenmesi yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın adı geçen hükümlü yönünden incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,

II-) Sanık ... hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;

Sanık hakkında erteleme hükümleri değerlendirilirken, tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat gelmediğinden bahisle talebinin reddedilmesine karar verildiği, aynı gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-b maddesi uyarınca da aranan subjektif şartlardan olduğu dikkate alındığında, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:

Mahkemece, sanığın işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu işlediğinin kabul edilmesine karşın, TCY'nın 116/2-4. maddesi yerine, aynı Yasanın 116/1-4. maddesinin yazılması, yerinde düzeltilmesi olanaklı maddi yazım hatası kabul edildiğinden ve konut dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı TCY'nın 119/1-c maddesi ile uygulama yapılmaması karşı temyiz olmadığından, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle kısmen tebliğname gibi kısmen tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “53. maddenin uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin “a, b, c, d, e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” tümcesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

III-) Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;

Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin hırsızlık suçu bakımından, lehe kanun değerlendirilmesinde uygulanması gerektiği ileri sürülen (5237 sayılı Yasaya göre 142/2-d ve 765 sayılı Yasaya göre 493/2-son) sevk maddeleri yönünden sınırlı olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Hükümlü ...'ın Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesini doğrulayan; olay yeri görgü ve tespit tutanağına, olay yeri inceleme raporuna, yakınanın beyanlarına, keşif ve bilirkişi incelemesine ve tüm dosya kapsamına göre;

Olay tarihinde geceleyin yakınana ait işyerinin kapı kilidine herhangi bir zarar verilmeksizin bir aletle kilidin açılıp hırsızlık eyleminin gerçekleştirildiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 493/2-son, 59. maddeleriyle, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d, 143/1, 62, 53. maddeleri kapsamında kaldığı dikkate alınarak her iki yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Uygulamaya görede;

Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin “a, b, c, d, e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ile Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen tebliğname gibi kısmen tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 22.04.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın