6. Ceza Dairesi 2009/10486 E. 2012/20970 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

6. Ceza Dairesi 2009/10486 E. 2012/20970 K. — Yargıtay Kararı

6. Ceza Dairesi 2009/10486 Esas 2012/20970 Karar 19.11.2012
6. Ceza Dairesi 2009/10486 E.,  2012/20970 K.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

1- Belli bir olay ile ilgili suç işlediği izlenimini veren ve hakkında herhangi bir araştırma yapılan kişi, şüpheli statüsüne girer. Şüpheli muhakeme hak ve yetkilerine sahiptir.

Yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklinde özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup, bu konu geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olaya uygulanacak hukuki norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir.

Hakim bu güne dayanarak dünü öğrenir. Dün hakkındaki şüphesini deliller sayesinde yener. Şüphenin yenilmesi, yerini belirliliğe terk eder.

Delillerin gösterdiği objektif bakımından bir ihtimaldir. Buna rağmen ihtimal belli bir dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında, ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Her olayda lehe ve aleyhe deliller vardır.

Kanaati meydana getiren delillerin tek tek değerlendirilişi kadar hep birlikte değerlendirilmesi de mümkündür. Deliller bütünlük teşkil ediyorsa, bir bütünün birbiri ile uyuşan ve birbirini tamamlayan parçaları ise, bu hakiki delildir. İspat konusu, gerçeğin bir parçası olan olay hakkında hüküm vermektir.

Gerçekten Hakim geçmişte ne olduğunu ve nasıl olduğunu bilmeye mecburdur. Elindeki imkan, bu gündür. Bu günden maksat da, varlığını duygularımızla öğrendiğimiz şeylerdir. İşte “delil” budur.

Delillerin bu günün akılcı anlayışına göre, hakimin kanaati, ispat edilmesi istenen olayların tahlil ve tetkiki ile lehe ve aleyhe bütün şartları tenkit ve değerlendirmesinin mahsulü olacaktır. İspat edilmesi gereken şüpheli olandır. Delillerden biri de tanıktır. Tanık taraflardan olmayan, fakat olay hakkında görgü ve bilgisi olmuş bir kişinin, o olay hakkında beş duyusu ile edindiği sübut konusunda karar verecek mahkeme ve/veya hakim huzurundaki sözlü beyanıdır. Sanık dışında herkesin bu konumda ele alınabileceği dikkate alınarak, değerlendirme yapılacağı muhakkaktır. Bu genel ilkeler ışığında;

Somut olaya gelince:

Yakınan ... aşamalardaki ifadelerinde, “Sanık ...'nin uzaktan akrabası olduğunu, daha önce ona borç para verdiğini, tekrar para istemesi üzerine para vermeyeceğini söylediği, sanığın kendisini bir emlakçı dükkanına götürdüğünü, burada diğer sanıklar ... ve ...'ın da bulunduğunu, birlikte tehdit ederek para istediklerini ve zorla tehdit ederek boş senet imzalattıklarını, eve gidip eşi aracılığıyla bir akrabasından 600 Türk Lirası para bulup götürdüğünü ve sanıklara verdiğini, sanıkların da bir kağıdı yırtıp, 'Senden aldığımız senedi yırttık' dedikten sonra şikayetçi olmaması konusunda tehdit ettiklerini, senet yırtıldığı için suç ihbarında bulunmadığını, haciz yapılınca senedin yırtılmadığını ve işleme konulduğunu anladığını” belirtmiş; sanıklar suçlamayı reddetmişler, sanık ... savunmasında “Yakınan ...'e 16 ... 049 plakalı bir otoyu kayıt düzenlenmeden sattığını, bunun karşılığında senet alındığını; sanık ... “Suçla uzaktan yakından bir ilgisinin olmadığını”; sanık ... de “Yakınana daha önce borç verdiğini, bu borcun ödenmesi aşamasında aralarında tartışma çıktığını, bu nedenle kendisine iftira attığını” savunmuşlardır. Tanık olarak dinlenen kişiler de kendi taraflarının anlatımlarına benzer açıklamalarda bulunmuşlardır.

Sübut ve suç vasfının tayini için hükme dayanak oluşturan kanıtların duraksamaya neden olmayacak şekilde belirlenmesi ve tartışılması zorunludur.

Öncelikle, taraflar arasında suça konu senede dayalı bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının araştırılması gereklidir. Sanık ...'nin savunmasında belirttiği 16 ... 049 plakalı otonun gerçekten yakınan ...'a satılıp satılmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması için bahsi geçen otonun tüm tedavülleriyle birlikte trafik kayıtları yetkili kurumdan getirtilip, kayıtlı ve harici maliklerinin(zilyetlerin) tanıklıklarına başvurularak bu otonun satışı konusunda sanık ...'yi yetkili kılıp kılmadıkları araştırılmalı, bu konuda varsa düzenlenmiş olan yazılı belgelerin ibrazının istenmesi ve sonucuna göre sanıkların eylem içerisindeki yerleri de dikkate alınmak suretiyle suç vasfının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabul ve uygulamaya göre de;

2-Yağma suçunun işyerinde işlendiği anlaşılıp kabul edildiğine göre, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 149/1. maddesinin (a) ve (c) bendlerinin yanı sıra (d) bendinin de uygulanması gerektiğinin dikkate alınmaması ve aynı Yasanın 61/1. madde ve fıkrası uyarınca temel ceza belirlenirken bunların da değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

3- 5271 sayılı CMK.nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın