6. Ceza Dairesi 2008/24860 E. 2012/17207 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

6. Ceza Dairesi 2008/24860 E. 2012/17207 K. — Yargıtay Kararı

6. Ceza Dairesi 2008/24860 Esas 2012/17207 Karar 09.10.2012
6. Ceza Dairesi 2008/24860 E.,  2012/17207 K.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar savunmanları

Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; sanık ... savunmanı duruşma gününden usulen haberdar edildiği halde geçerli mazereti bulunmadan duruşmaya gelmediği anlaşılmakla adı geçen sanık yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda; temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Adli sicil kaydına göre silinme koşulları oluşmamış kasıtlı suçtan hükümlüğü bulunan sanık ... hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;

765 sayılı TCK’nun 2/2. maddesinde 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun “zaman bakımından uygulama başlıklı 7. maddesinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere her iki düzenlemede ceza hukukunun en önemli ilkelerinden birisi olan ceza hukuku kurullarının yürürlüğe girdiği andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin” ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istinasını oluşturan ve failin lehine olan yasanın geçmişe etkili olması anlamına gelen “geçmişe etkili uygulama” veya geçmişe yürürlük ilkesine yer vermiştir.

Somut olaya ilişkin lehe kanunun belirlenmesinde sadece belirli bir hüküm göz önünde bulundurulamaz. Kanun hükümlerinin olaya bir bütün olarak uygulanması sonucuna bakılmak suretiyle lehe kanun belirlenmesi yoluna gidilmelidir. Bu düşünceyle 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi ile özel hüküm de konulmuştur. Bu arada suç ile sanık arasındaki bağlantısını kesen ve sanığın cezalandırılmasını önleyen yargılamanın her aşamasında dikkate alınması zorunlu olan zamanaşımına ilişkin hükümlerin zaman bakımından uygulama sorunu da vardır.

1982 Anayasanın 38/2. maddesinde dava ve ceza zamanaşımına ilişkin kanun hükümlerinde değişiklik yapılması durumunda maddi ceza hukukuna ilişkin zaman bakımından uygulama kurallarının geçerli olacağı kabul edilmiştir. Buna göre genel yargılaması devam eden dava için dava zamanaşımına ilişkin sürelerde değişiklik yapan sonraki kanun lehe hüküm içeriyorsa bunun da geçmişe etkili olarak 03.06.1942 gün 36/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ana hatları ile açıklandığı üzere, zamanaşımı süresi ceza bağımsızlığını koruyan her suç için ayrı ayrı uygulanacaktır. Tek İstisnası 5252 sayılı Yasanın 9/4. maddesidir. Bu bağlamda somut olaya gelince;

Sanıkların eylemi, 765 ve 5237 sayılı Yasaların her ikisinde de suç olarak tanımlanmıştır. Sanıklara isnat edilen eylem 765 sayılı TCK’nun 493/2-son; 5237 sayılı TCK’nun 142/2-d; 116/4, 119/1-c; 151/1. maddelerinde öngörülen ve ceza bağımsızlığını koruyan suçları oluşturmaktadır. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 493/2-son, 102/3 ve 104/2 ve 5237 sayılı TCK’nun 142/2-d, 66/1-2, 67/4; 116/4, 119/1-c, 66/1-2, 67/4, 151/1, 66/1-d, 67/4. maddeleri dikkate alınarak anılan suçlar yönünden, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle (mala zarar verme ile konut dokunulmazlığını bozma suçu yönünden 5560 sayılı yasayla değişiklik öngören CMK 253 ve devamı maddelerinde yer alan uzlaşma koşulları da değerlendirilerek) her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip (03.06.1942 gün 36/15 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı ışığında herbir suç için ayrı ayrı zamanaşımı kuralları da değerlendirilerek) sonuç cezalar karşılaştırılıp lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının, sanık ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 09.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın