6. Ceza Dairesi 2006/11389 E. 2010/5501 K. — Yargıtay Kararı
6. Ceza Dairesi 2006/11389 Esas 2010/5501 Karar 05.05.2010
6. Ceza Dairesi 2006/11389 E., 2010/5501 K.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Yanlış uygulamalar sonucu cezası 2 yılın altına inen sanık hakkında 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanamayacağının anlaşılmasıyla yapılan incelemede; Kolluk tarafından düzenlenen 27.5.2004 günlü “olay yakalama ve zapt etme tutanağı” ile tutanak tanığı ...’in 5.10.2004 günlü oturumdaki anlatımı ve bu anlatıma karşı sanığın yaptığı savunma ile yakınanın kolluktaki anlatımıyla tüm dosya içeriğine göre; sanığın kasada bulunan bozuk paralardan bir kısmını aldıktan sonra, kendisini dükkandan çıkartmamak için kapıyı kapalı tutan yakınan ... ve yanındakileri, kendisini bırakmalarını aksi halde öldüreceğini söylemek suretiyle elindeki paraları vermemek için tehdit etmesi biçimindeki eyleminin tamamlanmış yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde kalkışma aşamasında kaldığı kabul edilerek ve 5237 sayılı TCK.nun 150.maddesinin 2.fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı ve kabule göre de kalkışma aşamasında kalan suçlarda da uygulanamayacağı düşünülmeden, 150.maddenin 2.fıkrasına sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması karşı temyiz olmadığından; kararda, yağma suçu sırasında tehdit edilen ve bu nedenle suçun mağduru konumunda olan ...’tan, tanık olarak bahsedilip; kalkışma nedeniyle uygulanan indirimin oranının 3/4 yerine 4/3 olarak ifade edilmesi yerinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamış; Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın, TCY’nın 53.maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması; Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ile o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCY’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “Sanığın, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince; Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- 5083 sayılı Yasaya 5335 sayılı Yasa ile eklenen 2/3. maddesi uyarınca, para cezalarının hesaplanmasında bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarların hesaba katılamayacağı gözetilmeden yazılı biçimde fazla cezaya hükmolunması; 2- 5252 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca ağır para cezasının adli para cezasına dönüştürüldüğü düşünülmeden, verilen para cezasının ağır para cezası olarak nitelendirilmesi; 3- Türk Hukuk Sisteminde, adli para cezalarına yasal faiz uygulamasının bulunmadığı gözetilmeden, “hükmedilen para cezasının yasal faizi ile sanıktan tahsiline” karar verilmesi 4- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 3.2.2009 gün ve 2008/250 - 2009/13 sayılı kararında belirtilen ilkeler ışığında, hükümden sonra 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren, 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 05.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.