5. Ceza Dairesi 2012/5244 E. 2013/1718 K. — Yargıtay Kararı
5. Ceza Dairesi 2012/5244 Esas 2013/1718 Karar 11.03.2013
5. Ceza Dairesi 2012/5244 E., 2013/1718 K.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Güveni kötüye kullanma suçundan mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun 2. maddesine göre Serbest Muhasebecilerin sadece “… mevzuat hükümleri gereğince defter tutmak, bilanço, kar-zarar tablosu ve beyannameler ile diğer belgeleri düzenlemek ve benzeri işleri yapmakla…” görevli kılındıkları, buna göre Serbest Muhasebecinin kayıtlarını tuttuğu mükellefin sigorta primi, vergi borcunu yatırmak veya diğer parasal işlerini takip etmek gibi bir görevinin bulunmadığı gibi; Serbest Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin 26/01/1996 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Mecburi Meslek Kararlarına İlişkin Genelgenin 1. maddesinde “Meslek mensuplarının müşteri adına üçüncü kişilere (Vergi Dairesi, SSK, Bağ-Kur ve benzeri kurumlara) ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun para, çek, senet ve bunun gibi mali değerlerini alamazlar.” hükmünün düzenlenmiş olduğunun anlaşılması karşısında, katılanların sanığa vergi ve prim borçlarını yatırması için para tevdii etmesinin muhasebecilik mesleğini icra etmeyen herhangi bir üçüncü kişiye para tevdii etmesinden hukuken bir farkının bulunmadığı, söz konusu tevdiin aradaki hizmet ilişkisinden değil sanığın şahsına duyulan güvenden kaynaklandığı, dolayısıyla, davaya konu olan eylemin 765 sayılı TCK'nın 508. maddesinde tanımlanan "güveni kötüye kullanma" suçu olarak nitelendirilmesinin gerektiği kabul edilerek yapılan incelemede, Güveni kötüye kullanma suçunun; 765 sayılı TCK'nın 508. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen yedi yıl altı aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, 18/10/2004 olan suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 11/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.