5. Ceza Dairesi 2011/9417 E. 2011/25742 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

5. Ceza Dairesi 2011/9417 E. 2011/25742 K. — Yargıtay Kararı

5. Ceza Dairesi 2011/9417 Esas 2011/25742 Karar 22.12.2011
5. Ceza Dairesi 2011/9417 E.,  2011/25742 K.

Mühür bozma suçundan sanık ...'ın yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine dair, ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 09/04/2008 gün ve 2007/372 Esas, 2008/237 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ve Yüksek 4. Ceza Dairesinden gönderme kararı ile Daireye verilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmün temyizi kabil olup itirazı tabi olmadığından ... Ağır Ceza Mahkemesinin konuyla ilgili 13/06/2008 tarih ve 2008/617 Değişik İş sayılı kararı yok hükmünde olduğu kabul edilerek ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10/03/2009 gün ve 2009/43-56, 29/09/2009 gün ve 173-209 ile 05.04.2011 gün ve 2010/262-2011/35 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; mahkemelerce daha ağır bir cezayı gerektirecek ve doğru uygulama yapıldığında temyiz incelemesine konu olabilecek bir eylemde, suç niteliğinin doğru belirlenmesine karşın, yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde, bu gibi hükümlerin aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabileceği ve katılan vekilinin aleyhte temyizinin bulunduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Mahkemece kurulan hükümde TCK'nın 203/1. madde ve fıkrasına göre seçimlik cezalarda adli para cezası tercih edildiği halde, TCK'nın 5560 sayılı Kanunun 1. maddesiyle değişik 61/9. madde ve fıkrasına muhalefet edilerek adli para cezasına ilişkin gün biriminin alt sınırı seçimlik hapis cezasının alt sınırı olan 6 ay, yani 180 günden az olamayacağı halde yanılgılı uygulama ile sanığın 20 gün karşılığı adli para ve aynı Kanunun 52/2. madde ve fıkrası uygulanarak günlük 20,00 TL'den neticeten 400 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kabulü göre de;
5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. Fıkrasında zararın ödenmesi koşulu örgörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği ve işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlara göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, buna karşın mühür bozma suçunun devlete ve millete karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği, keza Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 2010/4-71 Esas, 2010/76 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 1 Haziran 2005 tarihinden önceki mahkümiyetlerin adli sicilden silinme koşullarının oluşması durumunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşularının değerlendirilmesinde engel bir neden olarak kabul edilmeyeceği hususları gözetilerek, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılmaması,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın