4. Hukuk Dairesi 2025/4959 E. 2026/3943 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

4. Hukuk Dairesi 2025/4959 E. 2026/3943 K. — Yargıtay Kararı

4. Hukuk Dairesi 2025/4959 Esas 2026/3943 Karar 09.04.2026
4. Hukuk Dairesi 2025/4959 E.,  2026/3943 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/262 E., 2024/455 K.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının maliki olduğu aracın şoför ...'in kullanımında iken 12.08.2004 tarihinde ... Gümrük ve Muhafaza Müdürlüğü görevlilerince kaçakçılık yaptığı şüphesiyle zapt edilerek yediemine teslim edildiğini, aracın şoförü ... hakkında ... 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/1595 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve beraat ettiğini, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, bu davada müvekkilinin aracına önce el konularak yediemine teslim edildiğini sonra kaydına tedbir konularak teminat mektubu mukabilinde aracın müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin hiçbir suçu olmamasına rağmen teminat karşılığında aracını teslim aldığında aracın kullanılmaz halde olduğunu, müvekkilinin aracına kaçakçılık şüphesi ile tedbir konulduğundan hiçbir firmanın müvekkilinin aracı ile çalışmak istemediğini bu nedenle müvekkilinin aracına iş bulamadığını, ailesinin geçimini sağlayamadığını, maddi açıdan çok zor duruma düştüğünü, müvekkilinin aracının Türkiye - Irak arasında petrol taşıması yaptığını, araca haksız el konulması nedeniyle müvekkilinin 66.000 Amerikan doları net kazanç kaybı olduğunu, dava tarihindeki kur ile bu zararın 102.297,60 TL olduğunu, müvekkilinin aracı 16,650 TL'lik teminat mektubu vererek teslim aldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile aracın kullanılamamasından kaynaklanan 102.297,60 TL, aracın kullanılmamasından kaynaklı araç parçalarında oluşan deforme ve değer kaybı olarak 10.000,00 TL, teminat mektubu için yatırılan paranın faizinden mahrum kalınmasından kaynaklanan 18.544,00 TL, tedbir nedeniyle aracın iş alamamasından kaynaklanan 10.000,00 TL ve 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 170.841,60 TL olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda davalı idarenin bir kusur ya da sorumluluğu olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.05.2019 tarihli ve 2011/929 Esas, 2015/526 Karar sayılı kararıyla, olayda davalının sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 16.11.2017 tarihli ve 2016/23 Esas, 2017/6797 Karar sayılı ilamıyla "... Mahkemece, davanın reddine gerekçe olarak gösterilen, dava dışı sanık ...' in savunmasına itibar edilse bile akaryakıtın boşaltılması ve geri yüklenmesi sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermesinin gerektiği, niteliksiz akaryakıtın yüklenmesinin Iraklı yetkililerin sorumluluğunda olduğu düşünülse bile bundan hazinenin sorumlu olmadığı yönündeki tespitler ancak hükmedilecek maddi tazminattan hakimce takdir edilecek oranda bir indirim sebebi olabilir. Şu halde; davacının maddi zarar kapsamı belirlenerek hükmedilecek tazminat miktarından davacının müterafik (bölüşük) kusuru da gözetilerek BK.43 (TBK.51) maddesi gereğince uygun miktarda indirim yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ceza mahkemesinin kesinleşen beraat kararı gözardı edilerek maddi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 28.03.2018 tarihli ve 2018/36 Esas, 2018/241 Karar sayılı kararıyla davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 12.818,76 TL'nin dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 13.05.2019 tarihli ve 2018/4138 Esas, 2019/2755 Karar sayılı ilamıyla, "... hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar dava konusu araca 12.08.2004- 07.02.2005 tarihleri arasında el konulduğu belirtilerek hesaplama yapılmışsa da ceza dosyasında mevcut zapta göre araca 22.09.2004 tarihinde el konulmuş ve araç davacı vekiline 19.07.2005 tarihinde teminat mektubu karşılığında iade edilmiştir. Öncelikle davacının aracından mahrum kaldığı zaman dilimi dosya kapsamına göre doğru olarak belirlenip bu süre için ve aracın ayın her günü çalışmayacağı da gözetilerek zarar kapsamı belirlenmesi gerekirken bu durumun gözetilmemesi doğru olmamıştır ... Davaya konu aracın aylık net kazancının, muhafaza altında kaldığı tarih aralığı da belirtilerek ilgili birimlerden sorularak ve usulünce tespit edilmesi gerekirken afaki ifadelerle aylık kazanç tespiti de dosya kapsamına uygun olmamıştır. Şu halde; davacının yoksun kalınan kazanca yönelik talebine ilişkin dosyada mevcut ve karara dayanak alınan bilirkişi raporu, kesin, açık ve anlaşılır olmadığı gibi, denetime ve hüküm kurmaya da elverişli değildir. Mahkemece eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir. Davaya konu aracın, gelir kaybına yönelik hesaplama, el koyma tarihinden itibaren ileriye yönelik yapıldığı için her yıl belirlenen gelir kaybına o yıldan itibaren faiz yürütülmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla, davacıya ait araca akaryakıt kaçakçılığında kullanıldığı iddiasıyla el konulduğu, ceza yargılaması sırasında el konulan aracın teminat karşılığı iadesine karar verildiği, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/1595 esas ve 2005/1271 sayılı ilamıyla da sanığın beraatine karar verildiği, kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2006/11591 esas ve 200/4709 karar sayılı ilamı ile 16.04.2009 gününde onanarak kesinleştiği, ceza dosyasında mevcut zapta göre araca 22.09.2004 tarihinde el konulduğu ve aracın davacı vekiline 19.07.2005 tarihinde teminat mektubu karşılığında iade edildiği, bu tarihler arasında aracın ... içerisinde çalışması ve ... dışında çalışması halinde elde edeceği gelirlerin araştırıldığı ve 06.10.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre ... dışında çalıştırılması durumunda kazanç kaybının 45.501,05 TL olabileceği, ... içerisinde çalışması halinde ise 17.499,04 TL olduğu, ayrıca araçtaki değer kaybının ise 2.062,03 TL olduğu, 13.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda teminat mektubu kaynaklı zararın toplam 7.715,18 TL olduğu yönünde rapor alındığı, aracın ... dışında çalıştırıldığının açık olduğu, 45.501,05+ 2.062,03+ 7.715,18=55.278,26 TL toplam zararın olduğu, TBK 51. maddesi gereğince %30 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 38.695,26 TL'nin dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
E. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 27.11.2023 tarihli ve 2022/14879 Esas, 2023/12615 Karar sayılı ilamıyla, "... mahkemece gerekçeli karar yazılırken 06.11.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre davaya konu aracın ... dışında çalıştırılması durumunda kazanç kaybının 45.501,05 TL olabileceği, ... içerisinde çalışması halinde ise 17.499,04 TL olduğunun belirtildiği yazıldıktan sonra gerekçesi yazılıp kararda tartışılmadan doğrudan 45.501,05 TL kazanç kaybı zararı bulunduğunun kabulü ile hüküm kurulmuştur. Bu durumda her iki hesaplama arasında yüksek oranda fark bulunduğu da gözetildiğinde aracın neden sürekli ... dışına çalıştığının kabul edildiği gerekçede değerlendirilip tartışılmamıştır. Yukarıda açıklanan ilkelere de aykırı şekilde kazanç kaybı tazminatı talebi yönünden kararın gerekçelendirilmemesi doğru olmamış, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir... Hükme esas alınan ve aracın muhafaza altında kaldığı süre boyunca oluşan kazanç kaybı ve araçtaki değer kaybının tespiti amacıyla düzenlenen 06.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu aracın ... içi kazanç kaybı tutarının 16.293,75 TL olması gerektiği, ayrıca 1.205,29 TL yasal faiz olmak üzere toplam 17.499,04 kazanç kaybı hesap edildiği; dava konusu aracın değer kaybı tutarının 1.920,00 TL olduğu, ayrıca 142,03 TL yasal faiz olmak üzere araç değer kaybının 2.062,03 TL olması gerektiği, dava konusu aracın ... dışı kazanç kaybı tutarının 42.367,05 TL olması gerektiği, ayrıca 3.134,00 TL yasal faiz olmak üzere toplam 45.501,05 TL ... dışı kazanç kaybı tazminatı hesaplandığı belirtilmiştir. Teminat mektubu nedeniyle oluşan zararın tespiti amacıyla alınan 13.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise davacının kullanmış olduğu teminat mektubu nedeniyle 6.533,18 TL faiz getirisi kaybı ile 1.182,00 TL masraf bedeli olmak üzere toplam 7.715,18 TL zararı olduğu yönünde görüş belirtilmiştir. Mahkemece hüküm kurulurken de kazanç kaybı ve araçta oluşan değer kaybına dair zarar kalemleriyle ilgili hüküm kurulurken asıl alacağa faiz eklenmiş haliyle tespit edilen toplam tazminat kalemlerine ayrıca dava tarihinden itibaren tekrar faiz işletilmesine karar verildiği gibi; teminat mektubu nedeniyle talep edilen faiz bedelinin reddi yönünden davacının temyiz itirazları Dairenin 13.05.2019 tarihli ve 2018/4138 Esas, 2019/2755 Karar sayılı ilamıyla reddedilerek kesinleştiği halde mahkemece teminat nedeniyle kullanılamayan paranın faiz getirisi kaybı karşılığı olarak 6.533,18 TL'nin de davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Şu halde; yalnızca asıl alacağa (temyiz edenin sıfatına göre) dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 121/son) hükmüne aykırı olarak faize faiz yürütülmesi sonucunu doğuracak şekilde kazanç kaybı ve araçta oluşan değer kaybıyla ilgili olarak, asıl alacak ile birlikte işlemiş faizine de yeniden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, davalı tarafın usulü kazanılmış hakkını da ihlal eder şekilde teminat mektubunun muhtemel faiz getirisinin de davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir..." gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla davacının davasının maddi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 12.749,62 TL'nin dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 22.09.2004 tarihinde düzenlenen tutanakla akaryakıttan alınan numune üzerinde yapılan analizde olaya konu araçla gönderilen eşya ile geri gelen eşyanın aynı olmadığı tespit edilerek araca ve içindeki kurşunsuz benzine el konulduğunu, araç maliki olan davacının, çalışan ve kardeşi olan şoförün tüm davranışlarından sorumlu olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan kaynaklanan nedenler ile tazminat talep edemeyeceğini, olayın gelişimi gereği araca, Hazinenin sorumluluğunu gerektirecek nitelikte haksız el koymadan bahsedilemeyeceğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacıya ait araca kaçakçılık suçunda kullanıldığı iddiasıyla el konulması ve ceza yargılaması sonucunda aracın davacıya iade edilmesine karar verilmesi nedeniyle aracın muhafaza altında kaldığı sürece oluşan kazanç kaybı, araçta oluşan değer kaybı ve ceza dosyasına ibraz edilen teminat mektubu için yatırılan paranın faizinden mahrum kalınması nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazmini istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
492 Sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın