4. Hukuk Dairesi 2024/7253 E. 2026/1789 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

4. Hukuk Dairesi 2024/7253 E. 2026/1789 K. — Yargıtay Kararı

4. Hukuk Dairesi 2024/7253 Esas 2026/1789 Karar 18.02.2026
4. Hukuk Dairesi 2024/7253 E.,  2026/1789 K.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1460-2024/1852
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/611 Esas - 2024/53 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11 yaşındayken 25.02.2002 tarihinde annesinin beyin kanserinden vefat ettiğini ve kalan yıllarını annesi hayatta olmadan ve onun eksikliğini hissederek hayat mücadelesiyle geçirdiğini, müvekkilinin annesi hasta olduğu dönemde müvekkilinin babasının, müvekkilini devreye sokarak müvekkilinin annesinin babasından para almaya çalıştığını, davalının bu paraları müvekkilinin hasta annesi için değil kendisi için kullandığını, müvekkili ve ailesini maddi ve manevi yönden mağdur ettiğini, müvekkilinin hayatı boyunca yaşadığı süreçte davalı babası tarafından babalık görevinin yerine getirilmediğini, müvekkilinin fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını, davalı babasının kendisini gözden çıkardığını, müvekkilinin annesi vefat ettikten birkaç ay sonra davalının başka biri ile evlendiğini ve çocuklarla birlikte yaşamaya başladıklarını, müvekkilinin hem çalışıp hem okumak zorunda kaldığını ve dedesinin yanında yaşamak zorunda kaldığını, müvekkilinin davalının kendisine miras kalmasın diye tüm malvarlığını yeni eşinin üzerine yaptığını öğrendiğini, müvekkilinin diğer çocukların hayatlarına özenerek büyüdüğünü ileri sürerek 2.000.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının zamanaşımı hükümlerine göre en son davasını 03.01.2019 tarihine kadar açması gerekirken zamanaşımı tarihinden yaklaşık 5 yıl sonra açtığını, müvekkilinin sürekli çocukları ile imkanları doğrultusunda ilgilenen, asla onlara şiddet uygulamayan birisi olduğunu, müvekkilinin ölen eşinin ziynet eşyaları ile ilgili hiçbir tasarrufunun olmadığını, davacının kendisi hiçbir sebep yok iken araya mesafe koyduğunu ve küslük yarattığını, davacının iddialarının gerçekleri yansıtmadığını, okul kredisi ile ilgili davacının babasından bir talebi olmadığını,
krediyi kendisinin çektiğini ve ödeme konusunda babasından bir istekte bulunmadığını, davacının, iş bu davayla babasını yersiz ve gerekçesiz sebeplerle suçlamasının altında başka sebepler olduğunu, mesnedi olmayan, asılsız iddialarla gerekçe dahi edilemeyecek konuların davaya dahil edilmesinin manevi tazminat taleplerine esas olamayacağını, müvekkilinin bugüne kadar evlatları arasında bir ayrım yapmadığını ileri sürerek öncelikle davacının davasının esasına girilmeden zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesini, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın 21.09.2023 tarihinde açıldığı ve davacının 03.01.1991 doğumlu olmakla dava tarihinde 32... ay 18 günlük olduğu, ebeveynlik görevinin ihlali hukuki zeminine dayandırılan davanın TBK md. 72 uyarınca 2 yıl ve her halde 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davacının reşit olmadan önce yaşandığını ifade ettiği olaylar nedeniyle 03.01.2009 tarihinde reşit olması dolayısıyla 2 yıllık ve hatta 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, reşit olduktan sonra yaşandığını belirttiği olaylar yönünden de yine 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu hali ile davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçeleriyle usulüne uygun şekilde cevap dilekçesi ile ileri sürülen zamanaşımı defiinin HMK md. 142 uyarınca ön inceleme duruşması aşamasında incelenmesi neticesinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yaşanılan sürecin uzun yıllar devam ettiğini ve davayı açtıkları tarihten itibaren müvekkilinin, babasıyla arasının düzelme ümitlerini kaybettiğini ve bağlarının tamamen koptuğunu, davalı ile baba-oğul ilişkisinin bir daha yaşanmayacağını gören müvekkilinin bu davayı açtığını, Yargıtay kararları uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin babası tarafından yaşadığı son mağduriyet ve psikolojik şiddet üzerinden başlaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalının davacıya karşı babalık (ebeveynlik) görevini yerine getirmemesi iddiasına dayanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 72/I. maddesine göre; haksız fiil sebebiyle tazminat davası açma hakkı; mağdurun, zararı ve tazminat yükümlüsünü (haksız fiil sorumluluğu isnat edilebilecek kişiyi) öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Ancak zarar, fiil neticeye ulaştıktan sonra ortaya çıkacaktır.
Somut olayda davacının, hayatı boyunca davalı babası tarafından kendisine karşı babalık görevinin yerine getirilmediği, davalı babasının fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kaldığı iddialarıyla tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Tekrarlanan haksız fiiller açısından her bir fiil için sona ermesinin ardından nisbi ve mutlak zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır. Derece Mahkemelerince davaya konu edilen haksız fiillerin hangi zaman diliminde gerçekleştiği, süreklilik arz ettiği ileri sürülen fiiller bakımından temadinin ne zaman sona erdiği, buna göre nisbi, mutlak (ve eğer eylem suç teşkil ediyorsa olağanüstü) zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıntılı bir şekilde belirlenip sonucuna göre zamanaşımına uğrayan fiiller bakımından şimdiki gibi karar verilmesi, uğramayan fiiller bakımından işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2026 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın