4. Hukuk Dairesi 2011/10305 E. 2012/14186 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

4. Hukuk Dairesi 2011/10305 E. 2012/14186 K. — Yargıtay Kararı

4. Hukuk Dairesi 2011/10305 Esas 2012/14186 Karar 03.10.2012
4. Hukuk Dairesi 2011/10305 E.,  2012/14186 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 26/02/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı-davacı ...'nun birleşen davaya yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı-davacı ...'nun asıl dava yönünden temyiz itirazlarına gelince:
Asıl ve birleşen davalar, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davalı-davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı- davalı, Fatih Kaymakamlığında yazı işleri müdürü olarak görev yaparken, amiri durumunda bulunan davalı Kaymakamın kendisi hakkında haksız ithamlarda bulunarak valiliğe şikayet dilekçesi verdiğini ve yapılan soruşturmayı basına sızdırdığını ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı-davacı, asıl davanın reddini savunmuş, birleşen dosyada ise; davacı-davalının yapılan soruşturmada müfettişe verdiği beyanlarda kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu iddia ederek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacı ve davalının yazı işleri müdürü ve kaymakam olarak her ikisinin de kamu görevi yaptıkları, davalı Kaymakamın Valiliğe verdiği şikayet dilekçesinde davacı yazı işleri müdürü hakkında kullandığı sözlerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, birleşen davada ise davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu kanıtlanamadığından talebin reddine karar verilmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Davaya konu edilen olayda; Fatih Kaymakamı olarak görev yapan davalının, davacı yazı işleri müdürünü ... Valiliğine haksız olarak şikayet ettiği ileri sürülmüş, davalı kaymakamın görevi sırasında ve görevi nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulması istenmiştir.
Anayasa'nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1 maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. Kamu görevlisi aleyhine adli yargı yerinde dava açılamıyacağına göre kamu görevlisi hakkında adli yargıda açılan tazminat davasında kast ve kusur aranmaksızın husumet nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekir. Mahkemece husumetten red kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan asıl dosyaya ilişkin kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı-davacı ...'nun diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, birleşen dosyaya ilişkin temyiz itirazlarının ise (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddiyle hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 03/10/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle dairemizin 2 nolu bozma gerekçesine katılmıyorum. 03/10/2012

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın