4. Ceza Dairesi 2024/50 E. 2026/3113 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

4. Ceza Dairesi 2024/50 E. 2026/3113 K. — Yargıtay Kararı

4. Ceza Dairesi 2024/50 Esas 2026/3113 Karar 11.02.2026
4. Ceza Dairesi 2024/50 E.,  2026/3113 K.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/452 E., 2023/2324 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi, eksik inceleme ve araştırma yapıldığına, yeterli delil bulunmadığına, savunma hakkının kısıtlandığına, kararın bozulması gerektiğine yöneliktir.
III. GEREKÇE
Sanığın savunması, katılan ve mağdurun beyanları, tanığın anlatımı, tutanaklar ve tüm dosya kapsamından, sanığın mahkumiyetine dair Mahkemenin takdir ve gerekçesi yerinde bulunduğundan ve savunma hakkının kısıtlanmadığından temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiş, 19.12.2022 tarihinde sanık müdafiine 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca ek savunma verildiğinden Tebliğnamenin bozma isteyen görüşüne iştirak edilmemiştir.

Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile maddi ceza hukukuna ilişkin sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.02.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın sarf ettiği sözlerin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 gün ve 170/220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun 3010.2025 tarih, 2025/4-274 Esas, 2025/439 Karar sayılı ilamında “geri zekalı” sözünün hakaret suçunu oluşturmadığı yönünde karar verilmiştir.
Somut olayımızda, görevli polis memuru olduğu anlaşılan ... ile beraber katılan ...'un birlikte bir şüphelinin gözaltı çıkış raporunu almak için sanık Doktor ...'ı bekledikleri gelmemesi üzerine başhekimliğe çıkıp şikayet ettikleri, sanığa ulaşılıp haber verilmesi üzerine sanığın geldiği ve şikayetten de kaynaklı tartışma yaşadıkları ve zorluk çıkarmak anlamında şüpheliyi tomografiye sevk ettiği ve bu işlemden vazgeçmemesi üzerine, tomografiye götürme aşamasında polis memurlarını kastederek muayene odasından çıkıp giderken “çıkın dışarı geri zekalılar” dediği sabittir. Sanığın sarf ettiği bu sözler katılanın onur ve saygınlığını incitecek bir sövme veya somut fiil isnadı değil, kaba söz niteliğindedir. Suçun maddi unsuru oluşmamıştır. Yukarıda belirtilen Ceza Genel Kurulu kararı da göz önüne alındığında sanığın katılan ve mağdura yönelik sarf etmiş olduğu sözler rahatsız edici ve kaba ifade niteliğinde olduğundan hakaret suçunun oluşmadığı ve bu nedenle yerel mahkeme kararının bu yönden bozulması kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.11.02.2026

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın