4. Ceza Dairesi 2012/34050 E. 2012/30238 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

4. Ceza Dairesi 2012/34050 E. 2012/30238 K. — Yargıtay Kararı

4. Ceza Dairesi 2012/34050 Esas 2012/30238 Karar 12.12.2012
4. Ceza Dairesi 2012/34050 E.,  2012/30238 K.

Tehdit suçundan sanıklar ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanıkların mahkumiyetine dair Karayazı Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.01.2012 tarih ve 2010/46-2012/10 sayılı hükmün sanıklar tarafından yapılan temyizin aynı Mahkemenin 04/04/2012 tarihli Ek Kararı ile süre yönünden reddine ilişkin kararın sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 03.07.2012 tarih ve 2012/16800-2012/15846 sayılı kararıyla “Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre Tebligat Kanunu 21. maddesine göre yapılan tebligat geçerli kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz süresinin geçmesi, nedeniyle Yerel Mahkemenin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itirazın, tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE, yerel mahkemenin redde ilişkin kararının ONANMASINA, ” ilişkin kararına karşı;
Yargıtay C.Başsavcılığının 22/10/2012 tarih ve 2012/139840 sayılı yazısı ile “İncelenen dosya içeriğinden;
Yerel mahkemenin 16.01.2012 tarihli hükmünün sanıkların yokluğunda verildiği, sanıkların yargılama evresinde verdikleri adreslere çıkarılan tebligatların, sanıklara 06.02.2012 tarihinde Tebligat Yasasının 21. maddesine göre tebliğ edildiği, sanık ...nın 20.03.2012 günlü ve sanık ...'un 21.03.2012 günlü Yargıtay ilgili Ceza Dairesine gönderilmek üzere yerel mahkemeye verdikleri dilekçe ile, yapılan tebliğlerin usulsüz olduğunu ve kararı infaz aşamasında öğrendiklerini belirttikten sonra temyiz nedenlerini sıraladıkları, bu talebin de yerel mahkemece değerlendirilerek 04.04.2012 tarihinde temyiz istemlerinin reddine karar verildiği, bu kararın da sanıklara tebliği üzerine sanıkların temyizin reddi kararını temyiz ettikleri anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CYY'nın "Eski Hâle Getirme" başlıklı 40. maddesinin 1. fıkrasında; kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale getirme isteminde bulunabileceği, "Eski Hâle Getirme Dilekçesi" başlıklı 41. maddesinde; eski hâle getirme dilekçesinin, engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verileceği, dilekçe sahibinin, sürenin geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin olguları, varsa belgelerini de ekleyerek açıklayacağı, dilekçe verildiği anda usule ilişkin yapılamayan işlemlerin de yerine getirileceği belirtildikten sonra "Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar" başlıklı 42/1. maddesinde;
"(1) Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Bu düzenleme 1412 sayılı CYUY'nın "Eski Hale Getirme İstidasının Mercii ve Bu Husustaki Kararlar" başlıklı 43/1. maddesindeki;
"Mehli içinde usul muamelesi yapılmış olsaydı esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse eski hale getirme istidası hakkında dahi o mahkeme karar verir" biçimindeki düzenleme ile tamamen aynıdır.
Ceza Genel Kurulunun 13.12.2011 gün ve 237-259, 16.12.2008 gün ve 144-234, 23.09.1974 gün ve 227-408 ile 16.04.1973 gün ve 213-345 sayılı kararlarında da açıkça vurgulandığı ve yargısal kararlarla da istikrarlı şekilde uygulandığı üzere, temyiz süresinin geçirilmiş olması nedeniyle ileri sürülen eski hale getirme istemleri hakkında inceleme ve karar verme görevi Yargıtay’a aittir.
Yerel mahkeme hükmünün yokluklarında verilmesinden sonra kararın kendilerine tebliğinden itibaren bir haftalık temyiz süresini kaçıran sanıkların, Yargıtay’a hitaben yazdıkları 20.03.2012 ve 21.03.2012 tarihli eski hale getirme istemi niteliğindeki dilekçesi hakkında karar verme görevi Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine ait olması nedeniyle yerel mahkemece bu istemin ele alınarak verilen temyizin reddi kararı hukuksal değerden yoksundur.
Bu itibarla, sanıkların eski hale getirme istemini içeren dilekçeleri üzerine yerel mahkemece verilen 04.04.2012 tarihli temyizin reddi kararı ile bunun onanmasına karar veren Özel Daire kararında isabet bulunmadığından kaldırılmasına karar vermek gerekmektedir.
Bu durumda da, yerel mahkeme hükmünün sanıklara tebliğine ilişkin evrakların incelenmesinde, Tebligat Kanunun 21. maddesine göre tebligat yapıldığı, tebliğ evrakına muhatabın tebligat saatlerinde adreste olmaması nedeniyle evrakın ilgili muhtarlığa teslim edildiği, durumu muhataba haber vermek üzere en yakın komşusu ...'a haber bırakıldığı hususlarının yazıldığı görülmektedir. Sanıklar müdafii tarafından Karayazı Sulh Hukuk Mahkemesinden 23.05.2012 gün ve 1 D.iş sayı ile tespit istendiği, bilirkişinin 28.05.2012 günlü raporunda sanık ... ... ile yakın komşusu olan ...'nun evi arasında 20 metre, diğer komşusu ...'nın evi arasında 15 metre, tebliğ evrakında adı geçen ...'ın evi arasında 750 metre mesafenin olduğu, sanık ... ile yakın komşusu olan ...'ın evi arasında 30 metre, diğer komşusu ...'un evi arasında 25 metre, tebliğ evrakında adı geçen ...'ın evi arasında 750 metre mesafenin olduğunu belirttiği ve evlerin konumlarını gösterir kroki sunduğu, 23.05.2012 günlü tespit tutanağında köy muhtarı ...'ün belirtilen tarihlerde taziye nedeniyle ... köyüne gitmesi ve kar fırtınası nedeniyle 20-25 gün köyüne dönememesi sebebiyle tebligatı sanıklara 20-25 gün sonra verebildiğini, azaların da köy işleri ile uğraşmadıklarından haber vermelerinin sözkonusu olmadığını belirttiği, ayrıca sanıklar müdafii tarafından dosyaya sunulan ... imzalı 28.09.2012 günlü dilekçede adı geçenin kararların varlığından haberdar olmadığını, PTT görevlileri tarafından bilgilendirilmediğini, kendisine karar verilmediğini, verilmişse de hatırlamadığını, bu konuda taraflara bilgi vermediğini belirttiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, sanıkların yokluğunda kurulan hükmün Tebligat Yasası ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine uygun şekilde sanıklara tebliğ edilmediğinin, bu duruma göre de sanıkların eski hale getirme istemlerinin kabulü ile temyiz isteklerinin öğrenme üzerine süresinde yapıldıklarının kabulü zorunlu olup, esasla ilgili temyiz incelemesi yapılmalıdır.
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle itirazın kabulü ile,
1- Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 03.07.2012 gün ve 16800- 15846 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2- Sanıklar hakkında İNFAZIN DURDURULMASINA,
3- Dosyanın esasının incelenerek,
6352 sayılı Yasanın 99. Maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308/2. maddesi uyarınca itirazın yerinde görülmemesi halinde dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi,” isteminde bulunulması üzerine dosya tevdi edilmekle Dairemiz heyetince incelenerek gereği düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 ve Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddeleri uyarınca, sanıklara yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı bu nedenle tebligat tarihinin aynı kanunun 32. maddesi uyarınca muhatabın tebliği öğrenmiş olduğu tarih kabul edilmekle Yargıtay C.Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri ve eski hale getirme talepleri yerinde görüldüğünden İTİRAZIN KABULÜNE, oybirliğiyle karar verilmekle dosyanını esasının incelenmesinde;
1- Dairemizin 03.07.2012 gün 16800-15846 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2- Sanık ... hakkında infazın DURDURULMASINA,
3- Sanık ... hakkında infazın DEVAMINA, durdurulması yolundaki talebin REDDİNE,
4- A- Sanık ... hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya dosya içeriğine toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine, uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanık ... ve müdafiinin yerinde görülmeyen itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
B- Sanık ... hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
a) Sanığın olay tarihinde... mevkiinden silah sesi duyduğunu, köy muhtarı olan ...'un o tarafa gittiğini öğrendiğini, muhtarın eşinin av tüfeğini muhtara teslim etmek için kendisine verdiğini, atına binerek... mevkiine doğru gittiğini, yolda jandarma ile karşılaştığını, komutanın sırtındaki muhtara ait silahı istediğini ve teslim ettiğini, ateş etmediğini tüm aşamalarda belirtmesi, müşteki sanıklar ... ve ... ve diğer tanıklar sanığın ateş ettiğine dair beyanlarının bulunmaması ve olay mahallinde bulunan kartuşların sanıktan elde edilen tüfekten atılmadığı yönündeki kriminal rapor da dikkate alındığında sanığın üzerine atılı silahla tehdit suçunu işlediğine dair kesin, yeterli ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Kabule göre de; 5237 sayılı TCK'nın 51. Maddesi uyarınca işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıl olduğundan, fiili işlediği sırada altmışbeş yaşını bitirmiş ve daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olan sanık hakkında mahkemece TCK 51.maddesinin uygulamama yönünde takdir gösterilirken koşulların oluşmadığını belirtmek suretiyle yasal ve yeterli gerekçe gösterilmemesi,
Yasaya aykırı bulunduğundan hükmün CMUK'nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, istem gibi 12/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın