4. Ceza Dairesi 2011/1633 E. 2011/5859 K. — Yargıtay Kararı
4. Ceza Dairesi 2011/1633 Esas 2011/5859 Karar 27.04.2011
4. Ceza Dairesi 2011/1633 E., 2011/5859 K.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289/1. maddesi gereğince 1 ay 15 gün hapis ve 2 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, cezası anılan Kanun'un 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek 1 ay 7 gün hapis ve 2 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, cezaların anılan Kanun'un 50/1-a ve 52/2 maddeleri uyarınca paraya çevrilerek neticeten sanığın 740,00 ve 40,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Nizip Sulh Ceza Mahkemesinin 14.06.2010 tarihli ve 2010/166 esas, 2010/650 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 26.12.2010 gün ve 76185 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2011 gün ve 1583 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: Tebliğnamede “1- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22.12.2009 tarih ve 2008/7470 esas, 2009/21076 karar, 26.01.2010 tarih ve 2008/6720 esas, 2010/777 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, ""...vedia sözleşmesinin bir türü olan yedieminlik kurumunun yediemine yüklediği muhafaza ve iade görevinin yalnızca kendisine teslim edilen yerde saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, hacizli malı satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı...", somut olayda sanığın savunmalarında borcun bir kısmını ödediği için hacizli malları satış yerine götürmediğini açıklaması, dosyada hacizli malların teslim amacı dışında tasarruf edildiğine dair ikrar, tespit veya benzeri herhangi bir delilin de görülmemesi, ayrıca 08.06.2009 tarihli haciz zabıt varakasına göre haczedilen mallar yediemin sıfatıyla sanığa teslim edildiğinde yedieminliğin hukuki ve cezai sonuçlarının sanığa ihtar edilmediği anlaşılmakla yasal unsurları oluşmayan suçtan dolayı beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, 2- Sanık hakkında üzerine atılı suçtan dolayı verilen 2 gün adli para cezasından 5237 sayılı Kanunun 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapıldığında 1 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20,00 Türk lirasından paraya çevrildiğinde 20,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ceza tayin edilmesinde,isabet görülmemiştir” denilmektedir. Gereği görüşüldü; Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu, fail açısından yapılan sınıflandırmaya göre özgü bir suçtur. Bu suç ancak yasal düzenlemede belirtilen hukuki ve fiili nitelikleri taşıyan kişiler tarafından işlenebilir. Özgü suçların failleri belirli bir yükümlülük altında bulunmaktadır. Bu nedenle özgü suçlar doktrinde yükümlülük suçları olarak da adlandırılmaktadır. 5237 sayılı T.C.Y.'nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun faili, kendisine rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malın resmen teslim edildiği kişidir. Hukuk uygulamasında bu kişiler yediemin olarak anılmaktadır. Yedieminin, suçun yapısı ve görevlendirilmesinin dayanağını oluşturan ilgili yasalardan kaynaklanan bazı yükümlülükleri vardır. İcra ve İflas Yasası hükümleri uyarınca yürütülen takipler nedeniyle gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında yediemin olarak görevlendirilen kişinin, İ.İ.Y.'nın 88. ve 358. ile halen yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Yasasının 468. maddeleri içeriğinden saptanan yükümlülükleri şunlardır: 1) Kendisine resmen teslim edilen malı/malları saklamak, korumak ve olduğu gibi (aynen) bırakmak. 2) Resmen teslim işlemini gerçekleştiren yetkili organ istediğinde hacizli malı kendisine teslim edilen yerde geri vermek veya hazır etmek. Belirtilen yükümlülükler aynı zamanda T.C.Y.'nın 289. maddesinde öngörülen teslim amacını oluşturmaktadır. Bu açıklamalar karşısında, yediemin sanıktan hacizli malı icra dairesi tarafından belirlenen satış yerine götürmesinin beklenmesi ve satış yerine götürmeme biçimindeki ihmali davranışın teslim amacı dışında bir tasarruf olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir. İncelenen dosyada yer alan iddianameye göre sanık hakkında icra takibi sırasında haczedilip kendisine yediemin olarak teslim edilen hacizli malları yapılan tebligata karşın satış yerine getirmeyerek muhafaza görevini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı görülmektedir. Dosyada bulunan haciz tutanağı, şartname, satış ilanı, muhtıra ile birinci artırma tutanağına göre hacizli malların yediemine teslim edildiği yer ile icra dairesince satışın yapılmasına karar verilen yer farklıdır. İcra dairesince sanığa muhtıra gönderilerek hacizli malları belirlenen satış yerine getirmesi istenmiştir. Yukarıdaki paragrafta belirtilen açıklamaya göre, yediemin sanığın hacizli malları satış yerine götürmemesi, teslim amacı dışında bir tasarruf olarak değerlendirilemeyecektir. Mahkemece, suçun maddi unsurunun oluşmadığı gözetilmeden kurulan mahkumiyet hükmünün, hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Yasa yararına bozma isteğinde yer alan diğer bozma nedenine gelince; Y.C.G.K.'nun 13.06.2006 tarih ve 2006/151-157 sayılı kararında " Öte yandan, yasa yararına bozma kurumu, kesin hükmün otoritesini etkileyen, ileri sürülen hukuka aykırılıkların saptanması ile sınırlı ve bu aykırılıkların savunma hakkını kısıtlama veya kaldırma sonucunu doğurduğu yahut hükmü etkilediğinin belirlenmesi durumunda, hükmün bu nedenlere dayalı olarak bozulmasını gerektiren, olağanüstü yasa yoludur. Yargıtay'ın olağan yasa yolu olan temyiz denetimi sırasında yasaya ve yargısal kararlara dayalı olarak gerçekleştirdiği uygulamaların tümünün, yasa yararına bozma kurumunda da geçerli olduğu söylenemez. Dolayısıyla, Yargıtay'ın öğretici ve yol gösterici niteliği gereği temyiz denetimi sırasında uyguladığı "kabule göre bozma" yöntemine, istisnai ve olağanüstü bir yol olan yasa yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede başvurulması sistemin özüne aykırıdır. Özel Daire kararı bu yönüyle de isabetli bulunmamıştır." denilerek olağanüstü nitelikte bir yasa yolu olan yasa yararına bozmanın kapsamı açıklığa kavuşturulmuştur. Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma başvurusunda yer alan (2) numaralı nedenin kabule göre bozmanın konusunu oluşturduğu ve esastan incelenemeyeceği konusunda kuşku bulunmamaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamenin (2) numaralı bendinde yer alan düşünce, kabule göre bozma nedeni kapsamında kaldığından, Adalet Bakanlığının bu bentle ilgili yasa yararına bozma isteğinin REDDİNE, ancak suçun maddi unsurunun oluşmadığına ilişkin istek isabetli bulunduğundan, muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık ... hakkında, Nizip Sulh Ceza Mahkemesince verilen 14.06.2010 tarih ve 2010/166-650 sayılı kararın, C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükümdeki hukuka aykırılık sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan yasa maddesinin 4-d fıkrası gereğince, sanığın, muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan BERAATİNE, 27.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.